Sağolun arkadaşlar.
------
Toshack'ın önüme koyduğu belgeyi açtım.
İskoç takımı Aberdeen.
''Evet, haklarında az çok fikrim var. Fazla güçlü bir takım değiller ancak İskoçya standardlarına göre gayet iyiler. Ülke Celtic taraftarları ve Rangers taraftarları olarak ikiye bölündüğü için taraftar kitlesi çoğunluğu oluşturmuyor, buna rağmen azımsanamayacak derecede ateşli bir kitlesi olduğunu söyleyebiliriz. Özet geçmemi istersen; gayet bana göre bir takım. Peki bana neden bunları anlattın?'' Aberdeen'in analizini kendimce yaptıktan sonra gururlu bir gülümseme ile Toshack'a baktım.
''Çünkü başkanları, menajerleri ile yolunu dün sabah ayırdı. Ve sen istersen, İskoç bir arkadaşıma haber verir, senin için her zaman görüşme ayarlayabilirim. Zaten menajerlik yolundaki rakiplerinin fazla olacağını düşünmüyorum.'' dedi Toshack.
Futbola geri dönmek, yeniden bir menajer olmak, sıradanlaşmış futbolu yeniden değiştirme fırsatı, bunların hepsi kulağa çok cazip geliyordu.
Ama bu işin öbür yüzü de vardı, ailenle görüşmelerin giderek kısıtlanacak, onlara vakit ayıramayacaktın. Basın seni menajer Fytia Henderson olarak bilecekti, insan Fytia Henderson değil. Burada bir karar verebilirdim ama bu baştan savma bir karar olacaktı.
''Bana 2 günlük bir süre ver. Eminim 2 gün içinde bunu halledebilirim.'' dedim Toshack'a.
''Öyleyse 2 gün sonra görüşürüz Henderson.'' dedi Toshack ve elini bana uzattı. Ben de memnuniyetle sıktım.
Dönüş yolunda çocukların yemesi için bir kaç tane simit aldım. Eve döndüğümde çocuklar zaten kahvaltı masasındaydı ve Karen de çok sinirli gözüküyordu. Onunla konuşmaya çalıştım ama cevap vermedi. Ben de bir şey demeden aldığım simitlerden birini kendim yemeye başladım.
Saatler saatleri kovalarken ben de Aberdeen'in başına geçmek veya evde kalıp iyi bir aile babası olmaya devam etmek arasında seçim yapmakta zorlanıyordum. Gece olmuştu bile. Ben yatağa girmiştim. Karen yanıma geldi ve benimle yeniden konuştu.
''Canın mı sıkkın?'' dedi Karen. İç çektim.
''Nereden anladın?'' dedim ona bakarak.
''Fytia, sabah sana biraz soğuk davrandığım için özür dilerim. Elbette senin de arkadaşların var, onlarla bira falan içiyorsunuz. Hadi ama, ben sadece ikimizin de mutlu olmasını istiyorum.'' dedi Karen. Karen gerçekten kadınların en yücesi olmalıydı.
''Teşekkürler. Ve bu arada...'' dedim ve sözümü bitirmeden Karen sözümü kesti.
''Tamam, yine nereden iş teklifi aldıysan kabul et. Sen bundan zevk alıyorsan karışmak benim ne haddime.'' dedi. Ben de ona sıkıca sarıldım.
''Sen bu dünyadaki en müthiş insansın, bunu biliyor musun?'' dedim. O da gülümsedi.
''Evet, biliyorum. Söyle, yine nereden teklif aldın?'' dedi Karen.
''Aberdeen. Bir Arsenal, Leverkusen değil de yine de seni idare eder umarım.'' dedim.
''Fark etmez. Hem seni takım elbise ile görmeyi özlemişim.'' dedi ve arkasını döndü. O yavaşça uykuya dalarken ben de telefonumu açtım, Toshack'ın numarasını tuşladım.
''Alo'' dedi Toshack.
''Görüşmeyi ayarla. Fytia Henderson geri dönüyor.'' dedim sırıtarak.
DEVAM EDECEK!



