Arkadaşlar gruptaki şansımız hakkında yapılmış güzel bir değerlendirme.Hoşuma gitti.Sizlerle paylaşmak istedim.

Sağlam'ın Beşiktaş'ı ŞL'de Ne Yapar?
Beşiktaş futbol ulemasının ortak görüşüne göre Fenerbahçe'de daha zorlu bir gruba düştü. Aslında bu Kartal'ın için iyi bir haber. Bugüne dek Avrupa Kupalarında son derece başarılı bir performans çizen Sağlam bakalım Lucesculu Beşiktaş'ı hatırlatabilecek mi?




Beşiktaş'ın grubu zor derken kastedilen Liverpool'dan çok Porto'ymuş gibime geliyor; zira Liverpool her ne kadar son dönemde Şampiyonlar Ligi'nde kendi liginde yaşamadığı türden başarılara imza atabilmiş bir ekip olsa da Barcelona, İnter gibi ekiplere göre iç sahada daha bir diş geçirilebilirmiş gibi duruyor. Hiç kuşkusuz Carragher, Gerrard ve Torres gibi olağanüstü yeteneklere sahip oyunculara sahip bir ekipten bahsediyoruz. Nitekim Anfield Road'da Beşiktaş'a çok şans tanımak hayalcilik olur. Aslına bakılırsa bu sene Beşiktaş'ın -UEFA'ya katılmayı başarıp çeyrek final seviyesine gelemediği sürece- en zor maçı gibi gözüken Liverpool deplasmanı (-ki buna Porto deplasmanı da eklenebilir) Ertuğrul Sağlam'ın takstisyenliğinin sınanması için iyi bir fırsat olacak. İllâ ki 4-5-1'le sahaya yayılacak olan Beşiktaş o zamana dek tecrübeli Diatta'yı savunmasına ne kadar entegre edebiecek, bunu zaman gösterir. Orta beşlinin göbeğinde duracak olan Koray, Cissé ikilisinin de güçlü dirayetli Liverpool ve Porto orta sahalarına karşı nasıl bir performans gösterecekleri de Kartal'ın kaderini belirleyecek. Şayet Beşiktaş'ın 4+2 kişidenn mürekkep savunma bloğu işlerse Beşiktaş her iki maçtan da birer puan çıkarmayı başarabilir.

Ertuğrul Sağlam'ın bu kritik ve zorlu deplasman maçlarında vermesi gerekecek olan bir başka önemli kararsa Delgado veya Ricardinho'dan birini kulübeye göndermek olacak. Oynatmak için akla yatkın isim Delgado gözüküyor. Ancak gözde Arjantinli'nin deplasmanlarda "operadaki hayalet"i oynuyor oluşu Sağlam'ın tercihinin Rico Paşa yönünde olması sonucunu doğurabilir. Peki Rico Paşa Anfield Road'da Sergen'in Stamford Bridge'de yaptığını yapa(bili)r mi? Bunu zaman gösterecek. Beşiktaş'ın gruptan çıkabilmesi için Liverpool ve Porto ile oynayacağı 12 puanlık maç havuzundan asgarî 5 puan alması gerekiyor. Bu da içeride en az bir galibiyet ve deplasmanda en az bir beraberlik demek.

Peki Beşiktaş İnönü'deki maçlarda Porto ve/ya Liverpool'u nasıl yenebilir? Ben buarada da esas işin fovet hattından çok savunmacılara düşeceği kanaatindeyim. En başta düşündüren Hakan Arıkan'ın tecrübesizliği ve Rüştü Rençber'in geleneksel kabul günlerinden birine çıkma ihtimâli. Bunun dışında Serdar Özkan ve Tello ikilisinin çalışkanlıkları, muz ortaları illâ ki Delgado, Bobo ve hattâ Higuain üçlüsünden birinin kafası ve/ya bacaklarıyla buluşur, Kartal içeride golsüz kalmaz diyorum.

