Aragones rüzgâra tükürecek mi?
Aragones, İspanya Milli Takımı'nı oynatırken, Fenerbahçe'de neler yapacağının sinyalini veriyordu. Gelin önce Aragones'in İspanya'sı EURO 2008'de neler yaptı, onu anlatayım.

GERi DÖNENi YAKAR!
* Hollanda'dan sonra maç başına en çok gol atan takım
* En az gol yiyen takım
* En çok şut ve gollük şut atan takım
* Her 2 kanadı da en çok kullanan takım
* Topla en çok oynayan takım
* 25-35 metrelik pasları en çok kullanan takım
* Çarpraz pasları en az kullanan 5 takımdan biri. İşte İspanya bu idi EURO 2008'de. Öne doğru oynayan takımdı. Federasyon başkanları "Bu takımda Aragones'in payı % 5'' dedi ama tam tabiri ile kıskançlıktan salladı. Çünkü bu takımı seçen, Raul gibi bir adamı dışarıda bırakan ve de bu futbolu oynatan Aragones'di. Yani payı, en kötü ihtimalle % 20 idi. Bunun anlamı açık. Gelin daha önce teknik adamlık yaptığı takımların maçlarını dahi izleyerek yaptığım analizlere ve İspanya'nın EURO 2008 yapısına göre 'Aragones Türkiye Ligi'nde neler isteyecek' onu anlatalım:

KÂBUSBAHÇE YARATACAK
1- Topu kaybeden oyuncusunu fena yapacak. İspanya, turnuvanın en az top kaybı yapan takımı idi. Fenerbahçe de öyle olacak. Bu nedenle takım topu ayağında fazla tutacak ama bu tutuş savunmadaki adamların değil, orta sahadaki ve gole dönük adamların ayağında olacak. İspanya'nın bu kupada topu ayağında en fazla tutan adamları Xavi, İniesta ve Silva idi. Fenerbahçe'de de böyle takım kuracak. Yani tek veya 2 ön liberonun önündeki 3 veya 4 adam topla çok ama hızlı oynayacak.

2- Takım kesinlikle kanatları kullanacak. Ayrıca savunmadan özellikle uzun toplar atılacak ama bu topların santrforlar tarafından alınmasına değil, rakip savunmadan dönüp kendi orta alan oyuncuları tarafından alınmasına yani ribauntlara önem verilecek. Böylece araya veya arkalarına atılacak toplar bakımından rakip savunma dengesiz yakalanacak. Yani rakipler için kâbusbahçe yaratacak. Peki bunlar Fenerbahçe'de şu anda var mı? Bakalım:

iNTiHAR TiMi KURACAK
Kadro Aragones'in kafasında şöyle şekillenebilir:
Gökhan Carlos Emre Güiza Semih Burak Deniz (Selçuk) Edu Lugano Volkan Alex
4-1-3-2 oynayacak bu takımı intihar Timi gibi gördünüz değil mi? Ama okumaya devam... Takım pres yapan ve gol atan takım olacak. Hiç transfer olmazsa Türkiye Ligi'ndeki takımı büyük olasılıkla böyle kuracak. Onun için orta saha 3'lüsü çok önemli. Bu 3'lü gördüğünüz gibi çok teknik ve öne oynama becerisine sahip. Ama!.. Ama en büyük sorun, "bu adamlar koşacak mı'' olacak? Çünkü yukarıda da yazdığım gibi, bu 3'lü koşmazsa asla takımda yer bulamayacak. Neden mi? Gelin aşağıdaki bölümü okuyun o zaman.

HÜCUMCULAR SAVUNMACILARDAN ZEKiDiR, ÇABUK ÖĞRENiR
Aragones'in tüm takımlarında tek felsefe var. Amele ruhlu, sadece savunmaya odaklı oyuncularla uğraşmıyor. Ne yapıyor? Alıyor kaliteli ve klas hücumcuları, öğretiyor nasıl savunma yapılacağını. Yani savunmacıya hücum öğretmeye çalışmıyor. Biliyor bu işin imkansız olduğunu. Hücumcuya savunma öğretiyor. Bu nedenle 'Aragones'in takımları, savunmayı iyi öğrenmiş hücumcu'lardan kurulu oluyor. Bakın EURO 2008 şampiyonu İspanya'ya. Takımda tek ön libero Senna dışında tüm orta saha hücuma yönelik. Hem de gözü kara hücumcular. İniesta, Xavi ve Silva. Ruhlarında deli gibi oradan oraya koşmak değil, sürekli öne oynayıp, araya pas atmak ya da hücumcularının yarattığı boşluğa girip, gol atmak var.
İspanya gibi bir ligde, bu 3'lünün toplam 14 gol atmış olması ne demek istediğimi anlatıyor. Sağ beki bile Ramos gibi, rüyasında bile orta sahayı geçmeye çalışan bir adamdan oluşuyor, gol attırmak uğruna.

EMRE VE ALEX'i NE ZAMAN KULÜBE KORKUSU SARACAK?
İşte bu nedenle Fenerbahçe'nin tek ön liberosunun önünde oynayacak 3 adamı, gole dönük adamlar olacak. O yüzden Fenerbahçe'de "Bu adamlar asla bir arada oynamaz" denilen isimleri, aynı anda sahada görmeye hazır olun. Yalnız Burak, Alex ve Emre deli gibi koşmaya ve de pres yapmaya zorlanacaklar. "Yapamazlar'' mı dediniz. Yedek kulübesi, pres yapamayanları bekliyor. Kendileri bilecek.

