-
UEFA Şampiyonlar Ligi
FINAL - 2016/ SAN SIRO - ITALY
Final maçından bir gün önce Muslera'nın omuz sakatlığı ile sarsıldık. Yedek kalecimiz Cenk'e emanet edecektik kaleyi. Fakat Muslera bu maçın herşeye değer olduğunu ve sakatlığını riske ederek oynamak istediğini söyledi. Her ne kadar gönülsüz olsam da bu isteğini kabul ettim tecrübeli file bekçisinin.
Maç günü iyice bastıran heyecan, yerini zaman zaman baş ağrısına bırakırken oteldeki odama kapanıp birkez daha Bayern-Porto yarı final maçının analizini detaylı olarak inceledim. Forvetleri İtalyan Osvaldo hem atletik, hem teknik hem de çok güçlü bir Komple Forvetti. Fakat bunun yanında kanatlarda Brahimi ve Tello gibi 2 tane dribbling canavarı bulunmakta ve ortadaki 2li Imbula ve Herrera da takımın beyni görevini üstlenmişlerdi. Bunlara karşılık bizim orta alan oldukça zayıf görünüyordu. Selçuk ve Hamit'in performansları çok önemliydi. Oyunun 2 yönünü de oynayabilen en iyi 2 oyuncum onlardı. Yedekte Jose, Boateng ve Emre gibi isimler de mevcuttu fakat orta alandaki bu oyun trafiğini sağlama almamız gerekiyordu.
Klasik 4-2-3-1 olan taktiğimizde değişikliğe giderek, 4-1-2-3 şeklinde ön liberolu bir sistem ile kadroyu kurmaya karar verdim. Ön libero mevkisine de genç Ganalı Boateng'i monte ettim. Böylece orta alanda biraz daha sertleşecektik ve bu pozisyonu kapatıp rakibi kanatlardan savunacaktık.
Futbol gerçekten de çok garip bir oyun. Oyun demek bile aslında içimden gelmiyor, adeta bir kader gibi..
Teknik direktörleri Lopetegui ile daha önceki yıllarda birkaç kez sohbet etme şansım olmuştu. Kim bile bilirdi ki günün birinde böylesine büyük bir mücadelenin finalinde birbirimize rakip olacaktık ??
120 dakika sonunda oyuncularımı teker teker öptüm..
Kimi ağlıyordu, kimi zafer çığlığı atıyordu.. En çok da Bilal için sevindim. Kupayı getiren gol onun ayağından gelmişti.
Tekrardan başarmıştık. Hatta daha da üstüne koyarak bunu yapmıştık. Artık Galatasaray tam anlamıyla bir Dünya Kulübü olmuştu. Türk insanın yıllardır duyduğu bu başarı özlemini gidermiştik...
En önemlisi taraftarımızdı. San Siro'da onlar için ayrılan kısmında dışında birçok taraftarımız vardı. Stada giremeyenler mi dersiniz, yoksa rakip takım taraftarları arasında maçı izleyenler mi ?
Tutku, hırs, azim ve çalışma.. Başarımızın altında yatan sırda buydu, 1 sene önce uğruna yola çıktığımız yolda sona geldik ve yapabileceğimizin en iyisini, en tepeye ulaşmıştık..
Bunu bir süre daha kutlamak üzere, Milano'da kalacaktık birkaç gün..
Divock Origi'ye apayrı bir yer vereceğim. Bu çocuk -çocuk diyorum- sadece 21 yaşında. Ve en iyilerin liginde, Şampiyonların liginde gol kralı oluyor. Ronaldo, Messi, Benzema, Costa, Suarez, Neymar ve daha nice starların önünde bu başarıya ulaşıyor. Gerçekten korkunç derecede önemli bir başarı bu. Eminim ki bu oyuncuyu takıma daimi olarak kazandırmak için elimden geleni yapacağım.
FİNAL MAÇINI ÖZETİ BİRAZDAN...
Bu Konuya Ait Etiketler
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules