-
86/87, 92/93 ve 03/04 sezonlarindan sonra dis etkenler tarafindan maglup edildigimiz bir baska sezon oldu.
Ha belki de iyi oldu, basarisiz olunca anlik nobetler disinda aglamiyorum/uzulmuyorum pek artik, akisina biraktim olaylarini. Isterse 10. olalim ama su yonetim gitsin, ondan basarisizlik pek baglamiyor beni. Ha bu sene kume dussek de 2010'a kadar bizle bu herifler, o ayri ya.
-
08.Ağustos.2007, 09:03
#2
Öss nedeniyle ara vermek zorunda kaldığım Turksportal'a dönüşüm,canımdan çok sevdiğim takımımın değerlendirmesi ile olsun.. 
Aslında Beşiktaş sezona çok umut veren bir futbol ile başlamıştı bence.Her ne kadar anlamsız transferler ve tecrübesiz hoca nedeniyle tedirgin olsam da bu güzel futbol karşısında şampiyonluk şansımızın yüksek olduğunu düşünüyordum.
Tabi ki hafızam hepsini net hatırlayamıyor,bu yüzden biraz maçkolikten hatırlatma yardımı alıyorum.
Bu sezon Öss stresi daha başlamamışken statta izleme şansı bulduğum maçta Konyaspor'u Bobo'nun golüyle yenip galibiyetle başlamıştı Beşiktaş...Daha sonra arka arkaya alınan iki deplasman golüyle her şey iyi giderken Kayserispor'la İnönü'de golsüz berabere kalıp ilk puan kaybımızı yaşadık.
Kayserispor maçından sonra Ankara'da Ankaraspor ile oynuyor Beşiktaş ve bu karşılaşma da 0-0 sonuçlanıyor.
Bu maçta doğrusu çok sıkıcı ve net hatırlıyorum uzun süre çift ön libero ile oynayan Beşiktaş son dakikalarda Sağlam'ın hamleleri ile hareketleniyor ama 90+3'te bulduğu golü hakem Vedat Yüksel nedenini kimsenin anlamadığı biçimde iptal ediyor,son dakika golü yemenin üzüntüsünü yaşayan Ankaraspor'lu futbolcular bile şaşkınlık içerisindeyken maç bitiyor.
Tabi bu gidişatta Beşiktaş taraftarı umudunu koruyor,en azından ben koruyorum,Vedat Yüksel'e bir daha Süper Lig maçı verildi mi takip edemedim ama o da yardımcı kurbanı olmuştu.
Heyecanlı bir sezon yaşadığımız kesin çünkü anlatacak çok maç varmış.
Tartışmalı Ankaraspor maçından sonra İnönü'de ki Denizlispor maçı da ilginçliklere sahne oluyor.Maalesef izleyemediğim maçta ilk 10 dakika da Denizlispor'un 2-0 öne geçtiği haberini alıyorum.''Ne oluyor?'' demeye kalmadan maç 1-2 oluyor önce ve sonra ilk yarı bitmeden Bobo beraberliği getiriyor.Daha sonra ikinci yarı da Tello maçta ki 2. golünü atıyor ve Beşiktaş 2-0 geriden geldiği maçı 3-2 kazanıyor.
Bu maçtan akılda kalanlar ise Tello'nun güzel oyunu,Beşiktaş'ın kazanma azmi ve haftaya Galatasaray deplasmanın da oynayacak Beşiktaş'ta 90+2 de Cisse'nin hakeme itirazdan-Alkışlamak???- gördüğü kırmızı oluyor.
Galatasaray deplasmanında Arda'nın kazandırdığı korner!!(Diatta'ya sor,hala aklımda???) ve bence hafif bir penaltıyla mağlup oluyor Beşiktaş ama sonuçta Galatasaray'da Lincoln ve Hakan'ın oynamadığı bir maçtı bu ve kesinlikle maçın hakkı beraberlikti.
Neyse kardeşim diyoruz içeride oynadığımız Gençlerbirliği maçını kazanıp Trabzonspor deplasmanına gidiyoruz.
Yine Beşiktaş'ın acayip maçlarından biri oluyor bu maç.Trabzonspor 6. dakika da 2-0 gibi bir skoru buluyor ama Beşiktaş yılmıyor ilk yarı da beraberliği buluyor yine.ikinci yarı da oyuna sonradan giren Bobo Beşiktaş'ı öne geçiriyor.
Denizlispor maçından sonra yine mi derken 79'da hakem Bülent Yıldırım Rüştü'yü kırmızı kartla oyun dışında bırakıyor.Gerekçe ceza sahasında dışında topa elle müdahale rakip kaleceyi geçse gol olucak,karar doğru gibi gözüküyor ama bu maçı da izlemediğim için ancak tekrarında izliyoruz,izliyoruz her açıdan Rüştü'nün topa elle müdahalesi kesinlikle söz konusu değil,topu omuzuyla çeliyor ama yardımcı hakem ısrarla attırıyor Rüştü'yü,tabi bunda yanlış aklımda kalmadıysa Umut'un da tiyatrosunun rolü büyük oluyor.Nitekim yine yardımcı hakem kurbanı oluyor Beşiktaş.Tabi iş burada bitmiyor,3 oyuncu değişikliğini kullanmış Beşiktaş.Kaleye Bobo geçiyor ve buna rağmen kalan 10 dakika da Trabzonspor golü bulamıyor.Beşiktaş inanılmaz gidişini böyle sürdürüyor...Tabi şaşkınlık içerisindeyiz ama bunları da gördükçe içimizde umut ateşi yanıyor,söndüremiyoruz.
Sonra iç sahada büyüklerin bu sezon ki belalısı İst. Büyükşehir Bld.'ye ile berabere kalıyoruz ve Fenerbahçe deplasmanına hazırlanıyoruz.
Daha bismilllah derken Bobo'nun golüyle öne geçiyoruz.Fenerbahçe'liler büyük şaşkınlık içerisinde kalmışlardır mutlaka.Çünkü bizim bile beklemediğimiz bir gol...
Ama golün erken gelmesi ile Beşiktaş daha az top kullanmaya başlıyor ve Fenerbahçe'nin yoğun baskısı karşısında etkisiz kalıyor.Önce beraberliği buluyor Fenerbahçe daha sonra da ikinci yarı da öne geçiyor...Golden sonra baskı kurmaya çalışsakta bir halta yaramıyor.Son dakika da attığımız gol ile bir an duraklasak da İsmet Arzuman pozisyonun öncesinde düdüğünü çalmış ama o atmosferde kimse duymamış oyun devam etmiş,İsmet Arzuman'ın çöldeki bedevi şansı nedeniyle Beşiktaş o pozisyonda golü buluyor ama oyunda hiç bir duraklama yok,Fenerbahçe'liler de oyuna devam edince kafalar karışıyor.Ama daha sonra izledğimiz de hakemin bariz düdüğünü duyuyoruz ama pozisyon hakkında faul mü değil mi tartışmaları hız kesmiyor.
Yönetim bu sırada çok büyük bir hata yapıyor ve önümüzde ki Sivasspor maçına paf takım ile çıkacağız diyor,gündem iyice karışıyor.Beşiktaş o karombolde Liverpool'dan 8 tane yiyip dönünce işler iyice sarpa sarıyor.Güya ayıbı temizleyin diye Sivas karşısında söz yutularak sahaya çıkartılan as takım da Sivas'a da yenilip ayıbı temizlemekten çok iyice batırıyor.Tribünlerde Alen ve diğer bir çok baş amigonun olmaması da Beşiktaş taraftarının da ivmesini düşürüyor.
İşte bu kritik 3 maç Beşiktaş takımını şampiyonluktan ediyor benim kişisel görüşüm.
Bundan sonra ilk yarının bitmesine kalan 5 maçta 4 galibiyet 1 beraberlik alıyor Beşiktaş.
Devre arasında anlamsız olaylar devam ediyor.Ertuğrul Sağlam kendi aldırdığı ve nedense istekli oyununa rağmen doğru düzgün oynatmadığı Higuan'i takımdan gönderiyor,bunun yanında büyük umutlarla alınan Diatta'da Higuain gibi takımdan kovalanıyor.Yerlerine Gordon ve Filip Holosko...
