Aziz Yıldırım çıksın ve konuşsun diyeceğim. Çıkamaz. Trabzon başkanı açıklama yaptı; 5 gün kafasını kuma soktu ve 5 gün sonra resmi yalanlama mercii (zaten başka bir işe yaradığı da yok) Şekip Mosturoğlu tarafından suya sabuna dokunmaz bir açıklama yaptı. Ne dediler? Hakemleri tartışmayalım? Eğitelim, fasa edelim, fiso edelim, vesaire, vesaire... Bilindik inciler... Daha Trabzon başkanı açıklama yaptığı gün ortalığı yaygaraya veremeyen ve "alın kulüpler birliğinizi başınıza çalın" diyemeyen aciz bir Fenerbahçe başkanı... Şimdi hangi yüzle çıkıp diyecek: "Kuddusi Müftüoğlu tartışmalı Kasımpaşa-Trabzon maçının hakemidir. Aynı hakemin Fenerbahçe-Bursaspor maçında da böyle tartışılır kararlara imza atması oldukça düşündürücüdür." Diyemez; çünkü zamanında Trabzon'un açıklamalarını yutkunarak sindirdi, üstelik güya Fenerbahçeyi savunuyorum diye hakem avukatlığına yeltendi. Çünkü Kulüpler Birliği başkanlığını çok sevdi. O şampiyonluklar kaçıp gittikten sonra ağlayıp sızlar. O "hesap sorarım haaaa" der ama ne hikmetse daha masaya gelen hiçbir hesabı ödemedi.

Sonra, iş Fenerbahçe taraftarına gelince kelle kıran, baş kesen olan stad güvenliği, Bursasporluların meşalelerine nasıl göz yumdu? Fenerbahçe başkanının dişi niye bir tek Fenerbahçe taraftarına geçiyor? Fenerbahçe taraftarının sokamadığı maddeleri deplasman taraftarı sokabiliyorsa, stadın sahibi olmakla övünen bir başkanın hiç mesuliyeti olmadığını düşünmek saçmalık olur.

Fenerbahçe sahipsiz, Fenerbahçe kimsesiz... Fenerbahçeyi korkak ve beceriksiz adamlar yönetiyor. Fenerbahçe onlar sayesinde artık "olacak o kadar"a konu olacak derecede komik hallere düşürülüyor.

Ben şimdiden yazayım da: AZİZ YILDIRIM İSTİFA! DÜN, BUGÜN, YARIN... DAİMA! AZİZ YILDIRIM İSTİFA!