Gün 3

Sabah uyandığımda Leicester ile Borini anlaşmıştı.Para transferi gerçekleşmiş sözleşmeler imzalanmıştı.Borininin geliriyle transfer yapmak gerekiyordu.Transfer edilebilecek türden oyuncuları scout ekibimizle konuşurken asistan yerinden fırladı.Korkmuştum.Noldu diye sorduğumda Lucas Leiva'nın 15m$'lık bir teklif aldığını söyledim.Baktığımızda Lucas'a ihtiyacımız yoktu.Onun yerini tutabilecek oyuncularımız vardı.Ama 15m az kalabilirdi.Hangi takımdan olduğunu sorduğumda Southampton olduğunu söyledi.15m'in hepsini peşin vereceklerini de ekledi.Lucas'ı gönderme fikri aklıma yatmıştı.Asistana teklifi kabul etmesini söyledim.

Gün 4

Lucas'a büyük bir maaş öneren Southampton onu satın almayı becermişti.Ben mutluyken yönetim beni odasına çağırdı.Başkan bana geç otur dedi.Sakince oturdum ne diyeceklerini 5 saniyeliğime kafamdan geçirdim.Kızacaklar mıydı yoksa takdir mi edeceklerdi?
+Başkan söze başladı.Transfer dönemine hareketli başlaman görünürden kaçmadı Emir.Ama Lucas kalitesindeki bir oyuncuyu 15m$'den satmak buyük bir zarar hem takım adına hem de geleceğin adına.
- Geleceğim adına ? Bir transfer için beni gönderecekseniz,şampiyonluk zaten yarınlara kalmıştır Werner.(Sanırım ismiyle hitab eden uslubum sert olmuştu.)
+Peki Emir bundan sonra birlikte çalışamayız size iyi günler.

Gün 5
Gittiğim takımda sadece 4 gün kalabilmiştim.Acaba arkamdan neler düşünmüşlerdi.Ama İngiltere basınında büyük yer kapsıyordum.Haberlere aldırmadan Türkiye'ye ailemin yanına döndüm.Uçaktan inince 18 cevapsız arama vardı.Numara'yı tekrar aradığımda,telefonu yaşlı bir ses açtı.Aramızda geçen konuşmanın başında kendini tanıttı.Bu Duygun amcaydı.Hani şu Galatasaray'ın başına geçen.Bana takımımıza gelirsen memnuniyet duyarız diyordu.Zevkle kabul ettim.Artık yeni bir klupte başlıyordum.

Arkadaşlar,hikaye biraz fake oldu sanırım. Karmançorman oldu bi anda herşey. Devamını görücez bakalım.