Son günlerde futbol kamuoyundaki spekülasyonlala ilgili Asbaşkanımız Şekip Mosturoğlu Kulübümüz adına açıklamalarda bulunuyor:

Basın mensupları hoşgeldiniz, Deprem ve tsunami felaketinden dolayı Japon Halkı’na taziyelerimizi ve geçmiş olsun dileklerimizi sunuyor; çeşitli sebeplerle Japonya’da bulunan çok sayıda Türk vatandaşımızın da bu felaketi en ufak bir yara dahi almadan atlatmış olmasını umuyoruz.

Değerli Basın Mensupları;

Şampiyon olmak adına şaibe yapmakla, karşı takımların kalecilerini futbolcularını ayartmakla suçlanan ve adeta her fırsatta futbol dünyasının derin devleti yakıştırması yapılan kulübümüz, başkanımız ve yönetimimiz acaba son maçta mı futbolcuları ayartmayı şike yapmayı mı unutmuşlardır. Fenerbahçe bu kez şaibe yapmayı unuttuğu için mi şampiyon olamamıştır. Yıllardan beri adeta her şampiyonluğumuzda bizleri hakemleri etki altında bırakmak, federasyonu kullanmak gibi son derece çirkin iddialarla itham edenleri bugün bir kez daha lanetliyoruz.

Liderliğe yükseldiğimiz andan itibaren Fenerbahçe düşmanlarının ve futbol dünyasında yaratılmaya çalışılan Fenerbahçe düşmanlığının ne kadar çirkin bir boyuta ulaşabileceğini hep beraber gördük ve bundan utanç duyduk. Biz şampiyon oluyorsak bunu gerçekten hak ettiğimiz, yöneticilerimizin gece gündüz demeden gösterdikleri özverili çalışmaları, futbolcularımızın sahada akıttıkları terleri, taraftarımızın Türkiye’nin dört bir yanında tribünlerde sesleri kısılıncaya kadar tezahürat yaparak takımlarına destek vermeleri ile kazanıyoruz.

Fenerbahçe’nin şampiyonlukları hak edilmiş ve bazı kendini bilmezler tarafından kirletilemez şampiyonluklardır. Şimdi sormak istiyorum: Fenerbahçe şampiyon olsa lig kirli ancak Bursaspor şampiyon olduğu için temiz midir? Bu nasıl bir ayıp bu nasıl bir ahlak yoksunluğudur?. Türkiye’de futbol, bunları dillendirenler bunları savunanlar ve bunlara inanarak prim verenler ile hiçbir yere varamaz. Ne milli takımlarımız ne kulüp takımlarımız böyle kısır tartışmalar ve yıpratma kampanyalarının yürütüldüğü bir ülkeden çıkarak uluslararası arenada kalıcı ve istikrarlı başarılar elde edebilirler.

Futbol ailesi içleri çürümüş bu insanları aralarından derhal temizlemelidir. Bu zihniyet yok edilmezse Fenerbahçe Spor Kulübü bir yıl şampiyonluk kupası kaybetmiş olabilir ama ülke futbolumuz tüm geleceğini kaybedebilir. Türk futbolu komplocu ve iftiracılar eline bırakılamayacak kadar kıymetli ve değerlidir.

Değerli arkadaşlar bu bölümü not almanıza gerek yok ,Bu konuşmanın 19 Mayıs’ta, lig şampiyonluğunu kaybettikten hemen sonra yaptığımız basın toplantısından birebir alındığını hatırlayacaksınız.

Bu açıklamadaki kişi ve kurumların isimlerini değiştirdiğimizde, geçen sezondan bu yana değişen hiçbir şey olmadığı çok net bir şekilde görülecektir. Gelinen noktada artık bu senaryolar, komplo teorileri, kitleler tarafından da itibar görmemektedir.

"Bugün Şerefli 2.’liklerden Bahsedenlerin Futbolu Kirlettiği Ortadadır"

Şerefli 2.’liklerden bahsedenlerin, o 2.’likleri, bize karşı alamadıklarını bir kez daha hatırlatırız. Sayın Süleyman Seba’ya ait "şerefli ikincilik" sözünün manevi anlamını da aşan "daha" şerefli ikincilikler kulübümüzün yakın tarihinde bulunmaktadır.

Bu ikincilikler, camiamızı çok derinden üzmüş ve travma yaşatmış olsa da, bu düzen içinde kulübümüzün ne denli temiz olduğunun da en açık göstergesidir. İkinciliklerimiz, futbolun "derin abisinin" aslında kimler olduğunu, kimlerin futbolu kendi çıkarları için kirlettiğinin en açık göstergesidir. Kendilerini "temiz ligci" olarak isimlendirenlerin gerçek yüzünün ne olduğunu bugün herkes bir kez daha görmüştür.

Sayın Süleyman Seba’yı referans gösterenler, bugün Süleyman Seba’yı "Efsane başkan" yapan değerlerin, "son maçta düşen ya da şampiyon olan takımı belirlemek" ya da "Lig bizim kupa sizin" gibi değerler olmadığını anlamalıdır.

