Oyun mantığını bir kenara bırakırsak;
"hızlı" tempo pas yüzdesini düşürür, top kayıplarını arttırır. Bu, her açıdan rakibin topla oynama yüzdesini yukarı taşıyacak bir unsurdur.
Öte yandan modern futbolda artık 70-30 gibi topla oynama yüzdelerini San Marino, Andorra, Fareo Adaları maçlarında bile göremeyiz. Mesela Liverpool-Beşiktaş maçının topla oynama yüzdeleri 59-41 idi. Ki maç 8-0 bitti, ve Liverpool 90. dakikada bile hala gol atmaya devam ediyordu. Yine mesela, Avrupa Şampiyonası elemelerinde 0-13 biten San Marino-Almanya maçının topla oynama yüzdeleri de 59-41 idi.
Bunun haricinde, iç saha-deplasman gibi mental faktörler, pas çeşidi (oyun için söylüyorum), taktik diziliş, defans kurgusu, bloklar arası bağlantı (Ömer Üründül) gibi saha içi faktörler, rakibin gücü ve bu gücü o maç için kullanma kapasitesi gibi bir sürü yan faktör hesaba katılabilir.
Bu yan faktörler, çok uçuk neticelere gebe değilse (mesela Erzurum deplasmanındayız, -20 derece soğuk var, bizim takım da Antalyaspor, yine mesela biz top ille ayağımda olsun diyen Brezilya'yız, rakip de al senin olsun diyen İtalya, yine ve yine mesela biz Şampiyonlar Ligi'nden elenip lige sarılmış Fenerbahçe'yiz, rakip de aman yarabbim modundaki Kasımpaşa) topla oynama yüzdeleri her iki takım için de ortalama 45-55 seviyesinde seyreder.
Takımların gücüne, mental durumuna, oturmuşluğuna, taktiğine ve maçın havasına göre de terazi bir tarafa doğru tartar.
Bu noktada oyun içine dönersek;
Tempoyu normal veya düşük, pas seçeneğini kısa yapar, oyun kurucu kullanır, atak oyuncu kullanmaz, kontraatak seçeneğini kapatır iseniz, topla oynama ibresi NŞA'da size doğru kayar; bunların tersini yaparsanız rakibe doğru.
Yani, DisCo, xxestergonxx ve chewbacca128'nin de üstünde durduğu gibi, takımların genel oyun karakteristiğini belirleyici yan faktörlerin de bunda payı vardır.
Bir de tabi, oyun ile gerçek hayat mantığını bütünleştirebilmek için, oyundaki rakiplerin bu seçenekleri ne şekilde kullandığı hakkında ortalama bir fikrimiz de olmalı. Bunu da sanırım Ömer Abi'den (perpetua) öğrenebiliriz.
"Beşerin taptığı bir kendisinin heykelidir"