D
DAVİD BERKOWITZ


“Ben Sam’in ogluyum. Küçük bir veledim.”

“Onlari incitmek istemedim. Onlari sadece öldürmek istedim”

Dehset, 29 Temmuz 1976’da Bronx’ta iki genç kadin bir arabanin içinde vurulmus olarak bulununca basladi. Arabalarin içindeki genç çiftler ve genelde sevgililer hedef olarak seçilmekteydi. Bir seferinde evlerinin önünde merdivenlerde oturan iki genç kadini öldürdü. Bir defasinda da okuldan eve gitmekte olan genç bir kadini vurdu. Kadin dehset içinde elindeki kitapla yüzünü kapatti. Katil ates etti ve önce kitap parçalandi, sonra kadinin kafasi. Bu saldirilar sona erdiginde New York’lu 6 genç ölmüs, 7 genç ise agir yaralanmisti.

New York’un eglence aleminin en hareketli yillariydi. Insanlar, apartman topuklu ayakkabilar, bol elbiseler giyiyor, küçük aynalardan yapilmis bir küre tavanda dönerken Be Gees müziginde dans ediyorlar ve bu muhtesem sehrin gecelerinin tadini çikariyorlardi. 1976-1977 yillarinda elinde bir 44’lügü olan biri sokaklarda dolasip insanlari öldürmeye baslayinca herkesin tadi kaçti. Ve ona ‘44 Kalibrelik Katil’ adini taktilar.

13 ay boyunca New York u dehsete düsüren dengesiz katil. Temmuz 1976 - Mart 1977 arasinda faaliyet göstermistir. Ufak tefek olup paranoyak ve sizofrendir. Mahkeme akli dengesinin yerinde olduguna karar verip 365 yil hapse mahkum etmistir.

Yine çifte cinayetin islendigi bir mekanda polis, uzun ve saçmaliklarla dolu bir not buldu. “Ben Sam’in ogluyum. Küçük bir veledim.” O andan itibaren bu acayip lakabiyla anilmaya baslandi.

13 ay boyunca Sehir korkunun pençesinde kivranirken polis herhangi bir sey bulamadi. Olayin çözülmesi 35 dolarlik bir park cezasi sayesinde gerçeklesti. Bir çift vuruldugu zaman bir tanik olay yerinden bir aracin uzaklastigini görmüstü. Önemli olan ise bu araca park cezasi kesilmis olmasiydi. Bilgisayar kayitlarindan Yonkers’ta yasayan tombul suratli bir posta hane görevlisi olan David Berkowitz oldugu tespit edildi.

Adami yakaladiklarinda arabasinin bagajinda bir cephanelik buldular. Sam’in Oglu bir katliam planliyordu. Long Island’da bir diskoya intihar saldirisi yapacakti.

Tutuklandiktan sonra Berkowitz, Sam’in Oglunu söyle açikliyordu; bahse konu Sam, komsusu olan Sam Carr isminde biriydi ve ona göre aslinda Büyük Seytan’di. Öldürme emirlerini Labrador cinsi köpegiyle gönderiyordu.
En az öyküsü kadar anormal olan Berkowitz, mahkemece akli yeterlilige sahip bulundu ve 300 yil hapis cezasina çarptirildi.

Hapishanede yakin zamanda dine yöneldi. Halen hapishaneden televizyon vaizligi yapiyor, Incil hakkinda vaazlar veriyor.
2002 yilinda sartli tahliye basvurusu mahkemece reddedildi.

60'lara damgasini vuran seri katil Charles Manson ise, 70'lerin ki de David Berkowitz'dir aslinda. Oysaki kendisi uzunca bir süre hak ettigi ilgiden yoksun kalmistir ve alt kültürde biraktigi derin iz ancak '90 sonlari gibi yüzeye çikmaya baslamistir.
SUMMER OF SAM gibi filmlerle. Sevimli, tombul ve sürekli gülümseyen bir yüzü vardir. Ama cinayet islerken de gülen bu sevimli yüze fazla güvenmemek gerekir.

Kurbanlarindan Bazilari;
29 July 1976 Donna Lauria (18) Jody Valenti (19)
23 October 1976 Carl Denaro (20)
26 November 1976 Donna DeMasi (16) Joanne Lomino (18)
30 January 1977 Christine Freund (26) John Diel
8 Mar 1977 - Virginia Voskerichian (19)
17 Apr 1977 - Alexander Esau (20), and Valentina Suriani, (18)
31 July 1977 - Stacy Moskowitz (20)

Hakkinda Kitap:
Confession of Son of Sam, 1985, David Abrahamsen

Hakkinda Film:
Summer Of Sam


DENNİS NILSEN

“Hep durmak istedim, ama yapamadım. Başka bir heyecan veya mutluluk kaynağım yoktu.”
“Ölümlere sebep olan rüyalar üretiyordum. Benim suçum buydu“

