Yeniden yapılanma gündeme alınmalı

Bugün Futbol otoritesinin önünde duran temel sorun: futbol sistemimizdeki yapısal çarpıklık ve dengesizliklerin giderilmesine yönelik bir yeniden yapılanmaya gidilememesi sorunudur. Futbol otoritesi yani Federasyon, dengede rekabetin sağlanabileceği, futbolun kalitesinin yükseltilebileceği, teşvik-şike-rüşvet ve şiddet gibi futbol dışı öğelerin futbola etkiyemeyecekleri bir yapılanmayı sağlamak zorundadır ki, bugünkü yaşanılan olumsuzluklar sona ersin.

Yukarıda yer verdiğimiz veriler bize; Türk futbol pastasının futbolumuzu daha ileri noktalara taşıyabilecek büyüklüklere ulaşamadığını; var olan pastanın paylaşımında çok ciddi dengesizlik ve haksızlıkların bulunduğunu; paylaşılan kaynakların ise verimli ve efektif kullanılamadığını; üç büyüklerin lehine amansız bir haksız rekabetin bulunduğunu gösteriyor. Yani İçinde bulunduğumuz mali ve iktisadi durum bugün Türk futbolunun ayağına pranga olmuş durumda. Futbol gelirlerinin dengede rekabeti sağlayacak, futbol kalitesini yükseltecek, teşvik ve şikeyi ortadan kaldıracak şekilde düzenlenmesi ve dağıtılması Federasyonun önünde duran en acil görev...Bu sorunlarımızı gideremediğimiz sürece Türk Futbolunda rekabete, kaliteye ve yeni şampiyonlara hasret kalacağımız görülüyor. Bu yapının oluşturulması, sadece lokal rekabeti getirmiyor. Avrupalı devlerle de baş edebilmenin yolu da buradan geçiyor. İşte bu koşullarda gerekli ve yeterli iyileştirmeleri sağlayabilirsek, o zaman yeni Vestel'ler, yeni Kayseri'ler çıkartabiliriz. Yoksa hayallerimiz sadece bir temenni ve dilek olarak kalır. Türkiye’nin 60’lı yıllarda yaşadığı toplumsal uyanış hareketinin, Süper Lig’de de yaşanabilmesi için kulüplerin çıkar çatışması yerine “çıkar birlikteliği” ne yönelmeleri gerekiyor. Bu önemli bir fırsat...

Bunlar yapıldığı zaman, bugün yaşanılan sorunların büyük bir kısmı da çözümlenmiş olacaktır. Kulüplerin kendi başarısızlıklarından kaynaklanan sorunları Federasyon’a ihale edilmesinin de önüne geçilmiş olacaktır.

Sonuçta

Bugün rant maksimizasyonu peşinde koşan kulüplerin, futbol Federasyonu ile olan ilişkilerinde “amacı aşan” bir çatışma yaşanmaktadır. Bu çatışmalar temelde “nüfuz alanı” oluşturma çabalarının, pratiğe bir yansımasıdır. Kulübün ve kulüp başkanlarının “nüfuz alanı oluşturma” çabaları bazen çakışabiliyor veya ortak bir payda da buluşabiliyor. Kulüplerin, yapısal problemler nedeniyle Federasyon ile yaşadıkları bazı olumsuzluklarda haklı olduğu yönler bulunduğu halde; yapılan “yönetsel hatalar” onları taca atabiliyor. Bu olumsuz gelişmelerin Türk futboluna yarardan çok zarar verdiğini, Türk Futbol markasını zedelediğini bir kez daha belirtelim.