-
Çok güzel bir yazı, benim düşüncelerimi, anlatmak istediklerimi çok iyi aktarmış yazar. İşte savunmaları bekleyelim dedik, ortada kesin delil ya da suçüstü olsa çoktan sonuçlanırdı dedik, suçluyu savunmadık, suçlu çıkarlarsa zaten savunulmazlar ama hal böyleyken suçludur demek, insaf?
Cuma gününden beri "Şike" davasının ilk duruşmasının sonucundan çok rahatsızım. Öylesine ki ne Eskişehir maçını seyrettim, ne Beşiktaş ile yaptığımız basketbol derbisini, ne de Galatasaray Beşiktaş derbisini. Uzun senelerdir ilk defa keyfim iyice kaçtı, tek bir spor programına bakmadım, evden çıkıp Boğaz kenarında uzun uzun yürüdüm bu gece. Ben bu duruşmaya Cuma gününden bu yana bir taraftar gözüyle bakmamaya çalışıyorum, kendimce mümkün olduğu kadar objektif oldum, düşündüm...düşündüm... Cuma gecesi geç saatlerde açıklanan kararlar beni çok üzdü. Artık hiçkimse beni bu ülkede bağımsız ve adil bir hukuk sistemi olduğuna inandıramaz. Çıkan sonuç bana göre bir insanlık suçudur...Tabiii bunlar benim şahsi düşüncelerim. Bunların detayına girmeyeceğim. Sadece bir Fenerbahçe taraftarı olarak değil, bir futbolsever olarak neler hissettiğimi ve düşündüğümü bilmenizi istedim o kadar. Bir arkadaşımız da iddianameye değişik bir açıdan bakmış, benim düşüncelerimle çok örtüşüyor, sizinle bu yazıyı paylaşmak istedim:
"Birbiriyle çelişen iki unsuru, fikri bir arada bulunduran önermeler bir oksimoron oluşturur. Karanlık ışık, orijinal kopya gibi. Biliriz ki kopyanın tanımladığı durum zaten orijinal bir eserin çoğaltılmış hali olmasıdır, bir eserin aynı anda hem orijinal hem kopya olması, cehennemin cennet olması mümkün değildir.
İddianame ortaya açılıp saçıldıkça, ortaya çıkan şeyin bir oksimoron iddianamesi olduğunu daha net, daha açık bir şekilde görüyoruz. Bu davada bütün iddialar birbiriyle çelişiyor, yanyana birlikte olması düşünülemez şeyler bir arada bulunuyor. Öyle ki şu an dava bize uçan filler olduğunu, su altında yüzen kaplanlar bulunduğunu, balinaların da otlamak için yaylaya çıktığını iddia ediyor.
İddia neydi? Aziz Yıldırım'ın öncülüğündeki bir örgüt, sistematik bir şekilde 6222 sayılı kanunda belirtilen şike suçunu işledi.
Örgüt nedir? Suç veya yasadışı faaliyet gerçekleştirmek için bir araya gelen üç veya daha fazla insandan oluşan topluluk.
Şike suçu ne? Bir müsabaka sonucunu etkilemek için yapılan, karşı tarafa bir menfaat sağlayan anlaşma.
Anlaşma nedir? İki kişinin karşılıklı ve birbirine uyumlu bir halde ortaya koydukları rıza.
Yani biz bir anlaşma dediğimiz zaman en azından iki kişi arayacağız, aralarında birbirlerine uyumlu bir irade olup olmadığına bakacağız, bir teklif var mı, bir kabul var mı bütün bunlara bakacağız.
Emniyet 6 Temmuz tarihinde 19 maçta şike yapıldığını iddia ederek işe başladı, iddianamede şike yapılan maç sayısı 13'e indi, etik kurulu raporu damping yaparak bunu 5'e indirdi. Savunmalardan sonra şike veya teşvik girişimi konusunda ciddi şüphe uyandıracak tek bir maç var, orada da teşvik girişiminde bulunan kulüp Fenerbahçe değil, Trabzonspor.
