Mac yorumuma gelirsek.
Sabahin 8'inde 20cm'lik karla bogusmak zorunda biraktigi icin, bu maci 15:30'a alan federasyonu kinayarak basliyorum. Bu nedenle de macin ilk 15 dakikasini izleyemedim, yani ilk golu sadece ozetlerde izleme sansi buldum.
1-0 onde oynayan IBB akillica oynuyor, Galatasaray defansinin konsantrasyon hatasi yapmasini bekliyordu. Lincoln'un sakatligi da tam maci izlemeye basladigim anlarda gerceklestigi icin de kendisini pek de goremedim, yani bu dakikalarda takimi nasil yonettigini de goremedim.
IBB'nin ikinci golunde hizli atak, tek pas, fiziksel mucadelenin nasil olmasi gerektigini cok guzel gosterdi IBB'li oyuncular. Ayni zamanda Orkun'un kararsizligindan dogan fazla ileriye cikmasi ve Sertan'in akil dolu vurusu da izledik.
Sertan son bir kac haftadir oynamiyormus, hafta ici Burak ile sohbet ederken kirmizi kart gordugunden beri Abdullah Avci'nin Sertan'i kestigini soylemisti. Bunu ogrenince Sertan'in oynayacagini ve hatta iyi de oynayacagini dusunmus ve Burak'a da soylemistim. IBB gibi taraftar baskisi ve medya takibi asgari seviyede olan kuluplerde bu tip degisiklikler gayet olumlu tepki verebiliyor. Ancak benzerini buyuk takimda yaptiginda taraftar ve medya baskisi yuzunden bu tip dinlendirmeler daha cok ters tepki yaratiyor veya ozellikle medya tarafindan yanlis degerlendirilmesine neden oluyor. Bu sayede de kucuk takimda oynayan oyuncu maca cok daha iyi konsantre olabiliyor, cok daha iyi performans gosterebiliyor.
IBB konsantrasyonunu korurken Galatasaray ciliz ataklarla gol bulmaya, ozellikle uzaktan cekilen sutlarla IBB'yi zorlamaya ugrasti ancak hem IBB defansinin yerinde mudahaleleri, hem de bence ligimizin en kaliteli 3 kalecisi arasinda yer alan Hasagic'in oyunu sayesinde IBB fazla gol tehlikesi yasamadan ilk yariyi bitirdi.
Ikinci yarida Feldkamp Topal-Nonda degisikligi ile bence almasi gereken riski aldi ve soyunma odasinda oyuncularina belli ki cok dogru seyleri soyledi. Galatasaray ikinci yarinin baslamasi ile birlikte Hasan Sas'in on libero olarak iyi top kullanmasi ve bol forvet ile IBB'nin geride pas yapmasini engelleyerek hem zamandan calmalarini engelledi, hem de butun yari boyunca topa hakim olup devamli rakip kaleyi zorladi.
Ilk yarida geriden kisa paslarla cabuk cikan IBB, kendi yari sahasinda dusunme ve top kullanma firsati bulamadigi icin kendi bildigi oyundan uzaklasmak zorunda kaldi. Bu da IBB ataklarinin daha olgunlasmadan sona ermesine ve Galatasaray atagi ile sonuclanmasina neden oldu. Bir kac defa IBB'li oyuncular ve ozellikle Erman ile onemli gol firsatlari yakalandi ancak Erman bu yuku kaldiramadi. Ya paslari kalitesizdi ya da yanlis pas secimini yapti.
Bu arada Galatasaray da IBB'nin dikkatli defansini hem kanatlara yayiyor hem de gobekten zorluyordu.
Sag kanatta Ugur, Arda ve Sabri'nin kurdugu ucgenler Galatasaray'li oyuncularin sag kanattan kafalalarini kaldirip bilincli ortalar yapacak zamani bulmalarina sans veriyordu ama ne Sabri ne de Ugur etkili orta yapamiyordu.
Sol kanatta ise Hakan Balta ve Arda ucgeni kuracak bir oyuncu bulamiyordu. O bolgede disariya kaymayan ve ucgeni kurmayan Serkan yuzunden defansif olarak daha zayif olan IBB sag kanadinin zorlanmasini engelliyordu.
Bu nedenle zaten beraberligi getiren iki gol de gobekten geldi. Ilkinde Nonda'nin pasinda Hakan Sukur topu iyi koruyor ve Hakan Balta'nin onune birakiyor, ikinci golde ise Umit Karan'dan aldigi top ile Umit'e marke etmesi gereken oyuncuyu ustune ceken Arda topu bekletmeden Umit'e geri aktariyor, Umit'de gorulmeye deger bir gole imza atiyordu.
