Emre, Conferance'dayken transfer çok zor. Ancak scouta 3-5 bin dolarlık adam aratmasını söylersen , o gelebilecek oyuncular buluyor.
Takımın o dönemlerimde McAughtrie kilit adamdı defasta, Premier'e gelene kadar kadroda kaldı, çok iyi adam. Nathan Smith 300 bin dolarla giderek rekorumu kırmıştı. Walker ve Tompson da iyi golcüler.

Hidalgo bir kaç oyuncumun screenshorunu koyayım. Tamamladığım sezonun devre arasında çekilmiş, şimdi yaz döneminde olduğumda özellikler düşük.

İşte 10 numaram Marco Cirillo, Juventus'un alt yapısında yetişti 19 yaşından beri bende. Özellikle bu sene iyi performans verdi.



Yugoslav golcüm Stojkovic. Bu sene 37 golle tamamladı. Boyu 192 olmasına rağmen, hızı ve bitirciliği de çok iyi. Carew'le, Shevchenko'nun karışımı gibi bişey.



İngiltere'ye yeni bir Beckham kazandırdık. İşte kendi pafımdan yetiştirdiğim en önemli oyuncu, Neil Pearson.



Rojas, tek maçına bir çok maç almıştır.



Bu da almaya çalışıyorum dediğim Arjantinli Cabrera. Zorda olsa transferini bitirdim, çok da iyi yapmışım müthiş performans sergiledi.



Bu da bir diğer önemli defans oyuncum(du). Fakat büyük kulübe gitmek istiyorum diye triplere bağlayınca anında uçurdum Porto'ya. Hiç çekemem böyle tipleri. Yeride paftan çıkarttığım Dean Jackson'u koydum hiç de sırıtmadı.





***

Gelelim bu sene ne yaptığıma. Premier'de yine 2. oldum. Newcastle içerde dışarda beni yenince zaten haketti şampiyonluğu.
Şampiyonlar Liginde ise Stafford Rangers rüzgarı esti..

Grup maçlarımda lider çıktım. 2. turda rakip Milan'dı, ama eski güçlerinden uzak görünüyolardı ya da biz çok iyiydik. San Siro'da 0-4 kazandım, tur orda bitti zaten. İçerde de genelde yedek takımımla 2-1 yendim. Çeyrek finalde rakip Partizan'dı. İlk maçta içerde çok iyi kapandılar 0-0 bitti, ve bu turu da deplasmandaki 2-2lik skorumla geçtim.
Yarı finalde rakip Villareal'di. İlk maç içerdeydi. Resmen kitlediler bizi 0-2 bitti maç hiç bişey yapamadık.
Buraya kadarmış derken ya hep ya hiç mantığıyla, tasarladığım Stafford 4-2-4 taktiğimle tarihi fark yeme pahasına maça başladım ve sonuç;



Finalde rakip Udinese'ydi. Daha 13. dakikada 2-0 geri düşmemiz bizde "ne oluyor lan?" etkisi yarattı. Sonra tekrar Villareal deplasmanındaki taktiğe dönerek maçı tek kaleye çevirdim. Ve 2-2'ye de getirdim. Sonra da belki asrın hatasını yaparak o taktikten geri dönüp, kontrollü oyunu benimsedim ve maç penaltılara uzadı. Belki de o baskıya devam etsem kupayı 90 dakika içinde koparabilirdim..

Penaltılarda, daha ilk atıştı takımın en iyi penaltıcısı Marco Cirillo kaçırınca moraller sıfır oldu. Daha sonra kalecim her ne kadar kendini yırtsa da, sahada iyi penaltıcı kalmamıştı, ve kupa finalde gitti..



Geçen sene 2 hedefe de çok yaklaşmıştım ama olmadı. En azından Stafford Rangers artık bir dünya kulübü oldu. Rakiplerimiz artık Staffor maçı olduğunda 1 hafta önceden demeçlerle ortalığı geriyor..
Stafford Rangers, İngiltere'de kabul edilir bir büyük olma yolunda ilerliyor.