geçen hafta real- gs ilk maçından önce ntvspor'da 10 yıl önce 3-2 biten maçı yayınladılar. maçı beklerken ben de takıldım. eski görüntüleri izlerken insanda oluşan tuhaf nostalji havası bir yana güzel bir maçmış.

real'in başında del bosque var. maçın büyük kısmında gs, fatih akyel'le bindirdikçe bindiriyor sağdan. gol geleceği o kadar açık ki. del bosque ise müdahale etmiyor düşünmüyor bile. doğru bildiği bir sistem var sahada ve onu uygulamaktan bir an olsun vaz geçmiyor. sonuç olarak o maçı kaybediyor.

işte bu günün gözüyle o maçı izlerken anladım, bu adama neden "yeniköy kasabı" dediğimizi. bu adama başarısız diyecek bir allahın kulu olamaz. şampiyonlar ligi, ispanya ligi, dünya kupası kazanmış bir teknik adam bu. bizim anlayamadığımız şey işte yukarıdaki gibi bir sistem takımı olmaktı.

bizde lafa geldiği zaman herkezin ağzındadır. ama tek kötü sonuç yaşansa teknik direktör linç edilir hep birlikte. o gün biz olsak," bu adam oyun okumayı beceremiyor", "gitsin","kenarda öyle seyrediyor", "gitsin", "biz görüyoruz o görmüyor", "gitsin" gibi çok sağlam (!) argümanlarımızla yerle yeksan etmiştik bosque'yi. hem ona hem rijkaard'a öyle yapmadık mı daha sonra!

oysa bize iyi olduğu öğretilen teknik direktörlük şekli böyle değildi. milne hiçbir zaman daum'un gördüğü saygıyı görmedi kamuoyu oluşturucular tarafından. bize kenarda kıpır kıpır, yerinde duramayan, oyuna sanki oyuncuymuş gibi dahil olan teknik direktörleri sevmemiz öğretildi. mustafa denizli öyle büyük hocaydı ki mesela, büyük maçlarda muhakkak bir süpriz kadro hamlesi yapar maçı alırdı. terim öyle hakimdi ki oyuncularına öl dese ölürlerdi. bize sadece bunları takdir etmemiz öğretildi.

halbuki bu adamlar aslında ne kadar değerliyseler; bosque, milne gibi adamlar da en az onlar kadar değerliydi. bir kere onlara gereken zamanı ve ortamı vermeyi başarırsanız; başarıları daha kalıcı oluyordu.

ben bu iki tip antrenörlük felsefesini sistemciler ve mentörler olarak sınıflandırıyorum. günümüzün en iyi sistem takımı barcelona'yı buraya getiren guardiola'yı sistemci; öte yandan gittiği her takımda farklı oyun anlayışlarıyla başarıya ulaşmayı başaran morinho'yu mentör olarak düşünürseniz sınıflandırmayı daha iyi anlarsınız.

aykut kocaman'ın bu iki anlayışa bakarsak iyi bir sistemci olduğunu düşünüyorum. bu adamın takımının beğenirsin beğenmezsin bir sistemi muhakkak olur. bu adamın takımındaki hiçbir oyuncu 10 km ortalamanın altında koşmaz. bu adamın takımındaki her oyuncunun görev tanımı açık bir şekilde tanımlanmıştır.

tüm bunların üstüne aykut hoca genç yıldız adaylarına şans vermeyi sever. bu yıl salih uçan'ı son derece güzel bir şekilde kadroya monte etti. bu adama görev verdiğiniz her yıl yeni bir genci takıma monte etmeye gayret edeceğine emin olabilirsiniz.

özellikle fenerbahçe tarihinde bu kadar uzun görev alan ilk sistemci teknik direktördür kocaman. fb daha önce löw, hiddink gibi sistemcilere tahammül edemedi. pareira'yı ise futbolumuzun yönetim anlayışından hazetmedinden kaçırdı fb. ilk kez bir sistemci bu kadar uzun süre takımın başında ve tarihimizde ilk kez uefa kupasını almaktan bu kadar ciddi bahsediyoruz. bu bir tesadüf olamaz.

kocaman 11/04/2013 tarihi itibarı ile başarılı bir hocadır. bu gün ileriye baktığımızda uefa, lig ve türkiye kupalarını alabilme ihtimali güçlü olan takımın hocasıdır. hiç kuşkusuz bu 3 kupayı da alırsa kendisini başka bir yere konumlandıracaktır kamuoyu gözün de. öte yandan hiç birini alamayabilir de!

uefa'da yarı finalde ya da finalde kaybedebilir, şampiyonluğu gs kazanabilir, tüm bunlarla uğraşırken türkiye kupasını dahi kaybedebilir de. işte benim korkum bu durum gerçekleşirse olabilecekler.

türk futbol kamuoyu yaratıcıları kazanmak dışında hiç bir şey başarı olarak görmez, ya da lanse etmezler. telegol anında kocaman'ın kötü kararlarını masaya yatırır. kulüp muhaliflerinden biri ne bileyim mesela selim soydan çıkıp "fenerbahçe için şampiyonluk dışında her sonuç başarısızlıktır" der vs. zaten bu yüzden kalıcı başarılar kazanamıyoruz yıllardır.

şunun adını açık ve net olarak koymak gerekir. bana göre, kocaman bu yıl 3 kupayı da alamasa bile, bu kupalarda takımını gücünün son damlasına kadar savaştıran hoca olarak başarılıdır ve görevine devam etmelidir.

aksi bir durum kendini tekrar etmektir. ve bu karar fenerbahçe için iyiye ya da kötüye tarihi bir dönüm noktası olacaktır!

Ekşide gördüm güzel yazı olmuş.