Tabii bununla beraber Nonda'nin bir sutunda Hasagic bacaklarinin arasindan giden topu yavaslatmasi ve ardindan cevik bir sekilde gole giden topu kontrol etmesi. Nonda'nin sag alt koseye giden sutunda dogru yerde durdugu ve iyi reflekslere sahip oldugu icin korner'e yollamasi. Hakan Sukur ile karsi karsiya kaldiginda zamaninda cikip aciyi daraltmasi Hasagic'in kalitesini gozler onune seriyordu. Tabii ceza sahasi icine yapilan yuksek ortalara hakimiyeti zaten Antep'de oynadigi zamanlardan bile bilinen bir ozelligi idi.
Hakem bence Galatasaray lehine iki penatli atladi. Ikincisinin, ardindan Hasan'in itirazlarina cok dogru bir ikinci sari kart vererek soyunma odasina yolladi. Pozisyondan 1-2 dakika once, "umarim hakem tartismali bir karar vermek zorunda kalmaz da Hasan atilmaz" diye icimden gecirmistim. Hay gecirmez olaydim..Umit Karan bu macta daha onceki maclarda kendisini yere atislarinin cezasini cekti ve penalti olan pozisyonda, gordugum kadari ile Hasagic'den topu kurtarmasina ve darbe yemesine ragmen penaltiyi kazanamadi. Tipki daha once Alex, Nobre, Kezman gibi oyuncularin yaptigi ve bir sure sonra penalti/faul kazanamadigi gibi. Bir Fenerbahce-Galatasaray maci sonrasi bu tip hareketlerin profesyonellikle alakasi olmadigini yazmistim. Ozellikle 3 buyuklerin pozisyonlarinin bu kadar yakindan takip edildigi bir ortamda hakemi aldatarak bir veya iki macta penalti/faul kazanmak, ilerki maclarda gercekten penalti olan pozisyonlarin es gecilmesine neden olur. Bu da takima belki kisa donemde yarar saglar ama uzun donemde her zaman icin aleyhedir. Takimin aleyhine isleyebilecek hic bir hareket de profesyonellik olarak nitelendirilemez. Penalti pozisyonlarindan Serkan'in pozisyonu hakem hatasi olmasina ragmen bu tip hatalarin olabilecegini unutmamak gerekli. Umit Karan'in pozisyonunda ise, yukarida saydigim nedenlerden dolayi, tek hatali kisi Umit Karan.
TV ekranlarinda bir de Umit Karan'in ceza sahasi icinde Ekrem ile bogusmasi vardi ki bu da en azindan bir sari kart gerektiriyordu.
Macin 90 dakikasi da heyecan verdi. Iki takim da hem iyi mucadele etti, hem de oyuncular tekniklerini ortaya koymayi basardi. Abdullah Avci bence Feldkamp'in ikinci yarida boyle bir risk almasini beklemiyordu ve takimi bu kadar cok forvet ile oynayan Galatasaray'a karsi hazirliksiz yakalandi. Tahmin ediyorum ki bu hatayi bir daha yapmaz ve devra arasinda verecegi taktiklerle oyuncularinin karsilasacaklari muhtemel baskiya daha hazirlikli olmasini saglar. Ayrica bence IBB'nin sag bek sorunu var. Rizvan kapasitesi sinirli ve futbolu sadece mucadele uzerine kurulu bir oyuncu, Kerim'in ise elle tutulur herhangi bir defansif ozelligi yok. IBB'nin Tjikuzu'nun orta sahadaki rakibi bozan ve top kullanan ozelliklerini de ozellikle ikinci yarida aradigini soylemek mumkun. Her ne kadar Unal Alpugan tecrubeli bir oyuncu olsa da bence kesinlikle Tjikuzu kadar etkili bir oyuncu degil.


Umit Karan bu macta daha onceki maclarda kendisini yere atislarinin cezasini cekti ve penalti olan pozisyonda, gordugum kadari ile Hasagic'den topu kurtarmasina ve darbe yemesine ragmen penaltiyi kazanamadi. Tipki daha once Alex, Nobre, Kezman gibi oyuncularin yaptigi ve bir sure sonra penalti/faul kazanamadigi gibi. Bir Fenerbahce-Galatasaray maci sonrasi bu tip hareketlerin profesyonellikle alakasi olmadigini yazmistim. Ozellikle 3 buyuklerin pozisyonlarinin bu kadar yakindan takip edildigi bir ortamda hakemi aldatarak bir veya iki macta penalti/faul kazanmak, ilerki maclarda gercekten penalti olan pozisyonlarin es gecilmesine neden olur. Bu da takima belki kisa donemde yarar saglar ama uzun donemde her zaman icin aleyhedir. Takimin aleyhine isleyebilecek hic bir hareket de profesyonellik olarak nitelendirilemez. Penalti pozisyonlarindan Serkan'in pozisyonu hakem hatasi olmasina ragmen bu tip hatalarin olabilecegini unutmamak gerekli. Umit Karan'in pozisyonunda ise, yukarida saydigim nedenlerden dolayi, tek hatali kisi Umit Karan.
