Daha 8 sayı öndeydik, Oğuz'u oyundan al diye bağırmaya başladığımda... Momentumu kaybetmiştik.

Kadın Basketbol takımının 17 sayı önde olmamıza rağmen kaybettiği Salı günü oynanan Spartak maçının bir numaralı sorumlusu Ratgeber'di. Ama bu mağlubiyetin bir numaralı sorumlusu Roko Ukiç'tir. Koçun tek kabahati son dakikaları onunla oynamakta ısrar etmesi olabilir. Çünkü bu maçın son dakikalarında sahada olmayı, sahada kalmayı haketmiyordu.

Olimpiyakos'un 12 sayı geriye düştükten sonra yakaladığı tempoda elbette Papalukas'ın rolü yadsınamaz. Ama bence bu temponun asıl kahramanı da Roko Ukiç'ti. Sanki "koş-koş" basketboluna ihtiyacı olan bizmişiz gibi, sanki temponun artması bizim işimize yarayacakmış gibi resmen Olimpiyakos'un tuzağına düştü ve takımı yaktı.

Birileri bu çocuğa Michael Jordan olmadığını anlatsın. Onun görevi tek başına maç alıp kahraman olmak değil, onun görevi takımını düzgün yönetmek, maçın temposunu kontrol etmek, arkadaşlarını sıcak tutmak, en doğru tercihleri yapmak... Evet, sıcak tuttu; ama rakibi... Gerek top kayıpları, gerek top kaybından beter zarar veren zorlama hücumları...

Oğuz Savaş ayrı bir alem zaten. Koç ona haddinden fazla sabretti. Bir adam beş senedir oyununu bir santim yukarı çekmez mi arkadaş? 40 kilo popoyla zaten hareketli uzunların arasında şaşkın şaşkın dolaşıyor, kaybolup gidiyor. Ayakları ağır Nesteroviç dahi resmen ribaunt-show yaptı.

Yenilgiden çok son birkaç dakika takımın kaderine razı bir halet-i ruhiyeye bürünmesi koyuyor insana. Tabii bunda da baş kabahatli Ukiç... Koçun kabahati de onu oyunda tutmak... Çünkü belliydi ki, bugün takımla ilgisi yok. Bugün kendi oynayacak.

Bir çuval incir berbat oldu. Yazık oldu. Keşke 12 sayı öne geçmeden yenilselerdi. Böylesi fena koyuyor.

Kara Şubat geri döndü. Ne felaket bir haftadır? Üç günde üç hezimet. Salı akşamı Spartak'a 17 sayıdan verilen maç. Dün Erkek Voleybol takımının Galatasaray'a kaybettiği 3-2'lik maç. Bugün 12 sayıdan Olimpiyakos'a teslim olmak... Yarın yine Spartak maçı var. Ondan da umutsuzum. Cumartesi Kasımpaşa maçına kadar gidecek anlaşılan bu seri. Kırarsak orada kıracağız.

Bu takıma inancını yitiren arkadaşlar... Bu takımın başına gelenler tarihte kaç takımın başına gelmiştir. Kimse onlar kadar ter akıtmıyor, kimse onlar kadar savaşmıyor. Bugün bize final-four hayalini yaşattılarsa sadece alkışlanmalılar. Onlara olan inancın kaybolduğu yerde hiçbir takım inanılmayı haketmiyor demektir. Bu takım her şart altında elinden geleni yapmıştır ve elensin elenmesin sadece alkışı hakediyor. Elbette eleştireceğiz, mağlubiyetin sebeplerini irdeleyeceğiz. Ama bu takım hep başımızın üstünde bir yere sahip olacak. Bunu fazlasıyla hakediyorlar.