Antep maçından sonra yaptığım çıkış biraz sert olmuştu. Ancak diğer maçlarında sonuçlaını öğrendiğimde sinirim biraz olsun azalmıştı. 5.liğimiz artık garantiydi. En yakın rakibim Kasımpaşa ile aramızdaki puan farkı 8 olarak kalmıştı. Ertesi gün ofiste Leon Osman ile görüşürken fazla sert çıkıştığımıda kabul etmiştim. ancak takımın toparlanmaya ihtiyacı vardı. Son dönemdeki maçlarda formları gitgide düştü.

Avrupa Ligine daha iyi bir noktada katılmak için yakın puanda olduğumuz ancak ikili averajla üstümüzde olan Gençlerbirliği ile mücadele edecektik artık son iki maçta Önce Avni Aker'e gidecek ardından da İnönü'de sahaya çıkacaktık. Önümüzdeki maçlara bakınca 4.lüğü büyük ihtimalle kaçırmıştık. Ama kim bilir şeytanın bacağı bu sefer belki kırılgan çıkar ?

Trabzon maçında ligdeki kötü gidişatına rağmen Trabzon favori gösteriyordu. Şota'nın gelmesinden sonra takım az çok toparlamıştı. Bizde gitgide formdan düşüyorduk.



Takımı yaptığım sert konuşmanın ardından biraz daha toparlanmış gördüm antremanlarda. bu iyiye işaretti. Önümüzdeki 2 maçta en azından yenilmemeye oynayacak bir takımım vardı. bunu bana farkettirdiler.

Maç günü geldi çattı. Dışarıda Trabzon taraftarının uğultusu kulakları tırmalıyordu. Takımları ne durumda olursa olsun bu taraftar takımını yalnız bırakmıyordu. Ancak takımıma bu uğultuyu susturmaya geldiğimizi ve akşam evimize dönerken mutlu bir şekilde döneceğimizi söyledim. 5.liğimiz garanti ama 4.lük için bastırmamız gerektiğini anlattım. Sahaya kanatlarımız hariç tam kadro çıkıyorduk.



Maç boyunca ortada bir oyun geçti. Takımlar genel olarak ceza sahalarına girmekte zorlanınca uzaktan şutlar çekmek zorunda kaldı. Trabzon ise ayrıca maçın gidişatını sekteye uğratıyordu. Maçta 17 faul yapmışlardı. Kornerler ve uzaktan şutlarla etkili olmaya çalıştık ancak kaleyi yeterince bulamayınca, Trabzonspor'da aynı performansı gösterince maç başladığı gibi 0-0 bitiyordu.





Maç sonunda Gençlerbirliği ile aramızdaki puan farkı 1'den 3'e çıkıyordu. ikili averaj üstünlüğüde GB'de olunca ligi 5. sırada bitirmemiz garantileniyordu. Kesin bir şekilde seneye avrupa ligine gidiyorduk. Biraz'da şans ile. GS ile FB final maçını oynayacaktı. İki takımda avrupa kupalarına gitmeyi ligdeki sıraları göz önüne alındığında garantileyince 5. sırada bulunan takımda Avrupa Ligine gidecekti. Süper Ligde 2. sezonda böyle bir yerde bitirdiğimiz için mutluydum. Özellikle bunu kafamdaki hedeften 1 sene önce gerçekleştirmek ayrı bir gurur kaynağıydı benim için.

Ancak Avrupa ligi için yeterli bir kadrom yoktu. Takımın Kale hariç her bölgede takviyeye ihtiyacı vardı. Bunun için çalışmalarımı hızlandırdım. Genç ve geleceğe yönelik oyuncular arıyordum. Türk oyuncular çok pahalı yabancı oyuncularda kota nedeniyle sıkıntı yaşıyolardı. Bunu aşmak içinde bir takım oyuncuları takımdan uzaklaştırmak zorundaydım. Bu konuda her ne kadar istemesemde en rahat takımdan ayrılacak oyuncum Gaona Lugo idi. Kensini takip eden 4 ispanyol kulübü vardı. yeni kontrat imzalamadığı için her ne kadar değeri 3.3M€'ya kadar çıksada 2.5M€'luk serbest kalma maddesi elimi kolumu bağlıyordu...