"Geçmişte Düşüncesizce Yapılan Açıklamalar Tarih Boyunca Peşinizi Bırakmaz"

Değerli arkadaşlar; bazı talihsiz açıklamalar söylendiği anda yarattığı etkinin çok fevkinde olan etkilerini yıllarca sürdürebilir. "Kupa bizim, lig sizin" söylemi bundan 2-3 sezon öncesine ait.

Hayatın cilvesine bakın, bu sezon Beşiktaş ile Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası’nda aynı gurupta yer aldı. Ne tesadüftür ki, Trabzonspor, Beşiktaş’a yenildi, Beşiktaş’ın kupada ilerleyişine izin verdi

Beşiktaş da Trabzonspor’a yenildi ve Trabzonspor’un şampiyonluk iddiasını sürdürmesine olanak tanıdı. Biz de bugün bu sonuçlara bakarak ve o söylemi hatırlayarak bir anlam mı çıkarmalıyız?

Görüyor musunuz düşüncesizce söylenen bir söz tarih boyunca peşinizi bırakmıyor. İşte bu yüzden hala Süleyman Seba’yı size örnek olarak gösteriyoruz.

Her sezon benzer şekilde talihsiz açıklama yapmayı gelenek hale getiren Beşiktaş Kulübü; Trabzonspor’un açıklamasını takiben bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada bir bölüm, son derece çarpıcı geldi bizlere.

Şöyle ki açıklamada, "TFF, Trabzonspor ile oynadığımız maçı berabere bitirmek için hakeme talimat verdi ama sonuç Trabzonspor’un galibiyeti ile bitti. Yani biz oyunu bozduk" anlamına gelen ifadeler kullandı.

Beşiktaş Kulübü Yönetimi, çok net bu anlamı ihtiva eden bu açıklamanın sorumluluğunu da önceki talihsiz açıklamaları gibi tarih boyunca taşıyacaktır. Onun içindir ki asla Süleyman Seba gibi efsane bir başkanın nitelikleri sizlerde bulunmuyor. Onun içindir ki size kimse efsane demiyor.

Trabzonspor maçın hemen ardından, Beşiktaş Basın Sözcüsü Mete Düren, "Hakemlik bir durum yok, biz kendimize bakalım" diyen Beşiktaş Basın Sözcüsü Sayın Prof.Dr.Mete Düren’in ardından, kulübün fırsatçı yaklaşımla kaleme aldığı internet açıklaması Beşiktaş Kulübü’nün samimiyetinin ve ciddiyetinin çok basit bir şekilde dışa vurumudur. Bu açıklamadan biz bilerek yenildik anlamı çıkmaz mı? Kamuoyu hangi açıklamaya inanmalıdır? Mete Düren’in kendi açıklamasına mı? Mete Düren’in imzasının da olduğu kulüp açıklamasına mı?

"Trabzonspor Başkanı Özür Dileme Makinesine Döndü"


Sayın Sadri Şener, son günlerde sürekli özür diliyor. Çok özür dilemek çok hata yapıldığına delalettir.

Şener, Kayserispor maçının ardından tribünlerden atılan yabancı madde kafasına isabet eden hakem Yunus Yıldırım’dan özür diledi. Sayın Şener’in bu özrü kabahatinden büyük mü bilemeyiz. Ancak benzer eylemlerde, Kulübümüz 2 maç seyircisiz, Gaziantepspor ise hükmen mağlubiyet ve 1 maç tarafsız saha cezası aldı. Trabzonspor ise yalnızca 1 maç saha kapatma cezası aldı.

Sayın Şener, bugün şikayet ettiği futbol federasyonun, bu olay sebebiyle Trabzonspor’a verdiği cezayı nasıl değerlendirmektedir? Sayın Şener, değerlendirmesinin ardından belki TFF’den de özür dileyecektir.

Sayın Şener, Beşiktaş maçının ardından da Beşiktaş Kulübü’nden özür diledi. Şener, hocasının kafasına ayakkabı fırlatılan maçın ardından, "Şeref Tribünü’nde bir itiş kalkış oldu. Sonra ben camia adına özür diledim. Şenol hocayı sakinleştirmeye çalıştık, sakinleşti soyunma odasına gitti. O da haklıydı. Beşiktaş’a karşı 10 kişiyle galip gelmek kolay değil. Zoru başardı, sevinmesi doğaldır. Beşiktaş camiası bizim çok sevdiğimiz bir camiadır. Bir hatamız olduysa kusura bakmasınlar. " dedi.

Trabzonspor aynı açıklamasında, Gençlerbirliği’nin haklarının kim tarafından savunulacağını soruyor. Emin olun, Gençlerbirliği yönetimi de en az Trabzonspor yönetimi kadar kendi haklarını savunmaya muktedirdir. Ancak merak ediyoruz, Kayserispor ile oynanan her iki maçta da Trabzonspor lehine olan hakem hatalarından dolayı Trabzonspor Yönetimi ne yapmıştır? Tahmin ediyorum Sayın Şener, böylesine bir alışkanlık edindiğinden Kayserispor yönetiminden de özür dilemiştir. Bilemiyorum basın yansımadı

"Trabzonspor’un Açıklamaları Suç Oluşturmaktadır"

Aynı açıklamada, Trabzonspor yönetimin kendi hakkını kendinin almaya muktedir olduğu, saha dışı yöntemlere başvurulacaksa bu yöntemlere de başvurulacağı yazılıdır. Açıklamanın bu bölümü, hem ceza hukuku, hem futbol disiplin hukuku bakımından suçtur.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Kimse hukuk dışında hak arayamaz, hele hele hiç kimse kendi hakkını kendisi alamaz.

