GALATASARAY'IN ŞEREFLİ TARİHİNDEN KESİTLER. VE ŞEREFLİ İKİNCİLİKLER
İlginçtirki yine başrolde İlhan Cavcav ve TemizLİG'çi Adnan Polat var

2-93 sezonu. Şerefli ikincilikler lafının çıktığı dönemler ya da. İki takım kafa kafaya şampiyonluk mücadelesi veriyor. Beşiktaş İnönü'de Gençlerbirliği ile oynuyor ve maçı 3-1 alıyor. Ne var ki, bu galibiyet şampiyonluk için yeterli olmuyor. Galatasaray deplasmanda Ankaragücü'yle karşılaşıyor. Maçın sonucu ise 0-8.
Bu maçı üzerine yıllarca konuşulur. Ankaragücü kalecisi Zalad'ın yediği garip goller bilhassa kafa karıştırır, Yurdeşen Karahasan'ın kendisine şahsi prim verdiği iddia edilir... Öte yandan Ankaragücü takımı o sezon yine kendi evinde oynadığı maçta Beşiktaş'tan 6 gol yemiştir. Lakin bu olay bazı Galatasaraylı arkadaşların iddia ettiği gibi sezonun bitimine 2 hafta kala değil, 8 hafta önce oynanmıştır (22.haftaydı yanılmıyorsam).
Yıllar sonra bu maç hakkında konuşulurken yapılan espriler ise hoştur. Misal; "ikili averaj olayını Türkiye'ye getiren takım Galatasaray gibi.." ya da " Zalad devre arasında oyundan çıkarıldı. Oradan yedek kulübesine, oradan da direkt Yugoslavya'ya. Kendisinden bir daha hiç haber alınamadı" gibi.
Bu olayda şike, şaibe var mıdır? Net bir şey söylemek zor. Her kafadan bir ses çıkmakta. Önce Galatasaraylıların savunmalarına bakmak gerek. O dönemin Galatasaray'ı İnönü'de Beşiktaş'ı 3-1, Kadıköy'de de Fenerbahçe'yi 4-1 yenmiştir. Buna ek olarak, o sezon bol gollü maçlar olduğundan bahsederler. Misal, Fenerbahçe'nin Karşıyaka'yı 7-1 yenmesi, aynı Karşıyaka'nın Ankara'da Ankaragücü'nü 5-0 yenmesi gibi. 1992-93 sezonun flaş(!) takımı Ankaragücü'ne 2 maçta hiç gol yemeden 10 gol atmıştır Beşiktaş. Onu da belirtelim..
Dönelim yine o sezona ait gündeme yansıyan bazı demeçlere.
Lig 28.haftaya kadar bir şekilde gelir. O hafta Galatasaray, ünlü hakemimiz Vahap Beyaz'ın (ki kendisinin adının zikredildiği hoş bir beste vardır, eskiler bilir) yönettiği maçta 9 kişi kalan Konyaspor'u 5-0 yener. Beşiktaş ise Kocaeli deplasmanından 2-0 galibiyetle döndüğü halde, liderliği kaybeder. İki takımın da puanı 62dir. Averajlarda ise +45 Gs ve + 43 Bjk şeklindedir.. Bu arada Galatasaraylı bazı yöneticiler her ne kadar 5 atsalar da, Konyaspor'u şerefsizlik ve teşvik primi almakla suçlarlar. Bazıları da Kocaelispor Teknik Direktörü Güvenç Kurtar'ın maçtan iki gün önce İstanbul'da kaldığını iddia ederler.
29. haftada ise derbi vardır. Ahmet Çakar'ın yönettiği sonucu merakla beklenen maçta, iki takım birbirini yenemez ve maç 1-1 biter. Bu arada maçta Gs bir penaltı kaçırmıştır.
Son haftaya girilirken, yazının başında da belirttiğim gibi Bjk'nin rakibi Gençlerbirliği, Gs'ninki ise Ankaragücü'dür. Bu iki takımın adı hafta boyunca teşvik primi, şike vb. söylemlerle anılır. Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav:"Mazimiz tertemiz, böyle bir şerefsizliği kimse yapmaz. Teşvik priminin tek adı vardır o da şike. Buna alet olan kulüpte yaşayamaz" açıklamasını yapar. Ankaragücü başkanı Emin Gök ise "Teşvik primi almak bize yakışmaz. Bu olayı kınıyoruz. Galatasaray önünde futbolcularım onur mücadelesi verecekler" der.
