İlginç... İki takım taraftarı olmak nasıl birşeydir bilmem. Yedi göbek Antalyalıyız. Bugün Antalyayı destekleyen 07 Gençlik'teki çocukların içinde Antalya kökenli yok denecek kadar azdır. Çoğu Antalya'ya dışarıdan yerleşmedir. Babam Antalyaspor taraftarıydı. Ama iki takımlıydı. Beşiktaş'a sempati duyardı. Antalya'nın iddiası olmadığı için Beşiktaş'ın şampiyon olmasını isterdi. Zaten Antalya sık sık 2.lige düşerdi. Fakat sözkonusu Antalya olunca Beşiktaşfilan dinlemezdi.

Bana gelince... Ya beş yaşındaydım, ya altı... Radyoda bir maç vardı, herkes onu dinliyordu. Galatasaray 4-1 öndeymiş Fenerbahçe'ye karşı... Ben Galatasaray'ı da, Fenerbahçe'yi de bir insan sanıyordum, takım olgusundan haberim yoktu. Dedim ya; radyo... Sonra 4-2 oldu. Sonra 4-3 oldu. Sonra 4-4 oldu. Fenerbahçe gözümde kocamaaaan bir adama dönüşmüştü. Herkesi döver, herkesten güçlü... Gerçi babam hep anlatırdı; "oğlum önce Antalya..." Sallamazdım pek ama yine de bir sempatim vardı. Birgün bir Antalya maçına gittim. Koro halinde tempo tutuyorlar ve bizi de ayağa kalkmaya davet ediyorlardı: "Ne Beşiktaş, ne Cimbom, ne de i... kanarya; En büyük sensin Antalya." Maçın bitmesini beklemeden stadı terkettim. Ve o gün bugündür, imzamda söylediğim gibi:

Daima Fenerbahçe! Sadece Fenerbahçe!

Nerenin havasını solursam soluyayım, ister Antartika'da eskimoların arasında dolaşırken, ister Avustralyada kanguru kovalarken, Boston Garden'da günün birinde nasip olur da bir NBA finali izlerken, Arizona çöllerinde sıcaktan yanarken... Karnım nerede doyuyor, hangi memleketin havasını kokluyor olursam olayım:

Daima Fenerbahçe! Sadece Fenerbahçe! Aziz Yıldırım'a rağmen Fenerbahçe!