Şike / teşvik primi bizzatihi rüşvet veya fuhuş suçu gibi, konusu suç olan bir eylem üzerinde iki tarafın anlaşmasını içerir. Bu taraflar bir müsabakanın sonucunu değiştirme noktasında anlaşmalıdır ve nihayetinde de bu anlaşmanın bir de maddi menfaat unsuru olmalıdır.
Bugün tutuklu bulunan veya hakkında ciddi suç şüphesi olan Fenerbahçelilerden başka kimse yok. Bu adamlar kendi aralarında mı şike yaptılar? Oksimoron. İnsan kendi kendisiyle şike yapamaz, çünkü bir anlaşma için en az iki kişi lazım. Fuhuş anlaşması için de bu böyle, işe giriş sözleşmesi için de bu böyle. E kardeşim Fenerbahçeli yöneticilerin anlaştıkları diğer kişi kim? Bu kişi ile yaptıkları hangi görüşmeden biz aralarında bir anlaşma olduğunu anlıyoruz? Anlaşma nerede?
Savcı bize diyor ki bugün, başka bir kişi yok, varolmayan bu kişiyle yapılmış bir anlaşma yok ama şike var. kanadı yok, gagası yok, ayağı yok ama kuş. Oksimoron.
Peki aralarında bir anlaşma olduğunu gösteren teknik takip dökümanı yok. Sen bu adamları 8 ay takip etmişin. 8 ayda başka bir takımın yöneticisi, futbolcusu veya teknik direktörü ile Fenerbahçeli bir yöneticinin veya temsilcisinin tek bir anlaşmasının fiziki takibini bulamadın? Ne arıyoruz? İnsanlar birbiriyle oturup kalkar, yemek yer, dönerciye veya dondurmacıya gider. Bizim aradığımız olağanüstü bir şey. Para transferi? Var mı? Yok. En yaklaştıkları vaka Manisa vakası, onun da bir borç ilişkisi olduğu ortaya çıktı. Belgeli. Diğerlerinde içinde para olduğu iddia edilen poşetlerden ya forma çıktı ya da Sivas Valisinin şehadetiyle bilet.
Yani savcı diyor ki öyle bir anlaşma var ki, anlaşan taraflar yok, dahası diğer tarafa geçen bir maddi menfaat de yok.8 ay boyunca Allah günü bu insanları dinledik, ona rağmen bir kere olsun fiziki takiple bunu tespit edemedik.
Sonra da diyor ki yine de şike var!
Şike sahada yapılır. Zaten anlaşmanın konusu bir MÜSABAKA sonucunu değiştirmektir.Müsabaka da oyuncular tarafından ortaya konur. Aziz Yıldırım'ın Sturm Graz - Galatasaray maçını örnek göstermesi bu sebeple anlamlı. Diyor ki, bakın sahada futbolcular açık açık müsabakanın belirli bir sonuca sahip olması için belli fiiller, eylemler içerisine giriyor. Eldeki raporlarda bir tane müsabakada şike şüphesi uyandıracak maç var mı? Yok. Kimse şüphelenmemiş.
Şimdi işin daha vahim noktası da şu, İçinde futbolcuların olmadığı, başka takım yöneticilerinin bulunmadığı, herhangi bir menfaat geçişinin olmadığı, para transferinin bulunmadığı, sahada da gözükmeyen bir "şike" var.
Yani bu Real Madrid - Barcelona Kral Kupası maçı da "şikeli", eğer olmayan unsurlar üzerinden bir maçı şikeli olarak tasnif ediyorsak, bugün dünyadaki her maç şikeli. Bunlarda da anlaşma yok, bunlarda da bir menfaat intikali yok, bunu kanıtlayan deliller yok, sahada da şike olduğu gözükmüyor.
Ama YİNE DE ŞİKE!
Şimdi bu neye benziyor? Adam kanepede uzanmış, elinde gazete var, ayaklarını uzatmış, gazetesini okuyor. Birden polis içeri giriyor: "sen fuhuş yaptın!"