Bütün bu olanların üstüne ileriki yıllarda rakiplerin korkulu rüyası olacak isim Adnan Polat devreye girer. "Bu lekeyi temizlemeleri lazım" giriş cümlesiyle Beşiktaş'ı topa tutar. Gençlerbirliği'nde maç öncesi kadro dışı kalan Kazım ve Kemalettin'in neden böyle bir uygulamaya tabi tutulduklarını sorgular ve şu cümleleri kurar;" Beşiktaş son beş yılda Gençlerbirliği’ni sadece bir kez yenebilmiş. Şimdi Beşiktaşlı futbolcular Gençlerbirliği’ne 8–10 gol atacaklarını söylüyorlar. Bunu neye güvenerek söylüyorlar? Gerçekten Beşiktaş çıkıp maçı 10–0 kazansa bile bir şaibe konuldu. Bunun üstüne bir çamur atıldı. Galatasaraylı taraftarlardan yüzlerce telefon geliyor, sessiz kalmamamızı istiyorlar. Artık bu iş sporu aştı, biz Ankaragücü’nü 1–0 yenersek Beşiktaşâ€™ın 3–0 kazanması gerekiyor. Bu şaibeler altında Beşiktaş şampiyon olacaksa bizim söyleyecek bir şeyimiz yok. Böyle bir kupayı kabul ediyorlarsa alsınlar, biz öyle kupa istemiyoruz. Neden Türk futbolu ilerlemiyor diye konuşmamamız lazım, olay ortada."
Bu olay üstüne Futbol Federasyonu , üç futbolcusunu kadro dışı bırakan ve takım kaptanına ağır para cezası veren İlhan Cavcav hakkında soruşturma dosyası açar. İlhan Cavcav ise bu kararı kendisinin değil İcra Komitesi’nin aldığını söyler.
Adnan Polat'a ilk cevabı Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba verir:“Adnan Polat'ın açıklamalarına yönetim kurulu olarak çok sinirlendik. O’nun seviyesine inmek istemiyorum. Bizim şampiyonluk şansımız Galatasaray kadardır, mühim olan dostlukların bozulmamasıdır. 90 yıllık Beşiktaş'a kimse dil uzatamaz. Beşiktaş şampiyonlukları hep bileğinin hakkıyla kazanmıştır. Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerinin berrak geçmişlerini hiç yaşamamış, okumamış ve öğrenmemiş bir kişinin hezeyanlarını ciddiye almak niyetinde değiliz. Galatasaray'n amacı çok bellidir, Beşiktaş – Gençlerbirliği maçını gündemde tutup, Ankaragücü – Galatasaray maçını kamuoyunun dikkatinden uzak tutmak. Bir süredir Beşiktaşâ€™la ilgili polemikler üretip sorumsuz davranışlar sergileyen Adnan Polat, bu defa şanlı Beşiktaş tarihine dil uzatma cüretinde bulunmuştur. Bu hezeyanların ayrıntılarına girip O’nun seviyesine inmeyeceğimizi tekrarlarım.â€
Adnan Polat ise bu açıklamaların kendisini tatmin etmediğini belirtir, öte yandan Ankaragücü kalecisi Zalad yaptığı açıklamada kendisi hakkında çıkan dedikoduları değerlendirir ; “Yedi yıldır Türkiye’de profesyonel futbol oynuyorum. İcraatım ortada. Maç günü sahaya çıkıp en iyi şekilde topumu oynarım."
Yönetici Mehmet Cansun, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne başvuracaklarını açıklayarak Gençlerbirliği futbolcularının maç gününe kadar takip edilmesini istediklerini söyler. Herhangi bir kanıt bulunması halinde Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulanacakları bilgisini veren Cansun, kadro dışı bırakılan 3 futbolcu ile İlhan Cavcav’ın banka hesapların kontrol edilmesi gerektiğini ifade eder. Maçların oynanacağı gün Galatasaray Kulübü bir açıklama yaparak şampiyon olsalar da olmasalar da hem Gençlerbirliği hem de Beşiktaşâ€™ı UEFA’ya şikayet edeceklerini açıklar. Yöneticiler, Avrupa basınında bile şike ve teşvik primi haberlerinin yer aldığını öne sürerek bu gazeteleri kanıt göstereceklerini ve şikayet dosyasının hazırlıklarına başladıklarını söylerler.
Dönelim tekrar 30 Mayıs 1993'e. Türk futbol tarihinin önemli günlerinden birisi olan 30 Mayıs 1993’te Beşiktaş, Gençlerbirliği’ni 3–1 yenerken ligin şampiyonu Ankaragücü’nü 8–0 yenen Galatasaray’dır. Galatasaray daha maçın 6 ıncı dakikasında ilk golü bulurken hakem Ünsal Çimen bu golde önce auta giden topa korner kararı verir, arkadan da kornerden gelen topta Stumpf’un rakibine yaptığı faulü atlar.
Maç sonu Beşiktaşılar, tabir-i caizse, Adnan Polat'a öfke kusarlar..
Ali Gültiken: Bu kupa Adnan Polata yakışır. Galatasaraya yakışmaz. Beşiktaşa kimse dil uzatamaz.â€
Rıza Çalımbay: 8-0ık skoru Ankaragücüne yakıştıramadım. Konyaspora 5 tane gol atan takımın Ankara’da 8 gol atması şaşırtıcı. Gençlerbirliği’de çok iyi oynadı. Herhalde onlara da prim verdiler. Başta Adnan Polat olmak üzere Galatasarayı tebrik ediyoruz. Sezon boyunca bizimle uğraştılar.â€
İhsan Kalkavan: Adnan Polatâa iki çift sözüm var. Yanlışlıkla 8 golü biz atsak, onlar da 3“1 galip gelselerdi neler söyleyecekti. Tarih hiçbir zaman kirli işleri gizleyemez. Şike paçalarından akıyor.
Süleyman Seba: “Şampiyon olmadığımız için hiç üzülmüyorum. Yeşil sahaların gerçek şampiyonu Beşiktaşâtır. Beni en çok üzen Türk sporunun hale düşmesidir. Tarihimize dil uzatanlar şimdi ne diyecekler acaba? Kimin ne yaptığı ortada.â€
Asbaşkan Recep Yazıcı: Türk futboluna teşvik primini Ergun Gürsoy, şikeyi ise Adnan Polat getirdi. Adnan Polat teneke kupayı istemediğini açıklamıştı. Acaba bu kupayı ne yapacak? Galatasaray yazdığı şike kitabının doktorasını Ankara’da yaptı. Kaleci Zalad’ın yediği goller şikenin en büyük kanıtıdır.â€
Yönetici Yüksel Ülken: “Beşiktaşâ€™a atılmak istenen çamur Adnan Polat’ın üstünde kaldı. Polat bu lekeyi ömrü boyunca taşıyacak.â€
Yönetici Metin Keçeli: “Adnan Polat bizi UEFA’ya şikayet edecekmiş, biz de onları Türk kamuoyuna şikayet ediyoruz. Asıl şikeyi Galatasaray yapmıştır. Başkanımız Süleyman Seba bugüne kadar hep bizi susturdu. Bileğimizin hakkıyla şampiyonluklar kazandık. Ancak Galatasaray’ın Avrupa Kupalarında hakemlere verdiği dolarları kimse inkar edemez. Biz gerçek şampiyonuz.â€
Adnan Polat: Gençlerbirliği onuru için oynadı. Haysiyet savaşı verdiler. Onları tebrik ediyoruz. Beşiktaşlı futbolcuların benim aleyhimde konuşmalarına çok üzüldüm. Oysa ben onları her zaman göklere çıkarmıştım, demek ki yanışmışım.â€
Mehmet Cansun: İnanın her şey bizim bu işin üstüne gitmemizle değişti. Eğer biz konuşmasaydık, hakkımızı aramasaydık, Beşiktaş ile Gençlerbirliğiâ™ni frenleyemezdik. Üstlerine gitmeydik kesinlikle şampiyon olamazdık.
Ankaragücü ise 8-0’lık yenilgiden sonra yeni sezon için tepeden tırnağa yenileceğini açıklarken Zalad, Sabotiç, Erhan, Hayrettin gibi 9 isimle sözleşme yenilenmeyeceği belirtilir.