İngiliz seri katil. Britanyalı Jeffrey Dahmer olarak ta bilinen Nilsen 15 genç erkeğin öldürülmesinden suçlu bulunmuştur. Temel olarak bakıldığında standart seri katil profiline hiç uymuyordu. Çocukken hayvanlara işkence edilmesinden hoşlanmazdı. Daha sonra işgücü hizmetleri komisyonu için çalışarak kendisini zor durumda olanlara yardım etmeye adamıştı. Cinayetleri de incelendiğinde öfke ve nefretten ziyade tuhaf bir sevgiden kaynaklandığı görülmektedir.
Baba alkolik olmak üzere sürekli kavga eden iki ebeveynin meyvesi, Dennis. Travmatik çocukluğuna karşın otuzlu yaşlarının ortalarına değin cinayete bulaşmamıştır. Çevresindeki insanlar tarafından mazbut ve mazlum bir adam olarak tanınmaktadır.
Dennis formatif yıllarında travma üstüne travma yaşamış, bir nevi yaşayan hilkat garibesi olmuştur. Beş altı yaşlarında büyükbabası elinde ölmüş, çocukken tanımadığı bir adam tecavüz bile diyemeyeceğimiz tuhaf, anlamsız bir eylemde bulunmuş, midesine oturup mastürbasyon yaparak yüzüne boşalmıştır.
Askerlik hayatı sırasında bir ara kasap olarak çalışan Nilsen bu mesleğini daha sonraki yıllarda farklı alanlarda da kullanmıştır. Sürekli ayna karşısında ölü olduğunu hayal ederek veya daha ileri gidip vücuduna pudra ve boya sürüp öldürülmüş bir ceset görüntüsü ile mastürbasyon yapardı.
1972 yılında 18 yaşında bir askerle yaşadığı kısa bir cinsel ilişki sırasında ölü taklidi yaparken filmlerini çekmişti.
Aynı yıl ordudan ayrıldı ve Londra polis teşkilatına girdi. Ancak burada bir yıldan fazla kalamadı. Devlete bağlı bir iş bulma kurumunda çalışmaya başladı.
1978 Noel’inden birkaç gün sonra öldürmeye başladı.
Barda tanıştığı bir adamla eve gitti. Onunla ilişkiye girdi. Adam sabah gitmek isteyince Dennis onun kafasına bir şey ile vurup sersemletmişti, salonun ortasında su dolu bir kovanın içine adamın kafasını sokup boğdu. Salondaki parkeleri kaldırıp cesedi oraya gömdü. 2 gün sonra cesedi tekrar dışarı çıkarıp, küvette yıkayıp temizledikten sonra ona bakarak mastürbasyon yaptı. Vücuduna boşaldı ve onu bir süre evin çeşitli yerlerinde sakladı.
Sonraki 3 yıl boyunca 11 kişiyi bu şekilde öldürerek aynı sapık ayinleri tekrarladı. Ancak evde biriken cesetler sorun yaratmaya başlamıştı. Nilsen bununla baş edebilmek için iğrenç yollar deniyordu. Başlangıçta cesetleri dolaplara, parkenin altına ve kömürlüğe sakladı. Ancak bir müddet sonra onları parçalayıp bahçede yakmak zorunda kaldı. Kötü kokuları bastırmak için kamyon lastikleri de yaktı.
1981’de Nilsen başka bir daireye taşındı. Burada 3 genç adamı daha öldürdü. Cesetleri ise küçük parçalara bölüp tuvalete atıyor ve sifonu çekiyordu. Kafasındaki etleri sıyırmak için büyük bir tencerede haşlıyordu. Bu yok etme biçimi onun başına dert olacaktı. Binanın tuvalet boruları tıkanınca tamirci çağırıldı ve boruları insan kemikleri ve çürümüş et parçalarının tıkadığı ortaya çıktı.
Çok kötü kokan dairenin içinde polis, insan uzuvları ve parçalanmış cesetler buldu. Dennis Nilsen kendiliğinden 15 kişiyi öldürdüğünü itiraf etti ve her şeyi anlattı.
Öldürdüğü erkeklerin cesetlerini hemen yok etmemiş büyük bir özenle yıkamış, temizlemiş ve saklamıştır. Bu saklama süreci içerisinde bu cesetlere bakarak mastürbasyon eylemi de devam etmiştir. Dennis öldürdüğü erkekleri yıkayıp sterilize ediyor, bir miktar mumyalayıp onlarla yaşıyor. Ama yaşamadıklarını elbette bilerek. Daha önce dediğim gibi, Dennis arzu ettiğimiz kadar şizofren değil.
1983`te biten mahkeme sonrasında ömür boyu hapse mahkum olmuştur.
Dennis kendini izole ettiği kabuğunda yaşamış otuzlarına kadar, Üvey babasıyla dahi iyi geçinerek.
Dennis eşcinsel. İlk cinayeti yattığı bir adam. Ne bu cinayette ne de diğerlerinde soğukkanlılığını yitirmiyor Dennis.
Genellikle kravatla boğuyor, ya da lavaboda boğuyor.
Dennis'in arabası yok, yani cesetleri evden salimen tahliye etme şansı da yok. Bu yüzden mabedi olan evi mezarlığı da oluyor.
Ama dennis asosyal işte, dünyadan bihaber. Sevgililerini bulduğu gay barlardan, gazetesini okuduğu parklardan başka gittiği bir yer yok.

Dennis hapishanedeyken medyatik bile oluyor. Hatıralarını yazıyor. Ayrıca Dennis Yakalanmasının Ardından Hapiste Olduğu Süre Boyunca Hannibal Lecter Gibi Oldukça İlginç Karakalem Çizimler Yapmıştır. Sad Sketches Adıyla Romantik Bir De Resim Kitabı Hazırlıyor.

Hakkında Kitap:
Silence Of The Lambs, Thomas Harris
Killing for Company, 1985, Brian Masters

Şimdilik bu kadar ilgiye göre devamıda gelecek......