Sürecin en başında beklediğim hocanın görüşmeyi reddetmesi veya Hasan Şaş & Davala ikilisini göndermesiydi. Tabii bu beklentim çok ütopik.

Şimdi bu olayı iyi ve kötü yanları diye ikiye ayırmak lazım. İyi yanları bence üç tane, ilki artık ezilen, rezil olan bir Türk Milli Takımı izlemeyiz. İkincisi bu olayda siyası baskı olduğu aşikar, Göksel Gümüşdağ'ın hiç bir resmi görevi yokken bu olayda en etkin rolü oynaması herşeyi gözler önüne seriyor. Sow'un randevu alabildiği başbakandan Ünal Aysal randevu alamıyordu, artık hem TFF hem de siyasilerin gözünde Galatasaray'ın duruşu farklı olacak. Üçüncüsü ve en önemlisi bana göre zaten yıllardır ortada olan gerçek artık iyice ortaya çıktı, Türkiye'de teknik direktörler ikiye ayrılıyor, Fatih Terim ve diğerleri. Türk ve Yabancı bir çok isim varken 4 maçlık da olsa gel deniliyorsa, bu Fatih Terim'in kariyeri açısından ciddi bir prestijdir. Yaşayan en büyük Türk'e de bu yakışır.

Kötü yanları, bir mucize olur da gidersek Dünya Kupası'na, Türk Futbolunun bir numaralı düşmanı Demirören bir Galatasaray'lı sayesinde prestij kazanacak, o koltuğa iyice yapışacak. Fatih Terim artık daha fazla yorulacak, Galatasaray'a ayırdığı zamandan çalınacak, sürekli spekülasyon ve mesnetsiz ithamlarla uğraşmak zorunda kalacak.

Bu saatten sonra iki temennim var, umarım Dünya Kupasına gidemeyiz ve bu Milli Takım olayı 4 maç ile sınırlı kalarak kapanır, diğeri de en kısa sürede Fatih Terim'le minimum 3 senelik bir sözleşme yapılması. Çok istiyorlarsa hoca yerine birini önersin Milli Takıma, ona danışmanlık falan yapsın en fazla. Galatasaray açısından çok kritik bir sene bu sene, kaos en son ihtiyacımız olan şey. Ünal Aysal zeki bir adam, zaten bu süreçte Fatih Terim'le konuşurken muhtemelen Galatasaray'ın da çıkarlarını düşünerek hareket ettiler. Açıklamasındaki isteğini resmiyete dökmesi lazım.

Son olarak o kadar çok seviyorum ki, kızamıyorum hocaya ama bu federasyonla çalışacak olması çok net üzüyor beni. Milli Takım'dan iyice soğudum 1-2 senedir, bu olay tüy dikti resmen.