Geriye kalıyor çoğu yorumcu için tek şans olarak görülen üçüncülük mücadelesinde karşılaşılacak olan Marsilya. Şüphesiz ilk maçın Velodrome'da oynanacak olması avantaj. Beşiktaş'ın ligde berbat günler geçiren Akdeniz ekibini orada yenmesi süpriz sayılmamalı. Galibiyetin püf noktası Bobo'nun gelen fırsatları kaçırmamasında yatıyor. Sağlam'ın seyircisiyle maça hızlı başlayabilecek Marsilya'yı 4-5-1'le durdurup maç içinde 4-4-2'ye dönerek haklaması olası görülebilir. Delgado'nun orta sahayla forvet arasındaki gel-giti bu taktik için en önemli piyon olması sonucunu doğurabilir... Ama yine her şey çıtkırıldım Delgado'nun sakatlanmaması ve becerilerini sahaya yansıtabilmesinde yatıyor. Gerçi Fransa'yı -ve dolayısıyla Velodrome'u- çok çok iyi bilen Diatta ve Cissé ikilisi Beşiktaş'ın çok önemli birer avantajı olacak. Bilhassa Cissé, çalışkanlığını etkin arapaslara tahvil edebilirse Bobo'yu (ve duruma göre Higuain'ı) besleme yükü sadece Delgado'nun omuzarına binmemiş olacaktır.

İçeride oynanacak Marsilya maçındaysa Hanya Konya iyi kötü belli olmuş olacak. Şayet Beşiktaş İnönü'de Marsilya'yı ağırlıyorken en azından 3 puan toplamış olursa İnönü'de rakibini baskı altına alıp muz ortalarla yoracak bir Kartal pekiâlâ puanını altıya çıkarabilir. Bu da kalan iki maçta Beşiktaş'ın üçüncülükten çok ikinciliği zorlaması sonucunu doğurabilir. Bu anlamda fikstür Beşiktaş için olduça avantajlı... Bobo, Higuain, Serdar Özkan, Gökhan Zan ve İbrahim Toraman gibi genç ve Avrupa piyasasında kendini göstermek isteyecek oyuncuların varlığı da olası bir konsantrasyon eksikliğinin şimdiden önüne geçiyor gibi... Bir de Nobre'nin durumu var tabiî. Bal yapmayan arının ŞL'de etkin bir yedek olabileceğini sanmıyorum. Sözün özü Sağlam'ın Beşiktaş'ı iddia sahibiyse üçüncü olabilir. İkincilik büyük bir başarı olur; ancak bu sanıldığı kadar imkânsız değil.

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi Fikstürü:

18 Eylül 2007: Marsilya - Beşiktaş
03 Ekim 2007: Beşiktaş - Porto
24 Ekim 2007: Beşiktaş - Liverpool
06 Kasım 2007: Liverpool - Beşiktaş
28 Kasım 2007: Beşiktaş - Marsilya
11 Aralık 2007: Porto - Beşiktaş

Hakkı Kurtuluş


Beşiktaş'ın Rakipleri:



LIVERPOOL
Liverpool Devler Ligi’ni 2005 yılında İstanbul’da tarihi bir finalde Milan’ı devirerek müzesine götürdü. 2006/07 Sezonu’nda Premier League’i dördüncü sırada tamamlayan İngiliz temsilcisi bu yaz yaptığı transferlerle başta Premier League olmak üzere katıldığı tüm turnuvalarda şampiyonluk hedefliyor. Maçlarını tarihi Anfield Road’da oynayan Liverpool bu yaz en önemli transferini Atletico Madrid’ten Fernando Torres’i alarak gerçekleştirdi. Andriy Voronin, Ryan Babel ve Yossi Benayoun takıma katılan diğer önemli isimler. Craig Bellamy, Mark Gonzalez ve Luis Garcia gibi isimler Liverpool'dan ayrıldılar. Takımın başında İspanyol Menajer Rafa Benitez var.

PORTO
2004 Şampiyonlar Ligi şampiyonu Portekiz temsilcisi, 2006/07’de kendi liginde mutlu sona ulaştı. Son dönemde Portekiz futbolunun en önde gelen ismi olan Porto, bu yaz Trabzonspor’dan Milan Stepanov’u kadrosuna kattı. Ayrıca River’dan alınan Ernesto Farias da önemli bir isim. Takımın beyni ise Ricardo Quaresma. Porto bu yaz Anderson, Hugo Almeida ve Pepe gibi yıldızlarını sattı. Porto’nun evi Jose Arvelade Stadyumu.

MARSİLYA
Yıllardır arzuladığı çıkışı bir türlü yapamayan Marsilya, bu sezon ülkesini Şampiyonlar Ligi’nde temsil edeceği için çok gururlu. Geçen sezon takımda kiralık oynayan Djibril Cisse artık bonservisiyle Marsilyalı. Takım en büyük yarayı genç yıldızı Frank Ribery’yi Bayern’e kaptırarak aldı. Marsilya maçlarını şehrin 3.5 km dışındaki Veledrome’da oynuyor.