Abi ben bir blog yazısı yazdım senin de bülent korkmaz hakkındaki görüşlerini bekliyorum:

Sene Başından Bu Yana Galatasaray

Galatasaray seneye bomba gibi transferlerle ve bu transferleri en iyi organize edecek teknik direktörle girdi. Micheal Skibbe, genel olarak 4-2-3-1 gibi yerden pas yapan, araya top atarak forveti besleyen, gerektiğinde orta sahada bulunan şeytan üçgenine istedikleri serbestliği vererek pozisyon üreten bir taktik anlayışı benimsedi ve yıllar sonra ülkemizde ki bir takıma alan savunması öğretti(yarım kaldı ama olsun). Ayhan ve Barış bu alan savunmasını gayet iyi yapıyorlardı. Eğer ki rakip teknikse Mehmet Topal oynuyordu ve orta saha 3leniyordu. Bu durumda Lincoln sakatlığından dolayı genellikle olmuyordu ve hem UEFA hem de TSL'de iyi oyun oynayacak bir takım oluşuyordu.

Kalede De Sanctis istikrarlı olmamasına rağmen defansla iletişimi, refleksleri ile kalede oynuyordu. Bazı kişiler şu anda Aykut oynasın diyorlar bunun tek artısı onun Türk olması olur başka bir artısı olmaz, yediği gollerle tekrar çıldırtır.

Defans ise en zayıf mevkiiydi. Sabri devamlı arkasına adam kaçırıyor, ileriye gidiyor ve gelmiyordu. Onun tarafında oynayan Meira ise hem onun hem de kendi görevini doğal olarak yapamıyordu. Hem geriden oyun kuracak, hem defansif görevini üstlenecek hem de sağ bekten gelen atakları savuşturacaktı. Ondan beklenen buydu, yapamadı ve gönderildi. Tabii bu olay Skibbe döneminde olmadı, taktik bilgisi "0" olan, futbolu Popescu'dan öğrendiğini unutan Bülent Korkmaz döneminde yapıldı. Servet ve Hakan Balta her maç aynı performans ile oynayarak hatta ara sıra üstüne de katarak güven veriyorlardı.

Orta sahada Ayhan ve Barış bitmek bilmeyen enerjileriyle forvet ve defans arasındaki köprüyü oluşturuyorlardı. Yeri geldiğinde pas yapıyor, yeri geldiğinde alan savunmasını en iyi şekilde uygulayarak top çalıyorlardı. Kanatlarda Kewell ve Arda bildiğiniz gibi takımdaki en iyi oyunculardı. Keza Lincoln'de öyleydi.

Forvette Baros tam bu sisteme göre bir oyuncuydu, arkasındaki üçlünün ona yarattığı pozisyonları iyi değerlendiriyordu(bazıları diyebilir çok kaçırıyordu diye ama iyi değerlendiriyor dememin sebebi, arkasındaki oyuncuların ona çok fazla pozisyon hazırlamalarıdır)

Skibbe dönemindeki 11'leri kısa bir şekilde anlatırsak;

------------------De Sanctis
--Sabri------Servet---------Meira-----Hakan B.

---------------Ayhan------Barış
----Kewell---------------------------Arda
-------------------Lincoln
--------------------Baros




------------------De Sanctis
--Sabri------Servet---------Meira-----Hakan B.

---------Ayhan----Mehmet Topal-----Barış
----Kewell---------------------------Arda
--------------------Baros


Takım zevk veriyordu, belli bir sistemi vardı ve bu sistemi git gide daha da benimsiyordu. Üst üste alınan kötü sonuçlar sebebiyle Skibbe gönderildi: Çok yanlış bir karardı. Herhalde unutuldu başarının istikrarlı hocalarla geldiği; Fatih Terim Galatasaray'ın başında 5 sezon kalmıştı. Skibbe dersini tamamlamamıştı hala eksik kalan şeyler vardı. Hücumda Çoğalma dersine daha geçmemişti ama sabredilmedi ve gönderildi. Yerine efsane kaptan bülent korkmaz getirildi. Sergen Yalçın'ın bir lafı vardı: "Erciyes'i küme düşürdü, Gençlerbirliği'nden kovuldu, Bursaspor'dan kuruldu, Galatasaray'da ne işi var" çok haklıydı. Kariyerinde hiç bir teknik direktörlük başarısı olmayan bir adamın Galatasaray'da ne işi vardı. Gelir gelmez çıktığı ilk maçta Galatasaray Bordeaux'a 4-3'lük bir üstünlük sağladı. Galibiyet takıma ruh kazandıran Bülent Korkmaz'a mal edildi. Ancak Bülent Korkmaz'In bu galibiyette hiç bir katkısı yoktu üstüne üstlük takımın savunma düzenini de bozmuştu, hücum yönünde ise takım Skibbe'nin bıraktığı sistemle oynamıştı. Bundan sonraki maçlarda kendi futbol anlayaşını sahaya yansıttı Bülent Korkmaz. 4-5-1 sistemiyle devam edildi ancak anadolu klüblerinin sistemini yansıttı takıma: Çok basan, mücadele eden, şuursuzca hücum eden bir sistem... Kadroda da revizyona gitti kendince: Ümit Karan, Volkan Yaman, Hasan Şaş ve Mehmet Güven'e şans vermeye başladı. Kendi hatalarını Lincoln'e yıktı. Takım Lincoln'ü istiyorum diye bağırırken o Mehmet Güven'e güvendi. Kendi egolarını tatmin ediyordu ve artık gitgide bir Anadolu takımı oluyordu Galatasaray. 60'tan sonra defansa çekiliyordu aynı bir Anadolu takımı gibi, üstüne üstlük yaptığı değişikliklerlede köy takımının bile teknik direktörü olamayacağını ispatlayan Bülent Korkmaz, 1 ayda takımı 4 yıl geriye götürdü. Klüp çalıştırmadığı dönemde hiç mi izlemedi acaba oyuncuları? Sabri'nin hala 5 sene önceki gibi 70'ten sonra yorulduğunu sanan, takımın Kewell, Lincoln gibi oyunculara en çok ihtiyacı olduğu anlarda bu tarz bir oyuncuyu oyundan alıp yerine Mehmet Güven gibi bir oyuncuyu alarak nereye varmaya çalışıyor?

Son olarak, takımın başına geldiğinde BÜYÜK KAPTAN hep arkandayız diyenler acaba hiç izlemişlermiydi kendisini teknik direktör olarak yoksa hala yanlış bir zihniyet olan "İyi futbolcu iyi de bir teknik direktördür" zihniyetine mi sahiptiler. Bilinmez ama bilinen bir şey var ki Galatasaray Bülent Korkmaz'la yollarını bir an önce ayırmazsa önümüzdeki sene için ne bir Avrupa Kupası bileti alır ne de bu sene şampiyonluğu kazanır.


23 Mart 2009

Saygılarımla Taylan Özgür Topçuoğlu...