Holosko için pahalı diyordum transfer zamanında ama parayı hak ettiğini gösterdi.Gordon'un ise durumu ortada,nasıl geldiği de belli olan bir futbolcu.Dinamo parayı peşin veren Beşiktaş,youtube'da uygunsuz görüntüsü olan Drpcic'ten vazgeçmek istiyor ama Dinamo parayı vermeye yanaşmıyor.Drpcic yerine bize Gordon'u gönderiyorlar.Bu transfer mantığı aslında bu sezon Beşiktaş'ın ne kadar kötü yönetildiğini gösteren bir tablo oluyor.
İkinci devre de Konya deplasmanında geriye düşüp 90'da kazanıyor Beşiktaş.Aslında bu 90 golleri her zaman şampiyonluk habercisidir bence,ulan yoksa diyoruz ve yine bir umutlanıyoruz.Ertesi hafta İnönü'de sonuncu Kasımpaşa karşısında 2-0 geriye düşen Beşiktaş o karşılaşmayı da 4-2 kazanmayı başarıyor.Hatta binbir güçlükle 2. yarısı için alıp izlemek için dışarı çıkıyorum bu maçı.Kazanınca tabi acayip seveniyorum hatta güzel oyunu da görünce yine başlıyor neden olmasınlar.
Ertesi hafta yine İnönü'de yine geriye düşüyoruz.Bu kez rakip Gaziantepspor.İlk yarıda beraberliği buluyoruz...Dayanamıyorum yine bin bir yalvarmaca ile izin alıp ikinci yarıyı izlemeye gidiyorum.Beşiktaş iyi baskı kuruyor ama bir türlü gol gelmiyor.Beklediğimiz golü 77'de buluyoruz ve 88'de Rico ile karşılaşmayı 3-1 kazanıyoruz.
Kayseri deplasmanının gündüz olması sebebiyle evden kayboluyorum,tabi ki maçı izlemeye.Ama Kayserispor'un sert futbolu Beşiktaş'lı futbolcuları yıldırıyor ve yine bir mağlubiyet...
Bizde bu sene ilginç maç bitmez.İnönü'de Ankaraspor ile oynuyoruz...Maalesef bu kez izin alamıyorum maçı izlemek için gizli gizli radyodan dinlemeye çalışıyorum.Beşiktaş 80. dakikaya kadar 2-0 önde...
Ama bu dakikadan sonra n'oluyoruz demeye kalmadan 83 ve 86'da ligin iyi golcülerinden De Nigris rehaveti affetmiyor ve beş dakika da Beşiktaş laneti yine kendini gösteriyor,2-2....
Tabi herkes neye uğradığını şaşırmışken ben de radyoyu kapatıyorum.Daha sonra müjdeyi annem veriyor Beşiktaş kazanmış diye...Diyorum ne kazanması yaa!Deli gibi özeti bekliyorum ve Toraman'ın vurduğu topta 90'da Konya maçından sonra bir kez daha kazanıyoruz.
Sonrasında son dakikalarını zorlukla geçirdiğimiz Denizlispor deplasmanında galibiyetle dönüyoruz.
Haftaya Galatasaray deplasmanı var...Öyle bir ortam oluşuyor ki lig de,Galatasaray galibiyeti bizi kayıtsız mayıtsız lider yapıyor.İnönü'yü yine ziyaret etmek lazım,Konyaspor ve Ankaragücü maçlarından sonra...Ama artık Öss çok yaklaşmış oluyor,evden bu duruma hiç sıcak bakılmıyor ama kafaya koymuşum bir kere gideceğim diye..Parayı bir şekilde buluşturup,evden kaçarcasına maça gidiyorum.Statta ilk izleyeceğim derbi maç...Maç öncesinde Çevik Kuvvet engelini geçip maça az kala stada girmeye çalışıyoruz...Ama acayip kalabalık,ite kaka bir şekilde giriyoruz maça ama birlikte geldiğim Çanakkale grubunu kaybediyorum Yeni Açıkta...Bulmanın imkanı yok,stad tamamen dolu.Neyse diyorum yaa,çıkışta buluşuruz.Sonra maç başlıyor,bir ara acayip bir baskı kuruyoruz,ikinci yarıda...O sırada bir korner kullanılıyor tam önümüzden,Nobre vuruyor kafayı ve liderlik geliyor...