Adam diyor ki e kardeşim kadın nerede? Kadın yok. İyi kadın yok ama peki bu fuhuşu gösteren bir telefon konuşması filan var mı? Hayır telefon konuşması da yok. E kardeşim para mı vermişim birine? Yok hayır para da vermemişin. E kadın yok, para yok, anlaşma yok bu nasıl fuhuş?
Özel yetkili fuhuş.
Mantık bu.
Emniyet güçleri 8 ay boyunca belirli insanların telefonlarını takip ediyor, kayıtlarını tutuyor, gün gün bunları takip ediyor ancak bu 8 ay içerisinde bir tane bile şike suçunu ispat edecek fiziki takip dökümanı, belgesi, görüntüsü ortaya çıkartamıyor. Üstelik savunmada bütün para transferi resmi belgeler, faturalar ve Dernekler Daire Başkanlığı'nın hukuka uygunluğunu tespit ettiği dökümanlarla legal olarak belgelenmiş. Yani her şey temiz.
Tam da bu sebeple emniyet güçleri Sezer'i darp ediyor, 44 yıl bir kulübe tertemiz hizmet etmiş Tamer Yelkovan'a hakaret edip, vuruyor, İbrahim Akın'ın da psikolojik sorunlarından yararlanarak zorla itiraf almaya çalışıyor.
Şimdi biz hepimiz bu oksimoron mantığına bir şeyin varolmadığını ispat etmeye çalışıyoruz. Carl Sagan'ın garajımdaki ejderhası ile karşı karşıyayız. Garajımızda bir ejderha var, elle tutulmaz, gözle görülmez, ateşi yok, kokusu yok, ayak izi yok, çarpamazsın, dokunamazsın ama garajımızda bir ejderha var!
Böylece şu an karşı karşıya olduğumuz iddia yalnız bir oksimoron da değil, ispatlanamaz bir hipotez. Bugün varolmayan bir örgütün varolmadığını, yapılmamış bir şikenin yapılmadığını, işlenmemiş bir suçun zaten işlenmediğini gösteren tüm kanıtlara rağmen bir şike olduğunu iddia eden, akıl fukurası bir mantık dizininde kısılı kalmış durumdayız.
Bu oksimoron davanın, hukuk tarihinde bir yer alacağı muhakkak. Engizisiyon mahkemesi mantığı ile, bir şeyin yokluğuna dalalet eden tüm kanıtları da yok sayarak yine de bir suçun işlendiğini iddia eden bir gruba karşı, aklı, mantığı, ahlakı, temel mantık ilkelerini seslendirmek zorunda kalmışlığımız, 21. yüzyıl açısından önemli bir sayfa olacak.
Bütün bunları izleyip susmak insan ahlakı ve onuruyla bağdaşmaz. Bu kadar kötü hazırlanmış, hiçbir delile sahip olmayan bir iddiaya inanarak insanları suçlu ilan etmek, onların cezalandırılmasını talep etmek 16. yüzyıl açısından dahi vahşi, geri kalmış, ahlaksız bir zihni bize gösterir.
Herkes de bugün cephesini buna göre seçmelidir. Bugün mesele Fenerbahçe veya şike değil. Oksimoron iddialarla bir dava açıp, hiçbir delil bulamadan bir insanı özgürlüğünden mahrum edebilecek bir sisteme aldığımız konumla ilgili. Biz bunların yaşandığı, yaşanabileceği bir ülkede mi yaşamak istiyoruz yoksa bunların düşünülmesinin bile imkansız olduğu bir adalet ülkesinde mi. Herkes formasına bir de bu gözle bakmalı."
Sevgiyle kalın...
Not: Bu yazı kısmen http://papazincayiri.blogspot.com/20...iddianame.html adresinden alıntıdır.
Kaynak: http://my.sporx.com/blog/oksimoron-i...eSXBLQ12906SXQ
Mesaj Yetkileri
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
-
Forum Rules