Sanırım Trabzonspor, Fenerbahçe ve nihayet Beşiktaş'ın da daha dördüncü turda elenmesinin ardından, artık rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye Kupası'nı sevmiyoruz. Sevmiyoruz, çünkü epitopu ölü bir turnuvadan ibaret. Kupayı kazanan takım bile para kazanamadığı için, kulüpler yapısal olarak önemsemiyor. Yıldız futbolcular, sakatlanıp da ligde uzun süre oynayamama riskini göze almadıkları için kendilerini vermiyor. Yedek kadrolar bile, artık vitrin dahi olamayacak kadar gözden yiten bu turnuvayı pek takmıyor. Turnuva sadece, büyük takımlar kaybettiği zaman ilgi çekiyor - o da 24 ila 48 saatlığına. Bunun dışında hiçbir zevki, atmosferi, albenisi yok. Beşinci turda Galatasaray da elense, herhalde şaşırmayacağız.

Türkiye Kupası'na yatırım yapan sponsor (Ziraat Bankası) ve yayıncı kuruluş (ATV - A Haber) haklı olarak sanki çok önemliymiş gibi turnuvayı pompalamaya çalışıyor; ama nafile. Sorun şu ki, Türkiye bir futbol ülkesi değil. Türk insanı futbolu o kadar da sevmiyor, "futbolseverler" o kadar da çok sayıda maç izlemiyor, statlara gitmeye o kadar da istekli değiller. Zaten televizyon dizileriyle aynı gün ve saatta yayımlanan turnuvaların başarı şansı Türkiye'de çok düşük. Şampiyonlar Ligi bile, eğer maçta Türk takımı yoksa, yayıncı kuruluşun başına bela olabiliyor.

Fethiyespor'un teknik direktörü Engin İpekoğlu'nun, maç sonrası açıklamasını bir hatırlatayım:

"F.Bahçe'yi elemek düşündüğümüz bir şey değildi. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum. Hem ligi hem kupayı nasıl götüreceğiz bilemiyorum. 17-18 kişilik dar bir kadromuz var. Endişeliyim. Denizli maçı bizim için daha önemliydi."



Birkaç mesaj önce anlatmak istediğim ilk kalın yaptığım yazı.Kimse takmıyor bu kupayı yedek diye adlandırılıan oyuncular da dahil.Engin İpekoğlunun açıklamaları da kanıtlar nitelikte.

Ya format değişmeli ya da sonuna bir para koyulmalı.