Türkiye Süper Ligi 16/17 Sezonu 20. Maç
Rakibimiz Sivasspor'du. Deplasmanda -3 derecede oynayacaktık. Bu buz gibi şehirde taraftarımızın içini ısıtmamız gerekiyordu. Kritik bir süreçte ilerliyorduk. ilk dört sıradaki takımların ensesindeydim. En ufak puan kayıplarını değerlendirmem gerekiyordu. Tabi en ufak puan kaybım bu dörtlüden kopmam demekti. Takımdak stres bi hayli fazlaydı. Umarım bu stresi ve baskıyı sahada işimize yarar bir şekilde kullanabiliriz.
Maça inanılmaz tutuk başladık. ilkyarıda pozisyon bulmakta çok zorlandık. Havanın etkisi ile zaten oynamaya çok elverişli olmayan bir yerde takımımız da adapte olmakta zorlandı maça. Sivasspor ise saha avantajını iyi kullanıyordu. 38. dakikada Oğuzhan Taşlı'nın attığı gol ile 1-0 öne geçiyordu. Ilk yarı bu skorla tamamlanıyordu. Oyuncularıma rakip ile aynı şartlarda oynadıkları hatırlatıyordum devre arasında. Kendilerine güveni yerine gelmiş gözüküyordu oyuncuların. 2 .yarının hemen başında da Yasin Öztekin'in golü gelince takım rahatlıyor ve adeta sazı alıyordu eline ve başlıyordu çalmaya. Ataklarımız sıklaştı ve rakibi boğmaya başladık. Önce 59. dakikada Türker Bozkurt; 1 dakika sonrada Esmael Gonçalves'in golleri ile durumu bir anda 1-3'e taşıdık. Bu sert havada adeta içimizi ısıtmıştık. 1-3'ten sonra Sivasspor her ne kadar dengeyi kurmaya çalışsa da bunda başarılı olamadı. Bizde başka gol bulamayınca maç 1-3 galibiyetimizle tamamlandı. Zorlu bir deplasmanı kazasız atlatıyorduk.
Ligde ikide iki yaptık. Şimdi sırada kritik Avrupa kupası maçları vardı. Rakibimiz Hollanda temsilcisi Vitesse idi. Kendi ayarımızda bir takım. Deplasmanda en azından beraberlik çıkarbileceğimizi biliyorum. Esas hedefim ise Hollanda'dan galibiyet ile dönmekti. Hollandaya gittiğimizde bizi havaalanında bir grup taraftar karşıladı. Şaşırmıştım. Açıkçası böyle bir şey beklemiyordum. Henüz bizim gibi itibarı düşük olan bir takımın avrupada destekçisi olması şaşırtıcıydı. 100'e yakın taraftar vardı.
Maç öncesinde Vitesse takımı medya'da önde gösteriliyordu. Bizi çok fazla tanımamalarının etkside var tabi bunda. Hollanda basını ise kolay bir galibiyet bekliyordu. Onlara hazırladığım bir süpriz vardı halbuki
Oyuncularıma hafta boyunca sık sık hatırlattığım bir şey vardı. Bizi kimse tanımıyor. Ne yapabileceklerimizi kimse bilmiyor, bizi küçümsüyorlar. Onlara ne kadar küçük! olduğumuzu göstermeliyiz. Maça çıkmadan önce soyunma odasında yine aynı şeyi hatırlattım. "Buraya kadar başarıyla geldik. Bundan sonra hepimiz bu başarıyı daha yukarılara taşımak için mücadele edeceğiz. Bizi küçük gören herkese ne kadar küçük olduğumuzu gösterin." diyerek takımı sahaya yolladım.
Vitesse karşısında kontrollü bir oyun tercih etmiştim. ilk yarıda istediğimiz gibi topu dolaştırıyorduk. Takım kısa sürede bu kadar yolculuğu kaldıramayacağını biliyordum. Bu yüzden ilk yarıda kontrolü elime alıp ikinci yarıda kontra bir oyun sergileyecektim. Tahmin ettiğim gibi rakip beni küçümsemişti. Daha maçta 20. saniye dolmadan Gonçalves kalitesini gösteriyor ve takımımızı 1-0 öne geçiriyordu. Bu golle maça iyi başlamış kontolü elimize almıştık. Rakibe tam bir soğuk duş olmuş bütün stadı adeta maç bitmeden susturmuştuk. Topla oynuyor ancak rakip kaleye gitmekte zorlanıyorduk. Rakip kaleye bir iki denememiz daha oldu ancak başarılı olamadık bu denemelerde de. İlk yarıyı bu skorla kapatıyorduk. Oyuncularım güzel bir ilk yarı geçirmişti. Hepsini tebrik etmiş ama rehavete kapılmamalarını tembihlemiştim. Bir iki oyuncu garipsese de bu söylemimi beni anlamışlardı.
İkinci yarıya da baskılı başladık. Vitesse kendini toparlamış beraberlik için bastırırken 49. dakikada sahneye yine Gonçalves çıkıyor ve çabukluğunu konuşturarak durumu 0-2'ye taşıyordu. bu golden sonra takımı kontra'ya çekmem gerektiğini düşündüm. Vitesse yükleneceği için arka tarafta açıklar verecekti. Bu açıklardan da fazlasıyla yararlandım ve Vargas'ın 57 ve 61. dakikalarda attığı 2 golle durumu 0-4'e taşımıştık. Oyuncularım yorulmuşlardı artık. Geriye yaslanınca topun kontrolü rakibe geçti bu dakikadan sonra. Kalemiz dövülürken Ali Ömer inanılmaz toplar kurtarıyor; arka arkaya seken topların tamamlanmasıyla gelen 3 şutu mükemmel bir şekilde savuşturarak harikalar yaratıyordu. Özellikle bu pozisyonda sonra şevki iyice kırılan Vitesse bir daha kalemize tehlikeli bir şekilde gelmekte zorlanınca maç 0-4 sona eriyordu.