Tabi eve geri döndüğümde,bana geri dönüşü çok acı oluyor ama değiyor her şeye.
Bu kez Gençlerbirliği deplasmanı.Maç 1-1 devam ediyor... Bu maçı da izleyemiyorum,malum 1 hafta öncesinde maça kaçmışım.1-1 olduğunu duyunca da kahvede ki arkadaşı arıyorum ara ara.Tam artık dakika 90 ümit kesilmişken penaltı diyor...Ne penaltısı falan derken,oyun devam ediyor.Lan gitti liderlik,vermedi penaltıyı diyor ama ondan sonra da gol geliyor,liderlik bizde kalıyor...90'da kazandığımız kaçıncı maç 
Sonra Trabzonspor'u güzel bir oyunla iç saha da mağlup ediyoruz...Haftaya rakip İst. Belediye...
Doğrusu Fenerbahçe maçı kadar düşündürüyor bizi malum yönetimin ve Sağlam'ın hatası nedeniyle o zamanlar önliberosuz oynuyorduk...
Yine izleyemediğim bir maç,ama bu kez sonu iyi bitmedi...Biraz Bobo'nun,biraz Ekrem Ekşioğlu'nun biraz da hakemin katkısıyla mağlup olup liderliği bırakıyorduk.
Fenerbahçe'yi yenip liderliği alabilirdik ama teknik kadro ve futbolcu kalitesi yönünden bizden açık ara önden bulunan Fenerbahçe'yi de yenmek çok kolay olmayacaktı.Arkadaşlarım maçı İnönü'de izlerken ben ancak kahve de izleyebilecektim ama buna da razıydım.
Maç başladı yedik golü,çok uğraştık didindik beraberliği bulduk ama ilk golü atan Alex bir kez daha golü attı ve Fenerbahçe bu maçı da kazandı,bizimde şampiyonluk türküsü bitmiş oldu.
Gittik sonra Sivasspor'u deplasmanda yendik,tabi 90'da gol yiyip Sivasspor'a da bir kıyak çekmeyi unutmadık.Bu gol neredeyse bizi UEFA'dan da edecekti.
Daha sonra iç saha da Oftaşspor'a yenildik,artık önemli değil diyorduk ama aslında önemliymiş sonra dan anladık.Kalan 4 maçı kazandık ve sezonu 73 puanla 3. bitirdik...Eğer Oftaşspor'u yenebilseydik şimdi Şampiyonlar Ligindeydik.
Aslında zayıf bir kadro,tecrübesiz bir teknik adam ve artık çok net bariz hakem hatalarına rağmen ligi Fenerbahçe ile aynı puanda bitirebildik.Bence başarısız değildik.
Şampiyonlar Liginde sonuncu olmamıza rağmen aslında kolay gözüken zor bir grupta 6 puan almayı başardık.Bizi grupta bozan şey Liverpool'un ilk 2 maçta bize gelmeden önce sadece 1 puanda kalması idi.İçeride oynadığımız ve 90'da saçma sapan yediğimiz golle yenildiğimiz Porto maçı ve deplasmanda oynayıp maalesef Hakan Arıkan'ın bariz hataları ve Marsilya'nın acayip sert futbolu da bu sonunculukta pay sahibiydi.Liverpool'dan 8 tane yememiz ise Liverpool'un son 3 maçını kazanmak zorunda olmanın gazıyla oynaması,maalesef Hakan Arıkan ve bu maçtan önce Fenerbahçe maçında yaşananlar hep birer etkendi.Gerçi bize 8 atan Liverpool'un Marsilya'ya ve Porto'ya da 4 tane atması akıllarda bulunmalı...Yani aslında bence Şampiyonlar Liginde de çok başarısız değildik.
Türkiye Kupasında ilk maçın kurbanı olduk.50 tane pozisyona girip 1 gol atamazsan elenirsin.Biraz da şanssızlık kurbanı olduk diyebilirim.
Nitekim bir taraftar gözüyle Beşikaş bir sezonu böyle geçirdi...Umarım seneye tüm Beşiktaşlılar için daha iyi bir yıl olur.
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules