maddeler halinde yazmakla bitmez aslında...

arayüz ve genel işleyiş

-zevk meselesi sonuçta. beğenen olur beğenmeyen olur ama her sene oyunun arayüzünü değiştirmek de nedir? yenilik diye başka bişey sunamadıkları için menüleri değiştirip kitleyi kandırırız yolunu seçmişler bence.

-save almak o kadar uzun sürüyor ki insan üşeniyor. hayır oyun adam akıllı çalışsa save almak zorunda hissetmez insan kendini.. ama her an crash dumps verme olasılığı olduğu için mecburen save alıyoruz. o da 1 saat sürüyor.

-oyuncular sürekli huzursuz. yahu tamam oynamayan adam sorun çıkarabilir. ama herkes mi? takımda yedek kulübesinde bekleyen kim varsa oynamak istiyor. "tamam ulan oynatacağım seni" demediğiniz sürece de tatmin olmuyorlar hiçbir sözden..

transferler

-yine 3 kuruşluk oyuncuya milyon dolarlar istenmesi, kendi değerli oyuncumuza ise teklif gelmemesi, gelen tekliflerin de komik olması olayı devam ediyor.. bilmiyorum bunları ayarlamak ne kadar zor olabilir? ama eminim öyle çok çok zor olmasa gerek. hele ki 20 yıldan fazla mazisi olan bi oyun için bunlar artık çerez olmalı..

-normalde istendiğinde takla atarak gelecek adamlar teklifleri görüşme gereği bile duymuyorlar yine. saçmalığın daniskası. bu itibar olayı da yıllardır çözülemeyen bi sorun.. çok zor olduğunu düşünmüyorum. her sene oyundaki 1 aptallığın üzerine gitseler şimdi mükemmele yakın bi oyun oynuyorduk..

-henüz uzun soluklu bi kariyer yapamadım ama eminim büyük takımların ilerleyen yıllarda saçma sapan adamları alması olayı da devam ediyordur.. bilen varsa aydınlatsın lütfen..

maç motoru

oyunun en can alıcı noktası aslında. şunu düzeltebilseler kimse diğer eksikleri umursamaz bile. ama yok arkadaş. her sene aynı. sadece kanat organizasyonlarında adamların sıfırdan vurma olayını düzeltmişler. orta açıyorlar.. onlar da genelde rakibe çarpıp kornere ya da taca gidiyor..

-beklere, topla içe kat et komutu vermeme, hücum oyununu benimsememe, yaratıcılığı kısıtlamamış olmama rağmen adamlar inatla çok geriden orta yapıyorlar. 3-5 metre daha ilerleyip orta kesse ya da topla ceza sahasına girse net pozisyon olacak ya.. o yüzden hiç kasmadan ortayı kesiyor.. tabi ya kalecinin kucağına ya rakibe... bu en basit hata..

-direkten dönen toplar 100 senedir düzeltilmedi. artık umudum kalmadı.. bu şekilde kabullendim..

-bana mı denk geldi bilmiyorum ama çok sayıda penaltı kaçıyor gibi...

-maçlar fazla gollü.. her hafta 1-2 tane 7-8 gollü maç oluyor. gerisi de 3-4 golden aşağı değil. halbuki ligimizin maç başı gol ortalaması 2,5 bile değil sanırım..

-yine bizim gol makinelerimiz mutlak pozisyonları bozuk para gibi harcarken rakibin "kazma" diye tabir edeceğimiz adamları 30 metreden direk dibini görüyor.. bizimkiler topu ayağına aldığında rakibe vermek için bi tarafını yırtarken rakip 2 pasta kaleci ile karşı karşıya kalıyor.. kaleci degajları çok fazla oranda gol pozisyonuna dönüşüyor...

-rakip oyuncu topa bizim oyuncumuzdan 2 kat uzaktayken, oyuncumuz sallana sallana hatta arada dura dura topu almaya gidiyor.. normalde hiç koşmayacak aslında ama ayıp olur diye düşünmüş SI heralde.. tabi rakip topu alıp yardırıyor sonra.. bu şekilde kaç tane pozisyon verdim hatırlamıyorum bile..

-uzaktan atılan gollerin sınırı yok.. futbolda bu kadar uzak mesafeli gol olsa şu an yeryüzünde uygulanan tüm taktikler boşa gider. ne gerek var 3-5-2, 4-4-2 yok kontra yok tik-tak falan.. koy 1 gerard 1 lampard her maç 3 tane taksın 40 metreden.. ceza sahası dışından gol olmayan maçım yok gibi.. hatırlamıyorum en azından.. o derece fazla.

-kısa paslar fazla isabetsiz. şimdi muhtemelen istatistiklere göre şöyle şöyle diye savunanlar olacaktır lakin ortada şöyle bi problem var.. kritik kısa paslar yerini bulmuyor.. adam etrafında 5 tane 3-5 metre pas olasılığı varken ve takımı kontraya kaldırabilecekken topu tak diye rakibe nişanlıyor. hee tabi fm'nin aşırı ileri yapay zekası muhtemelen istatistikleri dengelemek adına öteki pasların biraz daha isabetli olmasını sağlıyordur tahminin.. böylece bu paslar neden böyle diyenlere karşı bi savunma yapabilirler..