Ne güzel bir yazı... Serdar Gürel beyefendiye kucak dolusu teşekkürler.

Biz Fenerbahçe'yi çoğu şeye gücü yetecek, hakkını yiyenin dişini sökecek kadar bu ülkede ağırlığı olan, yapanın yaptığını yanına kâr bırakmayacak, hesap sormaya muktedir bir kulüp sanıyor, onun gücüyle övünüyorduk. Çocukluğumuzdan beri böyleydi. Kim ki bizim hakkımızı yer, Fenerbahçe başkanı onu bir kükreyişle koltuğundan eder. Böyle gördük.

Ama bizi uykudan uyandıran, sandığımız kadar büyük olmadığımızı öğreten, burnumuzu defalarca ve defalarca sürttürerek kibirlerimizden arındıran Aziz Yıldırım yönetimine çok teşekkür ederiz. Onlar sayesinde derviş olmayı öğrendik: "Döğene elsiz gerek/Söğene dilsiz gerek/Derviş gönülsüz gerek/Sen derviş olamazsın." Döğüldük, elsiz olduk; sövüldük, dilsiz olduk. Gönlümüzde dünyevi başarılar ve hırslar yer bulmaz oldu. Aziz Yıldırım sayesinde biz derviş olduk. Kulübü kapatsalar n'olur ki? Onuda çekeriz sineye.

Fenerbahçe'yi "vur kafasına, al elinden lokmayı" haline getiren, kaybedilen haklarımızı ülkenin komedi mevzuuna dönüştüren kerameti kendinden menkul Aziz Yıldırım ve avanesine sonsuz teşekkür! devam edin, devam. Bir kulübün kapısına kilit vurmadıkları kaldı.