Fener'e ön libero adaylarım
Aragones'le anlaşılmadan önce bu satırlarda, "Eğer gelirse en önemli adamı Aurelio olur. Bu nedenle Aurelio satılmamalı'' diye yazmıştım. Nitekim yönetim de bu işin farkında idi ama yanlarında sıklıkla ağırlarken gördüğüm "Aurelio'nun menajeri'' yapacağını yaptı ve Marco gitti. Böylece oralarda ağırlanacak adamlara dikkat edilmesi gerekliliği de ortaya çıktı, bu ayrı bir konu... Marco'nun yerine en uygun aday, elbette Senna'dır. Hatta "Senna tam Aurelio'dur'' dersem yanlış olmaz. Villareal'de, Uruguaylı Eguren'le beraber çift ön libero oynardı. İspanya Milli Takımı'nda ise tek ön libero oynadı ve burayı tek alınca daha başarılı olacağını da gösterdi. Peki ya Senna olmazsa?.. Ortada Alfonso haberleri dolaşıyor. Bence de uygun ama alınması zor. İşte o zaman 3 adayım var. Bu adayların en önemli özellikleri gerek tek ön libero oynayabilmeleri, gerekirse yanlarında teknik ve hücuma dönük bir oyuncu olduğunda, 4-4-2 veya 4-2-3-1 gibi düzenlerde 2 ön libero yapısını da kolayca başarabilmeleri. İşte Fener'e tek ön libero adaylarım:

De Jong en uygunudur
Hamburg, geçen sezon Bundesliga'da Bayern'den sonra en az gol yiyen ikinci takım olurken, bu genç Hollandalının payı çok büyüktü. Jarolim'le beraber orta alanın ortasında mükemmel bir ikili oluştururken, bizzat seyrettiğim Hertha deplasmanında tek ön libero olarak oynamış ve gözüme de girmişti. Piyasaya ilk çıktığı Ajax'tan bu yana yaklaşık 5 yıldır izliyorum onu. Bu kadar mücadelenin olduğu bir bölgede oynayıp da 5 yıldır tek bir kırmızı kart görmemesi bile işini ne kadar iyi yaptığının kanıtı. 2010'a kadar kontratı sürüyor. Mutlaka araştırmalı yönetim.

Torsten Frings
Bana göre dünyanın en iyi TEK ÖN LİBERO oynayan adamlarından birisidir. Tek sıkıntısı 2 ön libero yan yana oynadıklarında zaman zaman duruş ve pozisyon hatası yapmasıdır. Bu sene sakatlıklarla boğuştuğu için ancak ligin 25. haftası sonrası forma buldu Werder'de. O sürede bile takımı daha az gol yedi. 31 yaşında ve bildiğim kadarı ile 2011'e kadar sözleşmesi var.

Lorik Cana
Daha 24 yaşında ama 3 yılda Marsilyalıların sevgilisi oldu bu Arnavut. 2012'ye kadar sözleşmesi var Marsilya ile. Ama son 3 sezondur maçların neredeyse tamamında forma giyiyor ve iddialı futbol ofisimde maçlarını izlerken görüyorum, gerçekten işini mükemmel yapıyor.

Güiza, Semih'i gol kralı yapar
Güiza'nın geçen sene attığı 29 golün 19'u deplasmanda. Yani öyle statik değil, sürati de olan bir golcü. Zaten Getafe'de iken oynadıkları 4 Barça maçının 3'ünde, Katalanlara gol atmayı başarmıştı. Yani zor takımlara atmayı özellikle sever. Bu nedenle derbilerde ondan gol bekleyin. Getafe'de oynarken Real Madrid ile Barnebau'daki maçlarını seyretmiştim. Schuster, o gün Getafe'yi 4-4-1-1 oynatmış, Güiza da tek forvet olarak Real'e golünü çakmıştı. Ama Getafe genellikle 4-4-2 oynuyor, Güiza da yanında Manu veya Pachon ile beraber gol arıyordu. Nitekim bu sezon Mallorca'nın 38 maçının 32'sinde önde çift forvet ile oynaması da, Güiza'nın bu işi sevdiğini açıkça gösteriyordu. Ama bu çift forvet biraz farklı idi. Güiza öndeki adam oluyor, diğer forvet onun yarattığı boşluklara sızan adam oluyordu. Yani tam bir 4-4-2 değildi oynadığı yapı. İşte bu tarzı Fener'de de uygulayacaklar ve bence özellikle Türkiye'de en önde Güiza, biraz arkasında Semih olacak ve bu yapı özellikle Semih'in daha çok boş alan ve de gol bulmasına yol açacak. Semih bu sezon sakatlık olmazsa 20 gol üzerine çıkarsa ve iki forvet beraber 45 gol atarsa kimse şaşırmasın. Ayrıca bu ikili bu sezon "en çok top kazanan hücum ikilisi'' olacaklar. Bu da takım savunmasına müthiş katkı yapacak. Ama Güiza, Semih'i keserse benim buna kişisel olarak itirazım olacaktır.

Rüzgâra yürüyen yüzüne tükürür
Çok sevdiğim bir İspanyol atasözüdür bu yukarıdaki. Ters işler yapan adamlar için söylenmiştir. Aragones bunu iyi bilir ve rüzgârı önüne değil, arkasına alarak yürür. Avrupa kupalarında iyi işler yapacak her takımımıza maksimum desteğim olacaktır. Bu nedenle de, asi bir Kızılderili olarak gördüğüm ve açıkçası "kimseye eyvallahı olmayan tavırları'' ile pek sevdiğim Aragones'e inancım tamdır. NOT: Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında oynaması gereken oyun, başka bir yazımın konusu olacaktır.

Dr. Gürkan Kubilay