Not:Yanlış yere yazdığım mesajı yöneticilerin uyarısı üzerine daha doğru bir yere yeniden yazıyorum yani ikinci defa bu mesajı okumak zorunda kalanlardan olabilir, onlardan özür dilerim.

(Şimdi yazacaklarımdan bazı arkadaşlar rahatsız olabilir ama bu laflar aynı zamanda kendimedir de yani başkalarını değil kendimi de eleştiren bir yazıdır.)

Uzun süredir bu lig maçları başlıklarına bir şey yazmamıştım ama yetti be bu anlamsız, saçma sapan tartışmalar. Ya yemişim Adnan Polat'ınızı da Aziz Yıldırım'ınızı da Yıldırm Demirören'inizi de be! Ne kıymetli adamlarmış ya bunlar! Bunları savunmak için bir yerlerimizi yırtıyoruz. Bir çekip de gitmediler de rahatlayamadık ya! Adamlar bulmuşlar gül gibi koltukları, bedava reklam kaynağını bizle dalga geçer gibi üç maymunu oynuyorlar. Ne bunların ne de bunları savunmak için kendinden geçersene bir şeyler söyleyip bir şeyler yazanların bir diğerinden ve birbirilerinden farkı yok.

Canı sakılan hakeme laf atar, keyfi yerindeyse "biz hakemler hakkında konuşmayı sevmiyoruz" der, biraz canı yanınca bu cümleye bir "ama..." ekler başlar hakemleri kaymaya.

Baktılar şampiyonluk veya kupa mı gitti ligden çekiliriz tehditleri yağdırırlar. Yok 'Ulusoy' yok 'Keçeci' yok bilmem hangi hakem istifa derler. Sonra da dönüp onlarla işbirliği yaparlar.

Taraftar da oturup futbolumuza zarar vermekten başka hiçbir işlev görmeyen bu kişileri oturur savunur. Şimdi yazsan basında haklarında çıkan haberleri veyahut haklarında açılan davaları, TCK'ya muhalefetten başın derde girer o yüzden yazmaya gerek yok (yine de örnek: Nihat Özdemir'in son operasyonda gözaltına alınması) ama birçoğu mafya ve türevi kirli işlere bulaşmış kişiler. Taraftarların oturup da bu kişileri camialarından uzaklaştırmaya çalışmaları gerekirken tam tersine eli yüzü düzgün adamlara yapmadıklarını bırakmazlar. (Örnek:Özhan Canaydın'ın fair-playe yaptığı katkılardan sonra bizzat taraftarlarından gördüğü tavır, adamın bir hain ilan edilmediği kaldı.)

Bir de üç büyüklerin taraftar olarak yaptığımız bir mazlum edebiyatı var, yok hakkımız yeniyormuş da falan filan. Ne hak yenmesi be, diğer 15 takımın hakları bizim lehimize yenirken ve bu çark on yıllardır böyle işlerken hiçbir şey yok, ama birazcık bizim aleyhimize bir şeyler oldu mu başlıyoruz ağlamaya. Adama gülerler be! En az 10 yıldır şu ligi takip ederim 3 büyük takımından birinin aldığı en kötü sıranın 6.lıktan aşağı olduğunu hatırlamam ki ne kadar kötü sezonlar geçirdiler. (Ha bir dip not hepsi de sırayla bu dereceyi aldılar, bakın ne kadar da hakperest bir hareket değil mi hak hukuk adalet diyoruz ya hani)

Bir not da Beşiktaşlı arkadaşlara diyorlar ya en çok bizim hakkımız yendi diye. Evet haklılar, ben de o inançtayım ki üç büyükler arasında en çok hakkı yenen daha doğrusu diğerlerine göre daha az kollanan takım Beşiktaş'tır. Ama BJK'li yöneticiler birer erdem abidesi olduğundan falan değil o sahadışı olayları yapacak kadar "derin" bağlantılarının olmamasından. Yoksa onlar da Fenerbahçeli veyahut Galatasaraylı yöneticiler kadar güçlü olsalardı onlar da onlar kadar çatır çatır hak yer, haksızlık yaparlardı. Yoksa onlar da güçleri oranında gayet de güzel kollanmışlardır. Ayrıca niye kullanmasınlar ki onlar da diğer takımların yöneticileriyle aynı toprağın numunesi değil mi (Rahmi Koç Bjk'li ve bir adalet timsali ama Ali Koç Fb'li ve bir hakszılık abidesi değil mi zaten) yoksa haşa Allah bir takımın taraftarını ve yöneticisini diğerininkinden şerefli ve haysiyetli kıldı da haberimiz mi yok?(Hakikaten de benim yöneticim ve taraftarım her şart altında iyidir diğerlerinin ki tü, kakadır diyen bazı güzide arkadaşlarımız var ya şu üç takımın taraftarı için de bu sorum onlaradır.) Olay çok basittir arkadaşlar böylesi bir hak, hukuk değerlendirmesine girişilecekse ürettikleri hakka veya haksızlığa değil ürettiklerinin güçleri, paraları ve nüfuzlarıyla orantısına bakılır yoksa birtakım yanlış tespitler de bulunursunuz ancak.

Son söz olarak biliyorum bayağı ağır bir ileti oldu. Ama dediğim gibi bu sözleri kendimi tenzih ederk başkalarına atfen yazmadım ben de bu laflarımın muhatabıyım. Bu bataklığı birileri kurutacaksa eğer o kişiler de yine biz taraftarlar olacağız. Bunun bilincine varmamız ve buna göre hareket etmemiz gerekiyor.

Kavgasız, gürültüsüz nice günlere!