-
19.Haziran.2011, 22:48
#38
5. maçın son saniyesinde Shipp'in el üstü basketini saymazsak seri tam kafamda şekillendirdiğim gibi geçti. Hatta sezon... Son maçı canlı izlemedim; gece eve gelince 23:30'da FB Tv'nin tekrar yayınından izledim. (Bu satırları yazarken de aynı maç yayınlanıyor.)
Aralık 2011 tarihinde bu forumda:
-"Bu lige Fenerbahçe-Galatasaray finali yakışır" dedik.
Tahmin ettiğimiz gibi oldu. Olması gereken buydu. Galatasaray burayı zorlayacağının sinyalini vermişti.
Galatasaray aynı günlerde -biz Karşıyaka'ya kaybettiğimizde sanırım- liderliğe yükselmişti.
-"Ligi kaçıncı sırada bitireceğimiz önemli değil. Bu takımı 7 maçlık bir final serisinde hiç bir takım dört defa yenemez" dedik.
Yenemediler ve yenmeleri kolay değil. Basketbol mucizesi olurdu. Şapka çıkartırdım.
Seri öncesi bazı Galatasaraylı arkadaşlar arasında "deplasmanda bir maç alırsak içeride taraftar desteği ile kazanırız" muhabbetleri döndü.
-"Olmayacak işler olur ve bu takım ama içeride ama dışarıda, hesapta olmayan bir mağlubiyet alabilir. Saha avantajını bile ilk maçta yitirebilir. Ama mühim değil... Saha avantajı filan hikaye; bu takıma sökmez" dedik.
Nitekim kazandığımız 4 maçın 2 tanesini deplasmanda kazandık ve şampiyonluğa 13 bin ateşli Galatasaray taraftarının gözleri önünde uzandık.
Yine;
-"Bu takım bu seride bir maç kaybedecekse bu muhtemelen 3. maç olur" dedik.
Öyle oldu.
3. maçı kaybettikten sonra;
-"Türkiye liginde hiç ama hiçbir takım Fenerbahçe Ülker'i iki kere üst üste yenemez" dedik.
Yani 4. maçtan emindik. Öyle oldu.
-"Seri 4-1 biter" dedik.
Shipp'in son şutu ve Kaptan'ın hastalığı hesapta yoktu. Sağlık olsun.
1 maç gecikmeli de olsa kupa daha sezon başından belli olduğu adrese gitti.
Tarihimizin ilk şampiyonluğu 1991 yılındaydı. O zamanlar final serileri 5 maç üzerinden ve tarafsız sahalarda oynanıyordu. Rakip TOFAŞ'tı. Seri 2-2 olmuştu. 5. maç Antalya'daydı. 16 yaşına yeni adım atmıştım. Antalya Atatürk Spor Salonu o güne kadar görmediği ve göremeyeceği coşkuyu o gün yaşamıştı. Bir dakika oturmamış, yıkmıştık salonu, yıkmıştık. Tarihimizin ilk şampiyonluğu idi. Çok özeldir.
2007 Şampiyonluğu 100. yılımızdaydı. Aydın hoca önderliğinde Fenerbahçe'ye fazla şans veren yoktu. Rakip Oktay Mahmudi'li Efes'ti. 4-0'la süpürdük. 4 maçın üçünde Mahmudi'nin takımını 50 sayı civarında tuttuk. O da çok özeldir. Hiçbir saniyesi aklımdan çıkmaz.
2008 ve 2010 şampiyonlukları var arada ama beklenen şampiyonluklardı zaten. (En azından benim için... Mesela geçen yıl normal sezonu kötü geçirsekte, takımdan hiç ümidini yitirmeyenlerdendim. Üstelik yardımcı koçla şampiyon olduk.) Fakat bu 2011 şampiyonluğu daha ayrı, daha güzel oldu. 1991 ve 2007 şampiyonluğu en özelleridir ama rakip Galatasaray olduğu için, heyecan bakımından değil de, nitelik bakımından tarihin unutulmayacak şampiyonlukları arasına geçecektir.
Emeği geçen herkese teşekkürler.
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules