-
Emre Belözoğlu Röportajı
Emre: Milli Takım'ı bırakmayı düşündüm
Futbol hayatını Newcastle United'da sürdüren milli futbolcu Emre Belözoğlu, NTV'ye konuştu. Macaristan maçında basın tribününe yaptığı hareketle eleştirilerin hedefi olan Emre, "Yaptığım hareket için pişmanım ama pişmanlığımı yaşamama fırsat tanımadılar" dedi. Emre bir ara Milli Takım'ı bırakmayı bile düşündüğünü söyledi.

A Milli Futbol Takımı'nın ve Newcastle United'ın yıldız futbolcusu Emre Belözoğlu, NTV'ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. NTV Spor Servisi'nden Haluk Yürekli ile Futbol Aktüel yorumcusu Hakan Ünsal'ı İngiltere'deki evinde konuk eden Emre, son dönemde hakkında çıkan eleştirilere yanıt verdi.
EURO 2008 elemelerindeki Macaristan maçında basın tribününe yaptığı hareketin tamamen anlık bir refleks olduğunu ifade eden tecrübeli futbolcu, "Bana yakışmayan bir hareketti, pişmanım. Ancak eleştirilerin artarak devam etmesi pişmanlığımı yaşamama fırsat vermedi. Bir ara Milli Takım'ı bırakmayı bile düşündüm" diye konuştu.
Türkiye'deki medya sistemini de eleştiren Emre, "Bizim medyamız hemen bir kahraman ya da bir hain arıyor. Bunu kabul etmiyorum. Bir maçla kahraman ya da vatan haini olmak istemiyorum" dedi.
Haluk Yürekli: Herkes tarafından merak edilen bir konuyla başlamak istiyorum. Macaristan maçında basın tribününe yaptığın hareket günlerce tartışma konusu oldu. Kime yaptın, neden yaptın, nasıl bir ruh halindeydin? Önce oradan başlayalım...
Emre Belezoğlu: Aslında biraz moralim bozuk. Çünkü çok önemli iki maçı gerçekten sıkıntılı bir şekilde kapattık. Burada daha mutlu bir şekilde konuşmak isterdim. Çünkü çok fazla şey konuşma ihtiyacı duyduğunuzda bazen yanlış konuşabiliyoruz. O dönemde de bazı şeyler söylemek istemiştim ama en doğru zamanın şimdi olduğunu düşünüyorum. Macaristan maçından önce ve Malta maçından sonra hem bana, hem de aileme sıkıntı verecek eleştiriler yapıldı. Tabi kendimden önce ailemi düşünüyorum. Bana yapılan haksız eleştirilere en çok üzülen insanlar onlar, başta annem. Tabi bu dönem içinde Milli Takım kampında olmama rağmen devamlı, "Newcastle'da kadro dışı kalıyor", "Türkiye'ye dönmek istiyor", "Haber yollatıyor" gibi gayet rencide edici haberler yapılmaya başlandı. O dönemde gazete okumamama rağmen, ister istemez çevremden, ailemden, dostlarımdan duyuyordum. Küçük bir örnek de vereyim, annem bile telefon açıp, "Oğlum kadro dışı mı kaldın? Birini mi aradın? Galatasaray'a mı transfer olacaksın? Fenerbahçe'ye mi transfer olacaksın?" diye sordu. Yani spor medyası öyle bir gündem oluşturdu ki, ailem bile bunu bana sorma ihtiyacı hissetti. Bu yaşananlar öyle bir döneme denk geldi ki, önemli bir milli maç trafiğimiz vardı. Malta maçından sonra da ağır eleştiriye maruz kaldık. Bunun doluluğuyla yaptığım ama kesinlikle yapılmaması gereken bir hareketti. Tabi sadece bir kişiye yapılan...
- Herkes bu kişiyi çok merak ediyor Emre...
O bir kişiyi söylersem, bunu çok ciddi anlamda kullanacak. Benim üzerimden Milli Takım yıpratılmaya devam edilecek. Tahmin ediyorum, o kişi zaten hareketin kendisine olduğunu farketmeye başladı.

O kişi kendini biliyor mu?
Bence artık biliyor. Bunu anladığını düşünüyorum. Ama çok da önemli değil. Bana yakışmayan bir hareketti.
- Özellikle Milli Takım kaptanıyken, kaptanlık pazu bandı kolundayken...
O anki psikolojiyle bazen insan farkedemiyor. Ben milli takım formasını 13 yaşımdan beri giyiyorum. Bana bunun ağırlığını Türk spor medyası öğretecek değil, ben çok küçük yaşlardan beri bunu biliyorum. Onun ağırlığını taşımanın ne kadar kolay olmadığını da çok iyi biliyorum. O gün sahaya Nihat kaptan çıktı, daha sonra ben oyuna girdim ve kaptanlık pazu bandını taktım. Yapmamam gereken, fair-play ruhuna aykırı bir hareketti. Bunu kesinlikle kabul ediyorum. Ve pişmanlığımı da daha sonra yaptığım açıklamada söyledim. Ancak sizler, yani sizler derken spor medyası, bana bu pişmalığı yaşatmadı. Yani gelişen olaylar, gündeme getirilen konular, eleştirilerin artarak devam etmesi, pişmanlığımı bana ciddi anlamda yaşatmadı diyebilirim.
- Peki bunu normal karşılamıyor musun? Yani senin gibi Türkiye'de medya tarafından çok sevilen ya da ırkçılık iddialarına kadar Türk medyasının sürekli arkasında durduğu bir oyuncunun, kameralara, objektiflere böyle yansıması oradaki insanları üzmüş olamaz mı?
Zaten bu hareketi yaptığımdan dolayı pişmanlığımı belirttim. Olayın gerçekten milli maç esnasında olmaması gerektiğini, belki normal bir maç esnasında bile olmaması gerektiğini söylemeye çalıştım. İnsanların üzülmesini çok doğal karşılıyorum. Ama akabindeki eleştirilerin, bu kadar abartarak geleceğini hesaplamadım. Yani o hareketi bir şey hesaplayarak da yapmadım. Tamamen anlık bir refleksti. Yapmamam gereken bir hareketti, sonuçta geride kaldı.
- Bir kişiye yaptığını açıklamana rağmen "Aslında Emre'nin hareketi tüm spor medyasınaydı" şeklinde yorumlar var...
Bunu tüm spor medyasına yapmam söz konusu olmaz. Türk spor medyasında benim ayrı muhabbetim olan insanlar var. Şimdi burada yanımızda diye söylemiyorum, 6 sene aynı odayı paylaştığım, Galatasaray'da, milli takımda beraber oynadığım Hakan ağabey var. Rıdvan ağabey var. Doğan Koloğlu var, Şansal Büyüka var. Yani ben bu hareketi bütün medyaya yaptım dersem, bu insanları da içine katmış olurum. Ayrıca tanımadığım, televizyonda dinlediğim, çok saygı duyduğum insanlar ve beğendiğim insanlar var. Yaptıkları yorumları gerçekten keyifle izlediğim insanlar var. Bunu herkese mal edersem yanlış yapmış olurum. Bu hareketi bir kişiye yaptım derken çok samimiydim.
- Nasıl bir ruh halindeydin? Golden sonra oldu çünkü...
Demek ki kendimi çok fazla doldurmuşum. Yani düşünün çıkan haberler nedeniyle anneniz bile arıyor. Yani ben Türk gazetesinden aldığım bir haberden dolayı kulübümü mü arayacağım? Kadro dışı kaldığımı benden önce Türk spor medyası mı duyacak. Ve ya transferle ilgili bir yöneticiyi arayacak bir futbolcu muyum? Bir futbolcunun performansının en iyi olduğu yaşlar daha 29 yaşına yeni geldiği yaşlardır. Ben bu tarz diyaloglara muhtaç bir futbolcu değilim. Tekrar söylüyorum, yapılmaması gerekirdi. Sonuçta milli takım forması altındayız. Orada oturmamızdan kalkmamıza, saha içindeki her hareketimize kadar dikkat etmemiz gerekiyor. Bu yüzden de herkesten özür diliyorum.

Pişmanım ama diyorsun...
Yaptıktan sonra o pişmanlığı hissettim ama net bir şekilde yaşatmadılar.
Hakan Ünsal: Sonrasında gelen açıklamalarla alakalı olarak mı?
Tabi sonrasında gelen açıklamalar, Türkiye Spor Yazarları Derneği, Profesyonel Futbolcular Derneği'nin yapmış olduğu açıklamalar... "Emre gerçek yüzünü gösterdi" falan dediler. Aslında beni çok fazla ilgilendirmiyor. Bir kere Profesyonel Futbolcular Derneği benim derneğim değil. Onların görevi Türkiye'de. Yani benim derneğim FA burada. Nasıl bir spor yazarını bir futbolcular derneğinin başkanı yapıyorlarsa, onu da anlamıyorum.
- Eski futbolcu olduğu için.
Sonuçta kendisi bir basın mensubu. Türkiye'de sıkıntı çeken futbolcular için yapılması gereken açıklamalar var. Bence görevleri bunlar. Bugüne kadar hiç şahit olmadım. Benim yaptığım hareketten sonra bir açıklama yaptılar, "Aklını başına alsın" diye. Ben yapmış olduğum hatanın farkındayım, yaşım da çok küçük değil yani. Türkiye Spor Yazarları Derneği, ben burada haklı bir mücadele verirken bana destek olmuştu. Bundan dolayı onlara teşekkür etmiştim. Son olaydan sonra da "Emre gerçek yüzünü gösterdi" gibi bir yazı yayınladılar. Ben onlara yine nezaketen bir açıklama yaptım. Ben tüm spor medyasını böyle bir harekete layık görecek insan değilim. Çünkü biraz önce de söyledim, saygı duyduğum ve muhabbetinden keyif aldığım insanlar var. Bir sürü senaryolar yazabiliriz buna ama gösterilen tepkiler bence doğru mevkilerden, doğru yerlerden değildi. Doğru yaklaşımlar içinde değildi. Bir kere üstüne basarak bunu söylemek istiyorum, ben Profesyonel Futbolcular Derneği'nin bir mensubu değilim. Onların kınamasını falan da kaale almıyorum. Onu açıkça söyleyeyim. Başında basın mensubu olan bir derneğin yaptığı açıklamayı dikkate almıyorum.
- Ama sen özellikle basın mensubu diyorsun. Eski bir futbolcu...
Şöyle söylüyorum, orası beni ilgilendirmiyor. Benim örnek aldığım FA var. Gidin bakın, İtalya'da da böyle bir derneğin, böyle bir sendikanın başında olan insanlar var...
Hakan Ünsal: Tamamen bağımsız olması anlamında değil mi?
Evet bağımsız olması anlamında söylüyorum. Benim yapmış olduğum hareketin medyayla bağdaştırıldığı dönemde, o kişinin kendi ismiyle yapmış olduğu bir açıklama var. Ama her Türk futbolseverin olduğu gibi, benim de o kişiye bir saygım var. Kendisi çok efsane, saygın futbolculardan bir tanesidir.
- Turgay Şeren'den bahsediyoruz, herkesin bilmesi açısından altını çizmek istiyorum.
Tabi. Ben o açıklamayı şöyle kabul etmiyorum; bugüne kadar futbolculara bir sürü haksızlık yapıldı. İstanbul'da ve başka Anadolu kulüplerinde. Ben bugüne kadar yapılan hiçbir yazılı açıklama görmedim. Yani bir kulübü kınama, bir yöneticiyi kınama, bir başkanı kınama. Bence asli görevleri bunlar.
Hakan Ünsal: Şöyle bir bir kanı var. Milli maçlardan sonra genel anlamda ağır eleştirilerin olmadığı, hakarete varan eleştirilerin olmadığı, yazılanların çok normal olduğu gibi bir görüş var basında. Ama oyuncuların bu yapılan açıklamalara bakış açısıyla basındaki diğer yorumcuların veya yazarların bakış açıları çok farklı gibi gözüküyor...
Tabi Hakan ağabey sen bizden daha iyi biliyorsun, çok daha tecrübelisin. Ben milli takıma torpille gelebilecek bir futbolcu değilim. Ben Türk futbolunun en başarılı dönemlerinde, Galatasaray'da, milli takımda hep yer aldım. 4 aylık ağır bir sakatlıktan çıktım, Malta maçında elimden geldiğinde mücadele ettim. İyi oynadım, kötü oynadım herkesin bir fikri vardır.



Röpörtaj çoook uzun.Tamamı okunmaz diye bir kısmını ekledim.Tamamı için.
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules