34.HAFTA
Ve maç başladı...
Daha yedek kulübesindeki yerime geçmeden Galatasaray'ın golü geldi. Gol haberini bana veren İdari Menajerden bu haberi sahadaki oyunculara vermemelerini istedim. Fakat maalesef, top toplayıcılardan biri bütün takıma haberi verdi ve takımın eli ayağı birbirine dolaşmaya başladı.
İstanbul'dan gol haberi var!!! Sivasspor da attı... Durum şimdi 1-1 bu skor bize yeter... Ama yine de kazanmamız lazım. Bu gol haberini hemen takıma bildirdim. Takım, haberin motivasyonuyla iyi oynamaya başladı. Fakat bir türlü gol pozisyonuna giremedik. Stres had safhada...
Ve devre bitti. İlk yarı boyunca çektiğimiz 8 şutun ancak 1 tanesi isabetli oldu. Pas yüzdemiz oldukça düşük. İkinci yarıda kıpırdanma ve bu maçı ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız.
İkinci yarıya daha umutlu başladık. Takım iyi oynamaya başladı. Deplasman tribünündeki taraftarımızın şampiyon tezahüratları takımı itmeye başladı.
Derken 57.dakikada Mercado'nun golü geldi. Büyük hayal kırıklığı... Bütün takım yıkılmış durumda. Taraftarlar sessizliğe büründüler.
Maçın kalanı ilk 45 dakika gibi oldu. Tek bir mutlak gol pozisyonuna dahi giremedik. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Gözüm oyunda, kulağım İstanbul'da dakikalar ilerliyordu. Sanırım oyuncular, şampiyonluk baskısının altında ezildiler. Çok zor bir durum, sahada istediğimizi bir türlü oynayamıyorduk. İstanbul'dan gelecek bir haber -ki büyük olasılıkla olumsuz bir haber olacaktı- bizi yıkacaktı.
Yenildik... Tek şansımız Galatasaray maçının 1-1 bitmesi. İstanbul'da taraftarın oyunu durdurması sebebiyle bizim maç 6 dakika erken bitti. İnanılmaz bir 6 dakika. Bütün takımı orta sahaya toparladım. Ligin bu noktasına hep beraber gelmiştik ve sezonun bu en güzel ya da en kötü anını da beraber yaşamalıydık.
Vee İstanbul'dan haber geldi!!!
Spoiler:










