Tarih Kadıköy’de Yeniden Yazılıyor
İlk maçı deplasmanda 3-0 kaybedince umudumu kaybetmiştim. Ama oyuncularımı bunu hissettirmemem gerekiyordu. Bu nedenle maçtan 1 gün önce gerçekleştirilecek basın toplantısında, kendimize güvenimizin fazla olduğunu, hücumda Güiza’ya çok güvendiğimi, maçı kazanmak için tamamen ofansif bir anlayış sergileyeceğimizi, rakipten korkmadığımızı, rakibimizin bizim sahamızda oynadığı için korkması gerektiğini söyledim.
Basın toplantısından sonra son idmanı yapmak için sahaya çıktık. Takımda moral kazanılan derbi nedeniyle üst seviyedeydi. Basına yaptığım açıklamayı oyuncularıma da söyledim. Hepsinin gözlerinde kazanma arzusunu gördüm. Çoğu oyuncum maç öncesi yaptığım konuşmadan dolayı bana teşekkür etti.
Maça Lugano’nun yerine Önder’i koyarak başladım. Alex’in yerini doldurmak aslında çok önemliydi. Deivid’i tek AMC olarak oynattığımda verim alamadığımı gördüm, şimdi bu maçta çift forvet arkalarında Deivid ile başlasam ne kadar etkili oluruz bilemiyorum. Semih yerine başka oyuncu düşünsem Alex’in yerini doldurabilecek kalitede başka oyuncum yok. Maçtan sonra ne kadar kritik bir karar verdiğimi anladım. Deivid’i tek AMC olarak oynatmamak için Semih’i de AMC’ye çektim ve maça bu dizilişle başladık;
Maça hızlı başladık, uzaktan şutlarla kaleyi yoklamaya başladık. Dakikalar 6’yı gösterdiğinde ise, Savunmada topu kapan Önder Semih’e pasını verdi, Semih hiç topu tutmadan Deivid’e gönderdi. Deivid’de aynı şekilde direk Güiza’ya topu verip boş alana kaçtı. Verkaç başarı ile sonuçlanınca Deivid topu önünde buldu ve ceza sahasına girmeden şutu çekti, durumu 1-0 yaptı.
Dakikalar 36’yı gösterdiğinde sağ kanatta Kazım’dan aldığı pası hiç bekletmeden ceza sahası içinde bulunan Güiza’ya gönderen Deivid 2. golün oluşmasında da büyük katkı sağladı. Defansın topu ayağından kaçırmasıyla topu önünde bulan Güiza’ya sadece dokunmak kaldı. 2-0.
Kadıköy coşmuştu, taraftar 3 3 3 3 diye stadı inletiyordu. Artık Deivid’i tutabilene aşk olsun. Ceza sahasına girer girmez topla buluştu ve 2 defans oyuncusunu da güzel bir vücut çalımıyla etkisiz hale getirerek şutunu çekti, durumu 3-0’a getirdi. 4. hakemin gelip beni uyarmasıyla fark ettim golden sonra kulübenin üzerine çıktığımı.
Artık maçı dengeye getirmiştik. Şimdi çok risk alma zamanı değildi. Oyuncularıma devreye bu skorla girelim dedim ama beni dinlemediler. Yine golden 2 dakika sonra tartışmalı bir pozisyonda Kazım’ın pasını Deivid gol ile tamamladı. Bana ofsayt kokan bir pozisyon gibi geldi. 4-0.
4. golden sonra ilk devre bitene kadar geçen sürede ne yaptığımı hatırlamıyorum. Devre olduğunda Sampdoria’nın kaleye şutu yoktu. Hatta top kaleci Volkan’a 2 kere değdi sanırım. İşte istemek ve inanmak bu olsa gerek. Devre arası bende olayın şokunu yaşadığım için mükemmelsiniz, böyle devam edin diyerek soyunma odasından çıktım.
2. devre Sampdoria bazı riskler alsa da golü bulamadı. Kalemizde tehlikeli pozisyonlar yarattılar ve sonrasında kazandığımız kontraları biz iyi değerlendiremedik yoksa tarihi bir farkla maçı kazanabilirdik.
90 dakika sona erdiğinde, son dakikaların verdiği stres nedeniyle maçın bitmesiyle rahatlayarak gözyaşlarıma hakim olamadım. Oyuncularım 20 dakika soyunma odasına gidemedi, taraftar da sahayı terk etmedi ve bu maçtan sonra evimizde o kupayı istiyoruz tezahüratlarıyla inliyordu stad.
Maçtan sonra neden Sampdoria baskısını arttırdığında oyuncu değişikliği yapmadığım ve takımın bu esnada yiyeceği bir golle eleneceğini düşünmediğim soruldu. Takım gerçekten bugün iyi oynuyordu, döndüm yanımda oturan oyunculara baktım, onlar da iyi ama sahadaki hava bambaşka. Giren oyuncumun bu havayı yakalayamaması ve hata yapması olasılığı beni korkuttu. Bende değişiklik yapmadım. Duyduğuma göre Galatasaray’da turu geçmiş, onları da tebrik ediyorum ve finalde burada Galatasaray’ı karşımızda istediğimizi buradan iletiyorum. Lugano’nun boşluğunu çok iyi dolduran Önder’i, Alex’i aratmayan Semih’i ve 3 gol 1 asist ile oynayarak gecenin yıldızı olan Deivid’i tebrik ediyorum.