DURUN DURUN 8-0'DAN 6 YIL ÖNCE
TÜRK FUTBOL LİTERATÜRÜNE İLK KEZ DUYACAĞIMIZ BİR KAVRAM DAHA GİRİYOR: "TEŞVİK PRİMİ "
Haftanın başı, 19-05-1987 tarihli "Hürriyet" spor sayfasının manşeti:
GALATASARAY`IN BÜTÜN UMUDU MALATYASPOR`DA.Hala matematiksel olarak şampiyonluk şansı taşıyan sarı-kırmızılıların, Beşiktaş'ı yenmesi durumunda Malatyaspor`lu futbolculara toplam 32 Milyon lira teşvik primi vereceği iddia edildi. Buna göre maçı kazandıkları taktirde oynayan ve yedek kulübesinde oturan Malatyaspor`lu futbolcular 2`şer milyon lira alacaklar...Maç günü, 24-05-1997 tarihli "Cumhuriyet" gazetesinde Hilmi Turkay imzalı yazı:"KENT BİR GÜNLÜĞÜNE GALATASARAY'LI.
Kent bir günlüğüne Galatasaray'lı oldu.Kaldığımız iki gün boyunca hep "Para" konuşuldu kentte...Simitçisinden kasabına kadar herkes ağzında aynı şeyleri mırıldanıyordu.Galatasaray'ın adam başı 3`er milyon ve bu teşvik pirimine gecenin geç saatlerine doğru birer tane de Doğan marka otomobil eklendi. Arabaları verecek kişinin Ergün Gürsoy olduğu soyleniyor...(Olayların daha iyi kavranabilmesi için bir açıklama getireyim.Malatyaspor yönetiminin o maç için bütün takıma vaadettiği galibiyet pirimi toplam 600 Bin liraydı...Galatasaray kulübü ise oyuncu başına, bütün takıma önerilen pirimin 5 mislini veriyordu.."Doğan" marka otomobil, o yıllarda otomobil ithalinin kısıtlı olduğu ülkemizde son derece kıymetliydi...Böyle bir araba sahibi olabilmek için Tofaş`a parasını yatırıyor, 4 ile 6 ay bekledikten sonra otonuzu teslim alabiliyordunuz...)
Ve Türk futbolunda bir UTANÇ senaryosu Malatya`da sahneye konuyordu. Malatyaspor`a Derwall tarafından Almanya`dan özel olarak getirilen "doping iğneleri"nin teslim edildiği basında alenen yazılıyor, futbol kamuoyunda konuşuluyor, ama Ali Uras fedarasyonu olayları sadece izlemekle yetiniyordu(!..)Yapılan duyurulara ve şikayetlere federasyon kulaklarını tıkıyordu…Ne bir doping kontrolü ne de bir soruşturma yapılmıyordu...Ağzından salyalar akıtacak kadar gücüne güç katmış Malatyaspor'lu futbolcular, Beşiktaş'a 1-0 galip geliyor ve puanlar eşitleniyordu... (Ancak Beşiktaş'ın averajla liderliği sürüyordu....)
Olaylar o kadar çirkin, o kadar UTANÇ verici ki, başına kolay kolay demeç vermeyen başkan Seba bile patlıyor:
27-05-1987 tarihli "TERCÜMAN" gazetesi, Bülent Kığan imzalı haber: "LANET OLSUN BÖYLE LİGE!" Sonunda Seba patladı:Türk futbolu bir takım çirkin olaylarla bir seviyeye gelecekse lanet olsun böyle lige! Açıkça yapılan çirkef olaylar neden hala telakki edilemiyor?Takım çıkarmakta bile güçlük çeken ekipler, bizimle karşılaştıklarında adeta aslan kesiliyorlar.Genclerbirliği ile yaptığımız lig maçından önce Gençlerbirliği antranörüne (Metin Türel) gelecek sezon Galatasaray'ı çalıştırması için teklifte bulunulduğu oğreniliyor.Şampiyonluk yarışında bizi çelmeyecek takımlara, "TEŞVİK" adı altında süper pirimler dağıtılıyor.Beşiktaş'a karşı dönen entrikalara artık dur demenin zamanı geldi.""
Eğer bu iş bilgisayarla olsaydı Bill Gates Microsoft'u değil, Trabzonspor'u yönetirdi
'' Ogün Temizkanoğlu '' (: