Aziz başkan'ın Diyarbakırspor maçındaki olaylardan sonra söylediği çok güzel bir söz vardı; Diyarbakır bizim rakibimiz değil ki, bize karşı duyulan bu kin, öfke niye ? Diyarbakır'ın Fenerbahçe maçında puan kaybetmesi anormal değildir, kendi ayarındaki takımlara puan verirlerse sinirlenmeleri normaldir tarzında birşeyler demişti. Aziz Yıldırım'ın o günkü açıklaması bugün için de geçerliydi. Ankaragücü oyuncuları ve taraftarları şampiyonluğa koşan büyük bir takımı engelleyerek tarihe geçmek isteyebilirler, normaldir fakat 12-13 bin seyirci ortalamasıyla oynayan takım 4 bin kişiyle antremana desteğe giderse, yöneticileri 2 hafta öncesinden ortamı germek için binbir türlü yola başvurursa, başka takım yönetim ve taraftarları da Ankaragücü'ne ayrı bir yük yüklerse ortaya işte böyle bir Fenerbahçe ve Ankaragücü çıkar.

Maça fena başlamadık, korner golü ilaç gibi geldi ve rakibi uyutarak ilk yarıyı bitirdik. İkinci yarının başında gelen diğer korner golü Ankaragücü'nün direncini iyice kırdı. Cristian'ın muhteşem golüyle de noktayı koyduk. Bu goldeki önemli nokta yerde bir oyuncu görünce topu direkt dışarı atmamak gerektiğidir. Ciddi sakatlıklarda zaten hakem oyunu durdurur, bunun haricinde oyun devam etmeli. Premier Lig örneği gibi.

Maçın son bölümlerine kadar Ankaragücü'ne de pozisyon vermedik, 3-0'dan sonra rehavetten kaynaklanan verilen pozisyonlar da normaldir. Kazanma ve gol yememe serisine devam ediyoruz.

Ümit Özat buz gibi ofsayt olan pozisyona uzunca itiraz etti ve tribüne gönderilirken de hakemlerin 7 sülalesini andı. Ümit Özat villa davasından sonra yanına bunu da ekledi ve Fenerbahçe camiasında kendini seven az kişiyi de kendisine düşman ilan etti denilebilir.

Bu saatten sonra şampiyonluğu bırakmamız çok büyük sürpriz olur. Korktuğum önemli bir deplasmandan çok rahat ayrıldık. Takımımıza tebrikler.

Fener gol gol gol şampiyonluk geliyor...