
Originally Posted by
yaman76hakanFB
Daum'un ilk şampiyonluğu... 11 puan gerisinde olduğumuz bir Beşiktaş... Rize maçı tekrar ediliyor; hakem uzatma dakikalarında 2.sarıyı gösterip, kırmızıyı çıkarmadığı için... (Bizim lehimize inanılmaz bir hata...) Ardından Beşiktaş çılgın bir kararla bütün gol silahlarını takımdan uzaklaştırıyor ve santrforsuz kalıyor. Cem Papilla'nın yönettiği Samsun maçı tuz biber oluyor. Yani en olmayacak yanlışlar bir araya geiyor ve altın tepsi içinde şampiyonluk Daum efendiye sunuluyor. (Planlasan, bilinçli yapsan bu kadar tersliği kendi lehine olaraktan bir araya getiremezsin.)
2.Şampiyonluk... Türkiye liginin çok üstünde muhteşem bir kadro var elinde... Hoojdonk-Tuncay-Serhat-Anelka-Nobre ve ardlarında Alex'li forvet hattı... (Anelka devre arası geldi.) Ekonomik olarak dibe vuran Galatasaray son iki haftaya girilirken bizim önümüzde ve Kadıköy'de maçımız var. Bir beraberlik Galatasarayı şampiyon yapacak. Maçın 60.dakikasına kadar ölüp ölüp diriliyoruz; Nobre'nin bir kafa golü şampiyonluğu getiriyor ama bir gerçek var ki, Galatasaray o haliyle bizi elinden kaçırıyor. Oysa o kadronun üç-beş hafta öncesinden şampiyonluğu ilan etmesi gerekirdi. Eğer o final maçını Galatasaray yerine başka birtakımla yapsaydık muhtemelen yine takılırdık.
2006 Denizli ve öncesi asıl Manisa'da kaybedilen puanlarla giden şampiyonluk...
2010'u saymıyorum. Ortada...
Daum hazretleri bu takımın başında tam altı final yönetti.
2005-Türkiye Kupası... Rakip Galatasaray... 5 yedik.
2006-Türkiye Kupası... Rakip Beşiktaş... Sanırım uzatmada 3-2 kaybettik.
2006...14 Mayıs.. Denizli... Hayatımın taraftar olarak en kara günü... Ömür boyu o utancı taşıyacağım.
2010...Türkiye Kupası... Rakip Trabzon... Rezil bir futbolla ikram edilen kupa...
2010...Rakip Trabzon... 1-1'le Bursaya hediye edilen şampiyonluk... Tam 80 dakika ikinci bir forvet almamakta ısrar eden Daum...
Şu şehir efsanelerine bayılıyorum:
-Alex Türkiye ligi için yeter...(Nah yeter diyeceğim; ayıp olacak... Tövbe, tövbe... Sinirlerim kabarıveriyor birden... Yetmediğini, bir halt olmadığını gördük defalarca... Altı Alex'li sezon ve ikisi son hafta olmak üzere kaçan dört şampiyonluk...)
-Daum Türkiye için yeter... (Bu kadar final yönetmekten aciz bir hoca, ona tanınan şans ve zaman kimseye tanınmadı, son yılı hariç, eline sunulan geniş ve zengin kadro kimseye sunulmadı... İki şampiyonluğu iteleye kakalaya kazandı, ikisinin son maç elden kayıp gidişini boş gözlerle izledi.) Bu kadar final vuruşu yapma konusunda aciz bir adam...
Gerçi benim ondan nefret etmemin asıl nedeni hocalığı filan değil; bizi saf yerine koyan ve elma şekeriyle bayram yerinde çocuk kandırır gibi bizimle kafa bulan sahte tavırları... Ama öyle Türkiyede yeter filan masallarına da karnım tok... 2004 ve 2005 şampiyonluklarında nasıl ölüp ölüp dirildiğimizi (o muhteşem kadroya rağmen) bilen bilir. Hele 2004 şampiyonluğu... Kim ne derse desin; piyangodan çıkma...
Şehir efsaneleri hayata tat katar ve avutur... Ama kendimizi fazla kaptırırsak gözümüzü kör eder.
İsteyen istediği efsaneyle yaşamaya devam etsin... Bu şehirde efsane tükenmez...