"Medyanın bir bölümü inine çekildi!"

Yine aynı açıklamada, "inine çekilen" medyadan bahsedilmektedir. İne neyin çekildiği herkesçe malumdur. Açıklamanın bu kısmının muhatabı "medya" olduğuna göre, Sayın Sadri Şener, sanırım, bundan sonraki ilk fırsatta da medyadan özür dileyecektir.

"Şener’e göre, 70’li Yılların Yönetici Anlayışı"

Açıklamada "70’li yılların "geride kalmış" yöneticilik anlayışından bahsetmektedir. Bugün Trabzonspor yönetiminde bulunanların, 70’li yıllarda en çok şampiyon olan takımının Trabzonspor olduğunu bilmediği anlaşılmaktadır.

70’li yılların yönetim anlayışı, açıklamada kast edildiği üzere yanlış ve hatta gayrı ahlaki bir anlayış ise bundan en çok Trabzonspor yararlanmıştır. Bence, Trabzon fırtınasının tohumlarını atan ve her biri birbirinden değerli şampiyonlukları elde eden 70’li yılların başkan ve yöneticileri içinde bulundukları maddi koşullar göz önünde bulundurulduğunda elleri öpülecek, şükranla anılacak insanlardır.

Sayın Sadri Şener bu açıklamadan dolayı hiç vakit kaybetmeden Trabzonspor’u Trabzonspor yapan 70’li yılların başkanlarından, yönetim kurulu üyelerinden, teknik adamlarından ve futbolcularından da özür dilemelidir.

Kısacası, imzasız yayınlanan son açıklamadan dolayı, Sayın Şener’in özür dilemesi gereken o kadar kişi ve kurum var ki, Sayın Şener özür dilemeye bugün başlasa, özürlerini herhalde ancak ligin sonuna bitirebilir.

Bir kez daha vurgulamak isterim ki çok hata yapanlar çok özür diler. Sadri Şener, özürlerine son vermek için, nerede yanlış yaptığını düşünmeli, sonradan özür dilemeyeceği tasarruflarda bulunmalıdır.

"Çelişkilerden İbaret Açıklamalar"

Burada sizlere, maçlarımızda yapılan hakem hatalarından Trabzonspor Kulübü özelinde mukayese yapabilir; bunları görsellerle de destekleyebilirdik. Ancak bunun kimseye faydası yok, olmaz da. Üstelik bu mukayese herkes tarafından zaten açıkça görülüyor ve biliniyor.

Yapılanların hata olduğunu düşünüyorsak sorun yok. Ancak eğer art niyet olduğuna inananlar varsa, bunları içinde tutmasınlar; şüphelerini yetkili mercilere hemen iletsinler. Eğer hem art niyet olduğunu düşünüyor hem de gerekli şikayetleri yapmıyorlarsa, faydasız polemiklere girmemelidir.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak yaptığımız açıklamalar, yine aynı kişiler tarafından deforme ediliyor. Ben buradan tekrar etmek istiyorum, tıpkı Başkanımızın devre arasında ifade ettiği gibi;

"Bizim isteğimiz, hakem atamalarında ve kararlarında standardizasyon; hakemlik müessesesinin eğitim ve imkanlarının artırılarak hata oranlarının en aza indirilmesi."

Bunun dışında hiçbir amacımız yok. Bu düşüncenin de dün olduğu gibi bugün de arkasındayız. Yani hakemlik müessesinin çağı yakalamasını istiyoruz. Bu konuda dün olduğu gibi bugün de aynı söylemdeyiz, çizgimizi koruyoruz.

Düşüncelerinde değişiklik olanlar, başkaları… Buna ilişkin çok sayıda örnek vermek mümkün ama ben örnek vermeyeceğim çünkü bunların kimler olduğunu herkes görüyor sezonun 2.yarısından itibaren zaten hepimizin gözleri önündeler.

Bu arada Sayın Şener’in, TFF’den UEFA’dan yan hakem istediğine dair açıklamalarına da bir paragraf açmak istiyorum. Sayın Şener, TFF’nin elinde UEFA yardımcı hakemi yoktur. Aslında UEFA da hakem ya da yardımcı hakem yoktur. Eminim, federasyonun elinde UEFA yardımcı hakemi olsaydı, onlar da seve seve UEFA hakemlerini maçlarımızda görevlendirirdi.

Muradınız, FIFA yardımcı hakemi ise lütfen bizim maçlarımıza da diğer takımların maçlarına da bir bakın. Sadece bu istek üzerinden TFF’yi salvo ateşine tutmanızı zorunlu bir kusur arayışı çabası olarak görüyorum.