İnşallah bir tarihe tanıklık ediyor olabiliriz. En az 10 yıl boyunca bu sahneye şahit oluruz inşallah... Aykut hoca sezonun ilk antremanında takımı çalıştırıyor. (Fenerbahçe'de 10 yıl demek, başka bir kulüpte en az 25 yıl demektir. Bunun farkındayım. Ama bir yerlerden başlamak lazım...)

Yıllar sonra ilk defa bir sezona teknik adam tercihini sorgulamadan başlayacağım. Her ne kadar şu an itibariyle döküntü sayılabilecek bir kadro olsa da... Yeni transferlerle birşeye benzeyecek, her geçen sezon yılların "kötü alışkanlıklarından" ve "vazgeçilmezlerinden" birer ikişer kurtulacağız. Devrimler bir çırpıda sükunete ermez; neticeleri zaman içinde meyve verir. Yarım kalan devrim ise önce o devrimi yapanların başını giyotine götürür. Fenerbahçe yepyeni bir oyun mentalitesine kavuşacak, yepyeni bir futbol felsefesi edinecektir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Üç yıldır şampiyon olamıyoruz; öldük mü? Hayır... Bu sene olamasak n'olur? Yeter ki, bütün gelişmeler Aykut'un istediği doğrultuda yapılsın... Onu, Fenerbahçe'nin Alex Ferguson'ını saygıyla selamlıyorum şimdiden... (Birkaç yıl içinde bütün safralar atılacak ve kadro sadece Aykut'un istediği oyunculardan oluşacaktır. Unutmayalım: Bu kadronun temel iskeleti Aykut'un eseri değildir. O şimdi şapkadan tavşan çıkartacak... Ama zamanla kendi sitemine uygun oyuncularla kuracak bu takımı... Sistemini mevcut malzemeye göre eğip bükme zorunluluğundan sıyrılacak... Yeter ki, sabredelim...)