1 ile 30 arası toplam 171 sonuç

Konu: Başarısız Bir Menajer İsteyen Var Mı?

Hybrid View

  1. #1
    Nesil
    2003
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    3,238

    Default

    Hikaye müthiş olmuşşş hadi bakalım başarılar Kardeşim..


  2. #2
    Nesil
    2011
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    2,390

    Default

    Quote Originally Posted by AlperKSK View Post
    Hikaye müthiş olmuşşş hadi bakalım başarılar Kardeşim..
    Eyvallah abi, teşekkür ederim.

    Quote Originally Posted by cangulerdc View Post
    Kesinlikle katılıyorum. Hücum oyunu büyük ölçüde futbolcuların kişisel yetenekleriyle oluşur. Ama savunma oyunu büyük ölçüde Teknik Direktörün dehasıyla oluşur...
    Hücum kolay bir oyundur; savunma zor bir oyundur..

    Başarılar.. Burada buna benzer bir kariyer açan biri olarak, böyle hikayesi olan kariyerlerin artmasını diliyorum..
    Çok sağolun. Ben de savunmanın her zaman daha asil olduğuna inanan biri olarak bu amaca hizmet etmeye çalışacağım.

    Quote Originally Posted by Dennis Bergkamp View Post
    Başarılar Ziya Doğan

    Şaka bir yana inşallah istediklerini gerçekleştirebilirsin her ne kadar topa hükmettiğin oyun stillerini sevsemde defansif oyunlar her zaman ilgimi çekmiştir.Hala Yunanistan'ın Avrupa Şampiyonluğu'na hayranımdır ve hep taktir ederim.
    Teşekkürler Yunanistan'ın Avrupa şampiyonu olması gerçekten takdir edilecek bir başarıydı.

    Quote Originally Posted by Leonadias View Post
    Taktiği çok merak ediyorum acaba paylaşacak mısınız ?
    Evet, paylaşacağım. Ama henüz taktik aşamasına geçemedim. Biraz yoğun olmamdan dolayı yavaş ilerliyorum.

    Nestor'u beklerken, fırsat bu fırsat diyerek oyuncularımla görüşme şansım oldu. Şunu söyleyebilirim, takım tam bir İngiliz takımı. Beyaz tenli elemanların arasına serpiştirilmiş birkaç normal adam ve birkaç devşirme zenci; ve istisnasız hepsinin ağzı bira kokuyor. Geceden kalma oldukları apaçık ortada. Takımı biraz disipline etmek gerekecek ancak ilk buluşmada oyunculara çok sert de davranmak istemedim. Kendimi oyunculara sade bir şekilde takdim ediyor ve odama dönüyorum. Görüşme gayet iyi geçti.



    Odamın kapısını açtığımda, masamın önündeki koltuğa oturmuş ve üstünde ''Eren Aydemir-AFC Wimbledon Teknik Sorumlusu'' yazan eşyayı inceleyen Nestor'u görüyorum. Hemen birbirimize sarılıyoruz, ve ben imza sürecinde yaşananları ve kulüpteki ilk günümü ona anlatmaya başlıyorum.

    Nestor'la tanışmamız çok eski günlere dayanır. İlköğretimde aynı sıraya oturmamız vesilesiyle tanışıp, arkadaşlığımızı yıllar geçtikçe ilerletmiştik, birer kardeşten farksız olmuştuk.

    Ancak Nestor, ailesinden hiçbir zaman sevgi veya kol-kanat germe görmedi. Bu gün geçtikçe onu farklı uğraşlara itti. Önce sanal dünyaya merak salan ve bilgisayar konusunda yaşıtlarından hep üstün olmuş olan Nestor, ilerleyen yıllarda en büyük yeteneğinin dil öğrenmek olduğunu fark etti ve sanal alemi avucunun içi gibi bildiği için, onu dil öğrenmek için kullandı. Gün geçtikçe yabancı dil konusunda kendini geliştirdi ve bir gün artık zirveye ulaştı. Bu onun için bir bakımdan kötü de oldu.

    Hayattaki diğer dallarda dil öğrenmek kadar başarılı olmadığını öğrendiğinde, derin bir boşluğa düştü. Bu boşluk, üstün zekâsı ve kültürünün de nedeniyle, illegal işlerde aranan 1 numaralı adam olmasıyla sonuçlandı. Birçok mevzu işledi, birçok yanlış yaptı. Foyası ortaya çıkınca da ilk önce ''Nestor'' takma ismini kullanarak, ülkede adeta bir kaçak gibi yaşamaya çalıştı, yapamayınca da, yaklaşık 1 sene önce yanıma, İngiltere'ye geldi.

    Nestor, futbol konusunda çok bilge olmasa da, hayatımda gördüğüm en zeki, en kültürlü ve en vefakâr adamdır. Hayatım boyunca hep en iyi arkadaşım oldu. Ve yolumun AFC Wimbledon'la kesiştiği gün, umarım onun için de yeni bir başlangıç olacak.

    ''Ne zaman resmi olarak burada çalışacağım oğlum?'' diye sordu. ''Sakin ol Nestor'' dedim, ''sakin ol. Zamanı gelecek.''

    Asistan menajer, ya da koç olarak Nestor'a görev vermeyi düşünüyorum. İngilizce'yi o kadar iyi bilir ki, Britanya'nın neresine giderse gitsin, onun İngiliz mi, İskoç mu yoksa İrlandalı mı olduğunu anlayamazsınız. İngilizce'nin yanında ana dili Türkçe, Fransızca, İtalyanca, Rusça ve Münih'te yaşamını sürdürebilecek düzeyde Almanca biliyor. ''Almanca bilmenin Almanya'da sana bir faydası yoktur, Türk olman yeterlidir. Almanca, şaşırtıcı bir şekilde Almanya'nın dışında sana fayda sağlayacak bir dildir.'' der hep. Çok yönlü bir adamdır. Napoleon'un ilk yaptığı savaşın tarihini sorsanız bilir. Dediğim gibi, çok zeki ve fazla kültürlü bir adamdır. Bilgisayar ve internet konusunda da çok başarılıdır. Her işi yordamına göre yapmayı çok iyi bilir. Ve bana en çok yarayacak özelliği de şudur: Britanyalılarla nasıl konuşulacağını, kendilerinden bile daha iyi bilir.

    Futbol konusunda ilk danışacağım kişi olmayacak. Ancak saha dışındaki her alanda, bütün kulübün yükünü çekecek bir nebze. Futbol anlayışlarımız her zaman çok farklıydı zaten. Ben hep defans yaptım, o ise saldırdı; hücuma ve yok etmeye uğraştı. Tıpkı yıllardır oynadığımız satranç karşılaşmalarındaki gibi... Onun ataklarına karşı ben hep savundum. AFC'de de rakip bana saldırmadan önce, o bana rakibin nereden saldırabileceğini söyleyecek ve ona göre önlemlerimi alacağım. Adeta, parasıyla bir rakip tutacağım, gerçek rakiplerimi geride bırakabilmek için.
    "Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil; doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Mesaj Yetkileri

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •