-
24.Ağustos.2009, 03:32
#11
PAUL DUFFEN CANLI YAYINA KATILDI
Hull City başkanı Paul Duffen Sky Sports televizyonuna çıkarak son dönemdeki gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı. Phil Brown'ın görevine son verilip yerine genç ve tecrübesiz bir ismin getirilmesi sonucu büyük baskı altında kalan başkan basın toplantısı düzenlemek yerine TV'ye çıkarak, Hull taraftarlarının gelişmeleri en yetkili ağızdan duymasını sağladı.
İşte başkan Paul Duffen ile sunucu John Marsley arasında geçen konuşmalardan bazı bölümler:
-Marsley : Sayın başkan, hiç kuşkusuz ki Hull taraftarları arka arkaya iki şok birden yaşadılar. Açıkçası aynı şoku bende yaşamaktayım. Neler oldu, Phil Brown'ın görevine neden son verildi?
- Duffen : Bu gelişmeler aslında basına yandığı şekilde bir anlık gerginlik sonucu olan şeyler değil. Sizde biliyorsunuz ki Phil ile aramızda herşeyden yakın bir dostluk var. Ancak profesyonel insanlar iş ile dostluk ilişkilerini asla birbirine karıştırmazlar.
Klüp bünyesine girdiğimiz, klüp ile ilgili planlamalar, hamleler yapacağımız zaman isimler ve birebir ilişkilerle değil görev sıfatları ile, birer profesyonel olarak orada bulunuruz. Hull taraftarları her zaman takımın arkasında olan, iyi günde de kötü günde de takımı destekleyen çok farklı ve özel bir topluluk. Dolayısıyla böyle özel bir taraftar grubuna sahip bir takım olarak bizler de onlara her zaman daha iyisini verebilmek, daha büyük başarılar tattırabilmek için hep ileriye bakarak çalışıyoruz.
Phil ile ayrılık yaşadığımız nokta da ileriye dönük bakış açımızda oldu. Bizler vizyonu genişletmek, Hull City'i ülkenin önde gelen klüplerinden biri haline getirmek düşüncesi ile hareket etmek istiyoruz. Phil ise olaylara daha gerçekçi baktığı ve bunun mümkün olmadığı düşüncesinde idi. O'na göre gelebileceğimiz en üst noktaya gelmiş ve bundan sonra bu noktada tutunmak için hareket etmeliydik.
-Marsley : Peki basına yansıdığı gibi tartışmanın büyüdüğü, hararetli tartışmaların çıktığı ve Phil Brown'ın sinirli bir şekilde toplantıyı terkettiği doğru mu?
- Duffen : Hayır kesinlikle böyle birşey yok. Dediğim gibi sadece bir düşünce ayrılığı yaşadık. Biz beklentilerimizi ve geleceğe yönelik planlarımızı belirterek bizi bu beklentilere taşıyıp taşıyamayacağı konusunda kendisine olan güvenini sorduk. Phil 4-5 yıldan önce bunun mümkün olmadığını, bu süre zarfında olabilmesi içinde çok güçlü bir finansal güce ulaşmak gerektiğini söyledi. Ancak bizim asıl ayrılık kararı aldığımız an bu sene küme düşmememizin çok çok zor olacağını söylediği andı.
- Marsley : Ayrılık kararının sebepleri anlaşılıyor ancak madem hedef büyülterek daha büyük başarılar hedefleniyor, o zaman herkesin beklentisi takımın başına çok tecrübeli ve kendini ispatlamış bir ismin geçmesi olmaz mı?Takımın başına getirdiğiniz Gabi Huri tecrübesiz bile denemeyecek düzeyde, yani bugüne kadar amatör bir takım bile çalıştırmamış hatta antrenman bile yaptırmamış bir isim, üstelikte yabancı. Herhalde dünyada böyle bir atamanın eşi benzeri yoktur. Söylediklerinizle yaptıklarınız birbiriyle bir hayli çelişmiyor mu?
- Duffen : (gülüyor) Evet şu anda insanların neler düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Bu olayın hikayesini kısaca anlatmak istiyorum.
Gabi Huri ile basında yer aldığı gibi Londra'daki seminerde tanıştık. O gün, mezun olduğu antrenörlük kursundan yakın dostum Frazier Thomas ile karşılaştık ve sohbet etmeye başladık. Derken seni biriyle tanıştırmak istiyorum dedi ve Gabi'yi yanımıza çağırdı. Bizi tanıştırdıktan ve bir süre sohbet ettikten sonra bir ara kulağıma "Paul, bu delikanlının futbola bakış açısı ve vizyonundan çok etkileneceksin. Bugüne kadar çok kişiye diploma verdik ancak bu çocuk bambaşka" diyerek yanımızdan ayrıldı.
Bu şekilde Gabi Huri ile sohbete başladık. Ülkesinde altyapıya gerekli önemin verilmediği, klüplerin yapılanmasının yetersiz olduğu düşüncesinde olduğundan stajını ve ileriki futbol yaşantısını yurt dışında sürdürme kararı aldığını söyledi.
Frazier tekrar yanımıza geldikten sonra üçümüz öğle yemeği için bir restorana gittik ve sohbete burada devam ettik. Sohbetin bir bölümünde Avrupa'da, özellikle de İngiliz veya İspanyol takımlarının yada Ajax'ın altyapısında staj yapmayı arzuladığını belirtti. İngiltere'den hangi takımı isterdin diye sorduğumda Arsenal yada Newcastle olabilir dedi. Peki ya Hull City diye sordum bu kez. Cevabı "neden olmasın" oldu. Peki o zaman benimle Hull'a gelip altyapı sorumlularımızla tanışmayı ister misin? diye sordum. Hiç duraksamadan "Ne zaman gidiyoruz" şeklinde cevapladı.
- Marsley : Herşeye hazırlıklı olması ve kendine güvenmesi sizi etkilemiş anlaşılan?
- Duffen : Evet kesinlikle, ve böylece 2 saat kadar sonra yola çıktık. Uçakta devam ettiğimiz sohbetimizde modern futbol, taktik ve antrenman sistemleri hakkındaki bilgileri ve bakış açısıyla beni bir hayli etkilediğini itiraf etmeliyim. Özellikle bir takımın başarıya ulaşabilmesi için kendi bakışıyla gerekli olan adımları ve planlamaları anlattığında ilk kez o an "işte aradığımız adam bu" dedim. Çünkü o an farkettim ki O'nun için de "tepe noktası" denen bir kavram yoktu, hep daha iyisi, daha fazlası yapılabilirdi.
Hull'a döndüğümüzde kendisine ilk olarak tesisler gezdirildi. Bende o sırada yönetimdeki arkadaşlarıma bu genç hakkındaki izlenimlerimi aktarıyordum. Yönetimdeki arkadaşlarımın bana bakışlarından "Paul çıldırmış olmalı" diye akıllarından geçirdiklerini anlayabiliyordum (gülüyor). Daha sonra Gabi yanımıza geldi ve kendisini yöneticilerimizle tanıştırdım.
Bundan sonrası Gabi için adeta Harward'ın final sınavı gibiydi (gülüyor). O'na öyle sorular sordular, öyle sıkıştırdılar ki emin olun başkası olsa kaçar giderdi (gülüyor). Ancak o kadar rahat ve kendinden emin bir şekilde ve her soruyu o kadar güzel cevapladı ki arkadaşlarım her seferinde bana şaşkınlıkla bakıyorlardı.
Ardından yöneticiler bana "Paul, bu çocuğa altyapıda bir şans vermeliyiz" dediler.
Ben de "ne altyapısı, O'nu A takımın başına geçirmeyi düşünüyorum" dediğimde "Evet, başkan kesinlikle çıldırmış" bakışlarını yakaladım bu kez (gülüyor).
Ardından "şaka yapıyor olmalısın, tamam futbol bilgisi, bakış açısı her şey çok iyi ancak takımı nasıl çalıştıracak? Oyuncular onu nasıl benimseyecek? Taraftarlar ne der? vs..." şeklinde sorular geldi doğal olarak.
- Marsley : Haksızda sayılmazlar (gülüyor). Peki yönetimdeki arkadaşlarınızı nasıl ikna ettiniz?
- Duffen : Ertesi gün ikinci bir toplantı yaptık. Bu kez teknik kadroda görevli arkadaşlarımızın da katıldığı bir toplantı oldu. Bu toplantıda Gabi Huri bir takımın başında olsa;
* Antrenman sistemleri hakkındaki bilgisi ve kendisinin nasıl bir program uygulayacağı,
* Takımı sezona nasıl hazırlayacağı,
* Maçlardaki taktik anlayışı ve taktik sistemlerinin detayları,
* Oyuncularla nasıl iletişim kuracağı,
* Ligde yer alan diğer takımlar hakkındaki bilgileri...
gibi bir teknik direktörün görevleri ve vizyonu hakkında daha bir çok sorudan oluşan bir testten geçirildi.
-Marsley : Sonuç?
- Duffen : İnanılmaz. Futbol hakkında hiç bir faal tecrübesi olmayan bir insan kendini nasıl bu kadar geliştirebilir bilemiyorum.
- Marsley : Yani Gabi Huri'nin şuan ki durumuyla üst düzey liglerden bir takımı çalıştırabileceğini düşünüyorsunuz?
- Duffen : Evet kesinlikle.
- Marsley : Tüm bu gelişmeler ve testlerden sonra takımı O'na emanet etmeye karar verdiniz öyle mi?
- Duffen : Tabi ki bu kadar basit değil. Ben sadece bazı detaylara, bizi nasıl etkilediğine değindim. Bunun dışında O'nun bu göreve getirilmesi çok daha uzun bir süreç. Elbetteki koskoca Hull takımını sırf düşüncelerinden etkilendik diye bir anda bu genç çalıştırıcıya emanet etmedik. Burada birkaç aylık bir süreç var ve bu süreç içerisinde burada anlatmaya kalksam saatler alacak başka detaylar da var.
- Marsley : Peki bu konuda Hull taraftarlarına söylemek istediğiniz birşey var mı?
- Duffen : Sadece biraz sabır. Bu klübün başkanı olarak doğru bir seçim yaptığıma ve zamanın beni haklı çıkaracağına inanıyorum. Onlardan tek isteğim ön yargı ile yaklaşmadan sadece birkaç ay sabretmeleri. Tecrübe elbette ki çok önemli bir faktördür ancak Gabi Huri futbola bakış açısıyla, vizyonuyla ve futbol bilgisiyle tecrübe eksikliğini fazlasıyla kapatan ve gelecek yıllarda önemli yerlere gelebilecek bir potansiyele sahip. Üstelik bu genç yaşında baskıyı kaldırabilen bir olgunluk taşıyor.
Buradan son söylemek istediğim "Taraftarlarımız merak etmesin, KAPLANLAR doğru yolda!"
NOBLESSE OBLIGE!
17.06.2014
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules